İki gün sonra Anneler Günü. Yine vitrinlerde çiçekler olacak, sosyal medyada eski fotoğraflar paylaşılacak, herkes annesine birkaç güzel cümle söylemenin yolunu arayacak. Ben ise bu Anneler Günü’nde anneliği biraz daha başka bir yerden düşünüyordum.

Bana yıllarca “Hayatın değişecek” dediler. “Önceliklerin değişecek” dediler. Hatta öyle cümleler kuruyorlardı ki sanki insan kendinden vazgeçiyormuş gibi geliyordu bana. “Canından öte olacak” diyorlardı. İçimden “Abartıyorlar” diyordum. “Bir insan başka birini kendinden daha fazla nasıl düşünebilir ki?” diye geçiriyordum aklımdan.

Sonra anladım.

Meğer annelik sadece bir duygu değilmiş. Bir sorumlulukmuş. Hem de insanın ömrü boyunca yüreğinde taşıdığı, hiç bitmeyen bir sorumluluk… Dünyaya gelen küçücük bir insanın korkularını, güvenini, sevgiyi öğrenme biçimini şekillendirmekmiş annelik. Bir çocuğun sadece karnını doyurmak değil, ruhunu da incitmeden büyütebilmekmiş.

İnsan anne olunca daha önce korkmadığı şeylerden korkmaya başlıyor gerçekten. Gece uykusunda nefesini dinlemek, hasta olur mu diye endişelenmek, ileride üzülür mü diye düşünmek… Çünkü artık kalbiniz bedeninizin dışında atıyor gibi hissediyorsunuz.

Ama annelik üzerine düşündükçe başka bir şeyi daha fark ediyorum. Biz bazen anneliği kutsarken, fedakârlığı yanlış yerden anlatıyoruz. Çocuklara “Senin için hayatımı verdim” demek sevgi değil bazen yük bırakmak oluyor. Oysa çocuklar bizim borcumuzu ödemek için dünyaya gelmiyor. Biz onları yaşlılığımızda bize baksınlar diye değil, sevgiyi çoğaltmak için hayata getiriyoruz. Fedakârlık yaptıysak da bunu kendi isteğimizle yapıyoruz.

Gerçek annelik belki de tam burada başlıyor; bir çocuğu severken onu kendine mecbur bırakmamakta…

Ve bir başka gerçek daha var. Anne olmak her zaman iyi anne olmak anlamına gelmiyor. Her çocuk aynı şefkatle büyümüyor. Bazı anneler çocuklarının yarasını sararken, bazıları hayat boyu kapanmayan yaralar açabiliyor. Bu yüzden bugün anneliği konuşurken, sadece doğurmayı değil; sevgi vermeyi, korumayı, dinlemeyi, anlayabilmeyi de konuşmak gerekiyor.

Çünkü annelik sadece bir unvan değil, her gün yeniden hak edilmeye çalışılan bir emek aslında.

Bu Anneler Günü’nde; evladı için geceleri uykusuz kalan, sevgisini sessizce büyüten, çocuğunu özgür bir birey olarak yetiştirmeye çalışan tüm güzel annelerin Anneler Günü kutlu olsun.

Ve anneliği eksik, kırıcı ya da yanlış yaşamış olanlara da belki biraz fark edebilme, biraz kendini sorgulayabilme, biraz daha sevgiyle yaklaşabilme şansı gelsin.

Çünkü bazı çocuklar annelerini özleyerek, bazıları ise hiç sahip olamadığı bir anne sevgisinin eksikliğiyle büyüyor. Bu yüzden bugün sadece anneleri değil, içindeki çocuğu hâlâ iyileştirmeye çalışan herkesi de anlamak gerekiyor.