Helikopter yalpalamaya başladı ve... Birkaç saniye içinde... Döne döne “Beyaz Cehenem”e burundan çakıldı... Korkunç gürültü... Birkaç dakika sonra... Issız “kar beyaz” örtü derin bir sessizliğe büründü... Helikopterde pilot dahil altı kişi vardı... Hiç birinden çıt çıkmıyordu... O altı kişiden biri ise... Büyük Birlik Partisi'nin... Kurucu Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu’ydu... O da dahil... Yolculardan hiç biri kımıldamıyordu...
Birkaç kaç dakika sonra...
Gözünü açan tek kişi ise...
İhlas Haber Ajansı Muhabiri İsmail Güneş’ti...
Genç gazeteci soğukkanlılıkla...
112 acil ambulans hattını aradı...
Zor konuşuyordu...
Yaralandığını...
Bacağının kırık olduğunu söyleyebildi...
Ardından da ekledi:
“Helikopterde sadece Erhan Üstündağ inliyor...
Murat Çetinkaya ve Kaya İstektepe’den ses gelmiyor...
Muhsin Yazıcıoğlu’nu ise göremiyorum!..”
Takvimler o günü, “25 Mart 2009 / Çarşamba ” olarak gösteriyordu...
...Ve, çok önemli ayrıntı daha:
İddialara göre enkaza 48 saat sonra ancak ulaşılabildi!
Kar fırtınası hakimiyetini sürdürüyordu, Keş Dağı’nın eteğinde...
*

Muhsin Yazıcıoğlu...
Türk Siyaseti’nin genç liderlerindendi...
...Ve, hep şöyle anıldı...
Vatansever... Dürüst... Dik duruşlu... Millet aşığı...
Sadece bu dört “yakıştırma” bile...
O’nun siyasette ne denli farklı olduğunu ortaya koyuyordu...
*
Muhsin Yazıcıoğlu, Türk siyasetinde “dik duruşu” ile tanınıyordu...
O’nu sevenler...
“Şaibeli ölümü”nü hatırlatarak...
“Yiğit adamdı; dava adamıydı” diyorlardı...
Bu sözler “suikast” şüphelerini güçlendiriyordu...
Bir zamanlar 7,5 yıl cezaevinde yatmasına karşın...
Devletine hiç küsmeyen bir siyasetçi olarak...
Her yıl ölüm yıl dönümünde anılıyor...
Ölümü ise hala gizemini koruyor...
*
1954'te Sivas'ta doğmuş bir dava adamıydı Muhsin Yazıcıoğlu...
“Ülkücüler” arasında aktif görev aldı...
Yüksek eğitim yaptı; veteriner oldu...
24 yaşında dönemin Cumhurbaşkanı Fahri Korutürk'e mektup yazdı...
Ülkedeki iç karışıklığa dikkat çekti...
“Eller silah değil, kalem tutmalı...”
Diyen bir lider olarak öne çıktı...
12 Eylül 1980 öncesi, Ülkü Ocakları Genel Merkezi’nde...
Genel Başkanlığa kadar yükseldi...
*
Gün geldi; Muhsin Yazıcıoğlu...
Mamak Cezaevi’nin demir parmaklıkları arkasında buldu kendini...
İdamla yargılanan 220 ülkücü arasında yer alıyordu...
5,5 yılı hücrede, 7 buçuk yıl cezaevinde kaldı...
Dava sonrası beraat etti...
1987'de siyasete geri döndü...
28 Şubat döneminde ise...
Darbecilere tepkisi şöyle oldu:
“Namlusunu millete çevirmiş tanka asla selam durmam!”
*
Dönüyoruz yine helikopter kazasına...
Şu garip olayı unutmak mümkün değil...
Helikopterin enkazı...
48 saat süren arama çalışmalarının yapıldığı bölgenin içinde değil...
115 kilometre(!) uzağındaydı...
Silinen kayıtlar...
Helikoptere ait radar cihazlarının kaybolması...
Gazeteci İsmail Güneş'in telefon görüşmeleri yapabilirken...
Çenesi kırık halde bulunması ise...
“Yoksa suikast mi?” kuşkusunu yarattı...
Resmi kayıtlara kaza olarak geçse de...
İddialara göre...
Arama-kurtarma ihmalleri...
Yazıcıoğlu’nun kanındaki karbonmonoksit şüphesi...
Yıllardır tartışılıyor!
Özellikle...
Kazadan önce Yazıcıoğlu'nun telefonlarının dinlendiği ve...
Arama kurtarma sürecinin sabote edildiği konuşulmuştu...
Ne var ki...
Ancak suikast iddiasına dair...
Net ve nihai bir yargı kararı henüz verilemedi...
Bu arada...
Muhsin Yazıcıoğlu ve beş kişinin kanında...
Yüksek miktarda zehirli gaz bulunması unutulacak bir ayrıntı değildi...
Türk siyasi tarihinde özgün duruşu, cesur tavırları ve...
Vatan sevdasıyla tanınan...
Büyük Birlik Partisi Kurucu Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu...
Helikopterin düşmesi sonucu hayatını kaybedeli...
Bugün itibarıyla 17 yıl oldu...
Ölümü ise hala gizemini koruyor... Ne kadar acı değil mi?
*
Muhsin Yazıcıoğlu, hayatını kaybettiğinde 54 yaşındaydı...
Türk siyasi hayatında "dava adamı" olarak bilinen ve...
Derin izler bırakan bir lider hüviyetiyle her yıl 25 Mart'ta anılıyor...
31 Aralık 1954'te doğan Yazıcıoğlu...
25 Mart 2009'da hayatını kaybettiğinde 54 yaşındaydı...
Üç dönem (19, 20 ve 23) Sivas milletvekili olarak görev yaptı...
*
Bitiriyoruz...
İki evlat babası Muhsin Yazıcıoğlu'nun cenaze töreni...
Ölümünden altı gün sonra...
31 Mart 2009’da Kocatepe Camii'nde düzenlendi...
O törene yaklaşık 700 bin kişi katıldı...
Vasiyeti üzerine...
Bakanlar kurulu kararı çıkarılarak...
Mehmet Âkif Ersoy Müzesi olarak kullanılan...
Dergâhın bahçesine defnedildi...
İnanılacak gibi değil ama gerçek:
Günümüzde kazanın oluş biçimi ve...
Kaza sonrasında yaşanan ihmaller hep hafızalarda...
Hala tartışılıyor ve...
“Kimbilir, taaa ne zamana kadar devam edecek o tartışma?”
Nokta...
Hamiş: “İnanmadığım yolda milyonlarla yürüyeceğime, inandığım yolda tek başıma yürürüm... Zindanmış bu karanlık oda ne gam! Bana imanımın ışığı yeter... / Muhsin Yazıcıoğlu...”
Sonsöz: “Önümüzde iki seçenek var: Ya ibret almayanlar gibi tarihin tekerrürüne seyirci kalacağız ya