Tanıştıklarında kız 24 yaşındaydı…
Oğlan da 26'nın içinde…
İstanbul'da sevdalandılar…
Oysa…
Kız Aydınlı, oğlan İzmirli'ydi…
Şarkıcıydı güzel kız…
Yakışıklı erkek de ipek tüccarı ailenin milli tenisçi oğlu…
“Ayyy, ne romantik…” demeye kalmaz, nişanlanırlar…
Ne var ki…
Hiç nikah masasına oturamazlar…
O'ssun varsın; birbirlerini deli gibi seviyorlar ya…
*
Aydın Lisesi'nin radyosunda…
Babası çakmasın diye…
“Parla Nur” takma adıyla türküler söyleyen…
Üniversite için İstanbul'a giden…
O sırada İlham Gencer ve Şerif Yüzbaşıoğlu ile tanışan…
Takvimler 1965'i gösterirken…
“Balkan Melodileri Festivali”nde…
“Niksar'ın Fidanları” ile birinci olan…
O kız var ya o kız…
Kariyerinin “en tepe noktasına” tırmanırken…
Kalbini çalan o yakışıklı delikanlı ile…
N'oluyor, demeye kalmadan…
İzmir'e taşınmasın mı?
*
Oğlan “altın çağı”nda kortlara veda eder…
Hayat prensibi olan…
“Gündüz uyur, gece yaşar…” görüntüsünden…
Asla taviz vermez…
Alsancak'ta yaşamaya başlarlar...
Kendisi de şöhretlidir, hayat arkadaşı da…
Oğlan, kızı hiçbir yere yalnız bırakmaz…
Birlikte, gün ışırken evlerine girerler…
Akşam üstü uyanıp, alemlere akarlar…
Öyle bir hayat yani…
Kız, plak çalışması için İstanbul'a giderken…
Oğlan şarkıcı sevgilisini hiç yalnız bırakmaz…
Bazıları…
“Oğlan kızı altın kafes'te yaşatıyor…” deseler de inanmayın!
İzmir gecelerinin görüp, görebileceği…
En romantik aşkının kahramanları olurlar…
Ancaaak…
Bu yaşamı “Dolce Vita / Tatlı Hayat” diye yorumlamayın…
Sizden, bizden farklı olmayan bir yaşam…
Evden Kültürpark Tenis Kulübe…
Oradan da…
Sabahı karşı Alsancak'taki “aşk yuvaları”na…
*
Yıllar yılları kovalar…
Kız'ın şarkıları dillerden düşmez…
Niksar'ın Fidanları... Yanan Mum... Anlamazdın... Nereye... Aşk Defteri... Zehir Gibi Aşkın Var...
*
Çalışmaları peş peşe gelir…
Plakları çok iyi satar…
Ama o, yine de…
Şöhret'in tadını İzmir'de, büyük aşkının yanında çıkarır!
Eh, İzmir'de yaşıyorsan…
Nasıl bir Ajda Pekkan olabilirsin?
*
“Ya sonra?” dediğinizi duyar gibiyim…
Az sabır…
70'li yılların efsane filmi “Love Story / Aşk Hikayesi”ni hatırlar mısınız?
