Son Mühür / Yağmur Daştan - Dünyanın en büyük güçleri arasında yer alan Türk Silahlı Kuvvetleri’nde (TSK) astsubaylıktan tümgeneralliğe yükselen ilk komutan olma payesini gururla taşıyan emekli Tümgeneral Engin Çırakoğlu, 15 Temmuz’un onuncu yıl dönümünde Son Mühür’e konuştu. Hain ve bölücü terör örgütü FETÖ kumpaslarında çok ağır bedeller ödeyen isimler arasında yer alan Çırakoğlu, 15 Temmuz’un sıradan bir darbe girişimi değil, Türkiye Cumhuriyeti’ni tamamen ele geçirmeyi hedefleyen bir işgal projesi olduğunun altını çizdi. 15 Temmuz öncesi süreçte TSK’nın bilinçli şekilde zafiyete uğratıldığını ve vatansever kadroların tasfiye edildiğini belirten Çırakoğlu, tüm bu olayların arka planı ve yaşananlar hakkındaki sorularımıza yanıt verdi.

“Bu topraklarda çok kan dökülecekti”

15 Temmuz'u Anmak Yetmez, Anlamak Gereki̇r...

Bugün 15 Temmuz; hem ülkemiz hem de Türk Silahlı Kuvvetleri açısından çok derin anlamları olan bir gün. Sizin hikayeniz, FETÖ’nün TSK’yı nasıl kuşatmaya çalıştığının ve buna karşı verilen direnişin en somut örneği. O kumpas sürecinde 26 ayınızı hapishanede geçiren bir subay olarak, bugün 15 Temmuz’u nasıl anımsıyorsunuz?

15 Temmuz, hiç unutulmayacak bir kahramanlık destandır. 15 Temmuz’a ‘Darbe girişimi’ diyorlar, bu yanlış… 15 Temmuz darbe girişimi değil, işgal girişimiydi. 15 Temmuz başarılı olsaydı bu topraklarda çok kan dökülecek, vatanperverler topyekun yok edilecekti. 15 Temmuz’u anlamak için şunu anlamak gerekiyor; 15 Temmuz öncesi karakollar basılıyor, şehit veriyor, yollar kesiliyor, masum insanlar ve öğretmenler katlediliyordu. 15 Temmuz’da ordunun büyük çoğunluğu özellikle general ve komuta kademesi tutuklandı. Çünkü ele geçirilmişlerdi. Generaller, amiraller, tugay komutanları, bölük komutanları tutuklandı. Yani aslında burada Türk Silahlı Kuvvetleri’nin matematiksel olarak büyük zafiyete uğraması gerekirdi. Fakat 15 Temmuz’dan sonra yurt içinde bir tane şehit verdik mi? Karakol basıldı mı? Yol kesildi mi? Bu hain örgütün kimlerle iş birliği içinde olduğunu gördüğünüzde 15 Temmuz’a bu açıdan da bakabilirsiniz. O günden sonra değişen şuydu: Yerli, milli, vatanını seven kişiler terfi edip komuta kademesine geldi.

“Sayısı az ama yüreği büyük insanlar…”

O günden bugüne TSK’nın geldiği noktayı nasıl yorumluyorsunuz? TSK’nın 15 Temmuz’dan aldığı derslerle kurumsal hafızası nasıl daha güvenli bir zemine oturtuldu?

Aslında 15 Temmuz’dan önce birtakım ihanetler de yapıldı; bilerek ya da bilmeyerek… Kozmik oda konusu var, onlara hiç girmeyeceğim… Kurumsal hafızalar ABD’ye gitti… Şu an geldiğimiz noktada etrafımızdaki savaşlarla da birlikte savunma sanayimiz güçlendi. Savunma sanayimiz güçlenince teknolojik imkanları kullanmaya başladık, terörle mücadelede güçlü olduk, komuta kademeleri yerli ve milli olarak hainlerden temizlendi. Dolayısıyla sayısı az ama yüreği büyük insanlar, gerçekten inanan insanlar TSK’nın komuta kademesine geldi. Daha önce bunlar var idi, terörle mücadelede başarılı olamadılar, acaba onlarla iş birliği içindeler miydi? Ne oldu 15 Temmuz’dan sonra da bıçak gibi kesildi? Bunların hepsini düşünmek gerekiyor. Şu anda Libya’da oyun kurucuyuz, Azerbaycan-Ermenistan Savaşı’nda biz vardık, Suriye’de, Irak’ta… Bakın, Zeytindalı Harekatı’nda biz vardık. O bölgede görev yaparak Zeytindalı Harekatı’nda da bulundum. Maalesef Fransız bir firmanın yaptığı ‘Aşılamaz’ denilen sığınakları da gördük. Tıpkı 1974 yıllarında “Beşparmak Dağları aşılamaz” demişlerdi, TSK imanıyla, inancı ve cesaretiyle aştı. Aynı şekilde Zeytindalı Harekatı’nda yerli ve milli komuta kademesi ve inancımızla çok kısa sürede orada başarılı olduk ve teröristlerden temizledik…

“FETÖcüler başlarındaki kardinale güvendi”

Ankara Fetö Operasyonu

Bunca yaşanmışlık içinde hayatın size öğrettiği en büyük ders neydi?

Ağaca yaslanma çürür, insana yaslanma ölür… FETÖ’cüler insana güvendi, başlarındaki kardinale güvendi. Ben kardinal diyorum çünkü bunlar o kadar büyük bir ihanetin içindelerdi ki… Bakın, Kurtuluş Savaşı ve Çanakkale Savaşı’nda biz lise ve üniversitelerdeki okumuş, yazmış kitleleri şehit verdik. Savaştan sonra okuma ve yazma oranı çok düşük bir halk kaldı elimizde. Kalkınmada da bu nedenle biraz geciktik. Almanya da büyük bir yıkıma uğradı ancak bilim insanları, akademisyenler kaçtı ve savaştan sonra geri döndü. Bu nedenle Almanya, savaştan çok kısa süre sonra ayağa kalktı. Türkiye’de böyle olmadı, okur-yazar kitlemiz gitti. FETÖ de Türkiye’ye en büyük ihaneti yaptı. Okur-yazar, kaliteli, nitelikli, akıllı çocuklar devşirildi, mankurtlaştı, vatana düşman olarak kendilerine casus hale getirildi. Maalesef biz bu nesli kaybettik. O akıllı, başarılı çocukları kaybettik…

Tek tek anlattı: Üç tip FETÖ’cü var…

Tabii, bu bir sosyolojik mesele. ‘Bir dokun bin ah işit’ derler ya… ‘General, amiral, profesör’ nasıl kandırıldı diyeceksiniz, bir vaiz nasıl kandırdı? Benim aklım bu cevabı veremiyor. Bu konuda yüksek lisans, doktora tezleri yapılmalı ve araştırılmalı… Bu insanlar nasıl kandırıldı? Bir kısmı makam ve mevkii sahibi olmakla kandırıldı, bir kısmı tabandan geldi ve kandırıldı; onlar zaten kafalarını kesseniz biatten vazgeçmezler. Nasıl ki kertenkelenin kafalarını kesseniz kuyruğunu koparırsınız ve yaşamaya devam eder ya onlar öyle… Ancak ikinci grup makam ve mevkii… Makyavelist bir yapı bu yapı çıkara dayalı. O başarılı oluyor çünkü arkada itme kuvveti var: FETÖ. ‘O zaman ben de FETÖcü gibi davranayım’ diyor. FETÖcüler onlara asla güvenmiyor, belli kademelere getiriliyorlar. Üç tip FETÖ’cü var… Biri tabandan gelen, diğeri kertenkeleler gibi kafalarını kessen ‘Bizim şeyhimiz böyle söylüyor’ diyen, üçüncüsü ise bazı yolsuzluk yapmış ve şantajla bunlara hizmet edenler… FETÖ böyle bir yapı. Pişman FETÖ’cü yok, pişkin FETÖ’cü var…

“Bütün argümanlarını çürütüp ellerinden alırım”

Engin Çırakoğlu (2)(Engin Çırakoğlu)