Üniversite ikinci sınıftaydım…
Okulu kırıp, kız arkadaşımla birlikte Elhamra'da izlemiştim…
İkimiz de Yengeç burcu olduğumuz için…
Filmi izlerken gözyaşlarımıza engel olamamıştık…
İşte, “öyle bir aşk”tan söz ediyorum…
Bizim hikayenin kahramanlarının tutkulu sevdasını anlatırken…
*
...Ve, o “Love Story” filmi var ya…
Sanki gerçek olur, bizim hikayenin içinde…
O güzel şarkıcıya…
Henüz 45 yaşında “rahim kanseri” teşhisi konur…
Deliye döner İzmirli büyük aşkı…
Hemen Amerika'ya uçarlar…
Önce bi'umut iyileşti zannederler…
Sonra İstanbul'da tedavi görür…
Sonuç umutsuzdur…
Genç adam hayatının kadınını çaresiz İzmir'e getirir…
O sırada Yeni Asır'daydım…
İkisi de çok iyi dostumdu…
Akşam saatlerinde aradı, telefonla…
Sesi çok kötüydü…
“Ayla son bir röportaj istiyor…” dedi…
Ardından hıçkırmaya başladı…
Sabah, o günkü adıyla Alsancak’taki Özel Sağlık Hastanesi'ndeydim…
Geliyorum diye makyaj bile yaptırmıştı…
Röportajın yayını üç günde tamamlandı…
Yazdıklarımın bir nebze de olsa…
Acılarını unutturduğuna eminim…
Dördüncü gün, vefat haberi geldi…
Artık gözyaşlarıma engel olamıyordum…
Özel bir hanımefendi, olağanüstü bir ses…
Uçup gidivermişti yanı başımızdan…
Cahide Sultan'la birlikte kahrolduk…
*
O büyük aşkın “yaşamı kendisine yakıştıran” erkeği…
Hayata küstü…
Dağılmadı ama, içine kapandı…
23 yıllık beraberlikten sonra…
Evdeki hiçbir eşyayı değiştirmedi…
Çünkü onları tek tek sevdiği kadın seçmişti…
Evin salonuna astığı kocaman büyük aşkının fotoğrafı…
Belki de O'nu hayata bağlayan tek şeydi…
Dostlarına hep şunu söylüyordu:
“23 yıl boyunca birlikteydik… Bana bir kere bile (Ne zaman evleneceğiz?) diye sormadı…”
Sevdiği kadını kaybettikten sonra…
21 yıl yaşadı…
Ama hep “bir eksikle” yaşadı…
Akciğerlerinde problem vardı…
Sigara içtiği için zatürreye çevirdi…
Vefat ettiğinde 69 yaşındaydı…
Ancak…
Mutlu veda etti bu dünyaya…
Çünkü…
Aşağı yukarı dokuz yıl önce…
Çağan Irmak, harika filmi “Issız Adam”ın fon müziği için…
Ayla Dikmen’in...
Yıllar önce plak yaptığı…
“Anlamazdın...” şarkısını seçmişti…
O şarkı, uzun süre “marş” gibi dillerde kaldı…
Tenis Kulüp'ten sabaha karşı eve döndüğünde…
Mutlaka o şarkıyı dinler, hüzünlenirdi…

*
Bu hikayenin güzel kahramanı…
Türkiye'nin en iyi yorumcularından Ayla Dikmen'dir…
Birkaç gün sonra (20 Ağustos 2026) O'nu kaybedişimizin 36’ncı yılı olarak kayıtlara girdi bile...
Büyük aşkı…
İzmir'in unutulmaz siması…
İşadamı, milli tenisçi Enis Berki ise…
Büyük aşkını yitirdikten sonra 20 yıl yaşadı...
2011 yılında vefat etti...
*
Bitiriyoruz...
“Issız Aşk”ın ölümsüz kahramanları…
23 yıllık beraberlik ve 20 yıllık aradan sonra…
Bornova Altındağ'daki Kokluca Aile Kabristanı'nda…
Yan yana yatıyorlar…
Işıklar içinde uyusunlar…
Nokta…
Hamiş: Ayla Dikmen’in vefatından sonra Enis Berki, son röportajında Ayla'yı hiç unutmadığını, onunla yaşadıkları eve ve eşyalarına sadık kaldığını, "Keşke hayatta olsaydı da o da bunları görebilseydi" diyerek büyük bir özlem duyduğunu dile getirdi... Enis Berki de 2011 yılında vefat ettiğinde, vasiyeti üzerine Ayla Dikmen’in yanına defnedildi...
Sonsöz: “Aşk sandığın kadar değil, yandığın kadardır… / Hz. Mevlana…”