İzmir'deki orman yangınında umutlandıran kurtarma! Bitkin halde bulunan bukalemun yeniden doğaya bırakıldı
İzmir'deki orman yangınında umutlandıran kurtarma! Bitkin halde bulunan bukalemun yeniden doğaya bırakıldı
İçeriği Görüntüle

Bazen tarih yazılır, bazıları tarihi yazar. Bazıları ise tarihin içinde olup tarih yazar. Biz yakın tarihte kumpasa uğradık, 26 ay hapis yattım, içeride sorguladık: Niçin biz hedeftik, bunların amaçları neydi? İki müebbet hapis istemiyle yargılandım, 5 bin yıl… 4 Temmuz 2014 yıllında tahliye oldum. Tahliye olduktan sonra Binbaşı Bülent Acar ile cezaevi kapısında basına demeç verdik, ‘Devletin içindeki paralel yapı en geç üç yıl içinde temizlenmezse tarihin göreceği en kanlı darbeyi yapacak güce geldiler’ dedik. Sonrasında 14 Temmuz günü emeklilik ve istifa dilekçesi verdim, ayrıldım. Sonrasında bir gazeteye demeç verdim: FETÖ’cüler kozmik birime sızdı, sınav sorularını çalıp eşlerini bile birimlere yerleştirdiler, darbe yapacaklar. Bunların darbe yapacaklarını biliyorduk, davul zurna çalarak geliyordu. Bazıları ‘Bu bir tiyatroydu, darbe girişimi değildi. Terör saldırısı var diye bizi çağırdı’ diyorlar. Bütün bu argümanlarını çürütüp ellerinden alırım… Darbe girişimi değildi, o gece ‘Terör saldırısı var diye kışlalara gittik’ diyenler, Beştepe ve Jandarma iddianamesini okusunlar…

O gece ne yaşandı?

Nizamiyede bizim hazır kıtalar, hakiki mermiler, uzman çavuşlar vardır. Bir terör saldırısı olduğunda karşı koymak için… Darbe gecesi hainler nizamiyeyi ele geçiriyor, bu uzman çavuş arkadaşların eline kelepçe vurup silahlarını elinden alıyor ve bodrum kata kilitliyor. Hani terör saldırısı olacaktı? Dört tane daire başkanımız Beştepe Karargahına geliyor, bir tanesi rahmetli kurmay albay Güven Şağban, Aziz Yılmaz, Ali Demir ve Nurettin Alkan. İçeri girmek istiyorlar, ‘Artık sizin devriniz sona erdi, devir bizim devrimiz. Giremezsiniz!’ deniliyor. İlk mermi saat 21.20’de Jandarma Genel Komutanlığı Ankara Karargahı’nda sıkıldı. Nurettin Paşa kolundan vuruldu. Güven Şaban’ı esir aldılar, diğer iki arkadaşımızı da hastaneye Nurettin Alkan yetiştirdi. Hani terör saldırısı nedeniyle kışlalara gitmiştiniz? Yani bunlar göz göre göre yalan söyleyip halkı inandırmaya çalışıyorlar fakat halkımız inanmıyor.

Güven Şağban

‘İdam edilmeliler’ dedim, iki hafta sonra hapse girdim!

Çok zorlu süreçlerden geçtiniz. İki yılı aşkın süre özgürlüğünüzden mahrum kaldınız… Bir insan için çok yıpratıcı yaşananlar. Bunca yıl vatanına hizmet eden biri olarak ‘kumpas’ suçlamasıyla karşı karşıya kaldığınızda devlete, vatana inancınızı nasıl korudunuz?

Ben sorayım: Darbe niye başarısız oldu? Çünkü bunlar haindi, hainlik yaptıklarını biliyorlardı. Ellerini kaldırıp teslim oldular. İnançlı insanlar davaları uğruna şehit olur. Bunlar darbeyi haksız olarak yaptıklarını bildikleri için başarısız oldu. 2012 yılı mayıs ayının ilk haftası… İki albay komşum tutuklandı. Bir baktım televizyonda alt yazı geçiyor. Suçları Yunanistan’a, PKK’ya, Rusya ve İsrail’e askeri belge satmak. ‘Bunları idam etmek gerekir’ dedim. Eşim bana ‘Belki komplodur, kumpastır’ dedi ve kızdı. Ben de ‘Olur mu, ateş olmayan yerden duman mı çıkar!’ dedim. İki hafta sonra o örgütün lideri olarak tutuklandım. Hapishaneye girdim, Mustafa Önsel albayıma ‘Beni kimse ziyarete gelmiyor’ dedim. O da ‘Sen beni neden ziyarete gelmedin?’ dedi. Ben de ‘Genelkurmay başkanı tutuklandı, siz tutuklandınız. Ateş olmayan yerden duman çıkmaz diye düşündüm ve korktum’ dedim. O da bana ‘Şimdi diğer arkadaşların da sen casussun diye korkup gelmiyorlar’ dedi. FETÖ’cüler algı oyununu bu kadar iyi oynadı. Orada bizi inanç ayakta tuttu, ben bu işi yapmadım ve masumdum. Ancak o dönemin kalemşörleri vardı; Nazlı Ilıcak, Nagehan Alçı gibi… Yunanistan’a bizi belge satmakla suçluyordu. O kadar kızgın ve öfkeliyim ki… Bizim iddianamemizi hazırlayan FETÖcü savcı Zafer Kılınç ne oldu? Yunanistan’a kaçarken Meriç Nehri’nin üzerinde yakalandı. Bu hain örgüt, böyle bir örgüt.

“Türkiye’de astsubay kaynaklı ilk general”

Bugünün genç askeri öğrencilerine ve subay adaylarına ne tür tavsiyelerde bulunursunuz?

Liyakatle, bilginizle, kişiliğinizle ön plana çıkın. Bir başkasına yaslanarak değil. Kendinizi geliştirin ve okuyun. Kendinizi geliştirdiğinizde ailenize, devletinize, TSK’ya faydalı olursunuz. Dürüstlükten ayrılmayın. Örnek mi istiyorsunuz, işte benim… Çok başarılı bir subayken tutuklandım, en dibi gördüm. Sonra tahliye oldum, beraat ettim ve general oldum. Türkiye’de astsubay kaynaklı ilk general benim. ‘Ben subayım, astsubayım yükselemem’ demeyin. Çalıştıktan sonra mutlaka birileri görür. Ancak birileri görsün diye de çalışmayın, aldığınız maaşı hak edin. Harama el uzatmayın. Liyakatli olun, zaten başarı ardından gelir.

“Değişim ve dönüşümü görüyorum”

Tskk

Türk Silahlı Kuvvetleri'nin önümüzdeki 10 yıllık vizyonunda, sizce en kritik odak noktası ne olmalıdır?

TSK çok büyük bir dönüşüm içinde profesyonelliğe geçti, erleri kaldırdı. Artık kullandığımız silahlar teknolojik silahlar, uzmanlar kullanmalı. TSK, savunma sanayisinin de gelişmesiyle gücüne güç kattı. Türkiye’nin önde gelen silahlı kuvvetlerinden olmamızın gerekçelerinden bir tanesi de İHA’lar, SİHA’lar, lazer silah ve diğer ekipmanlarımız. Değişimi ve dönüşümünü görüyorum. Türkiye ileriki 10 yıl içinde silah ve savunma sanayisinde dünyadaki 3-5 ülkeden biri olacak. Yerli ve milli olmak çok önemli. Kendi silahınızı kendiniz üretir ve kimseye muhtaç olmazsanız güçlü olursunuz.

“Cesareti olan denesin…”

Son olarak… Bir kez daha bu ülkede darbe girişimi olur mu?

Bundan sonra darbe girişimi olmaz. Çünkü darbe girişimi yapacak şahıslar şunu biliyor: Bizi artık adalete teslim etmezler. Emin olun TSK, emniyet güçleri darbe yapmaya kalkanları adalete teslim etmez. Halkın elinden onları kimse alamaz. Ne söylemek istediğimi de böyle hevesi olanlar anlar. Cesareti olan denesin…

Muhabir: Yağmur Daştan