Siyasette makamlar geçicidir; geriye ise ilke, vicdan, emek ve adalet anlayışı kalır. Bornova Belediyesi’nde tartışmalar, iddialar ve kamuoyunda oluşan rahatsızlıklar bir türlü bitmek bilmiyor.

Şimdi de Fen İşleri, Park ve Bahçeler ile Temizlik İşleri birimlerinde çalışan bazı işçilere, Yeni Parti’ye geçmeleri yönünde baskı yapıldığı, hatta “Geçmezseniz kendinizi başka yerde bulursunuz” şeklinde tehditkâr ifadeler kullanıldığı yönündeki iddialar gündeme geliyor.

Öncelikle altını çizmek gerekir: Bunlar şu aşamada iddiadır. Doğru olup olmadığının araştırılması ve kamuoyunun açık biçimde bilgilendirilmesi gerekir.

Ancak eğer bu iddialar doğruysa, mesele basit bir siyasi parti tercihi olmaktan çok daha ötededir. Bu, doğrudan emeğin siyasete alet edilmesi ve işçinin ekmeği üzerinden siyasi baskı kurulması anlamına gelir.

İşçinin ekmeği siyasetin lütfu değildir

Sol ve sosyal demokrat düşüncenin en temel değerlerinden biri şudur:

Emekçinin alın teri, hiçbir siyasi yapının lütfu değildir.

İşçi, yaptığı işin karşılığında ücret alır. Bu ücret onun hakkıdır. İş güvencesi de herhangi bir siyasi lidere, belediye başkanına veya parti yöneticisine duyduğu sadakatin karşılığı değildir.

İşçinin siyasi düşüncesi, hangi partiye oy verdiği, hangi partiye üye olduğu veya hangi partiye geçmek istemediği onun çalışma hakkını belirleyemez.

Tam tersine, demokratik ve sosyal demokrat bir anlayış; işçinin siyasal tercih özgürlüğünü güvence altına almayı gerektirir.

Bir işçiye, “Bizim istediğimiz siyasi partiye geçmezsen kendini başka yerde bulursun” denildiği doğruysa, burada yalnızca bir siyasi tercih meselesi değil, ciddi bir demokrasi, emek ve hukuk sorunu vardır.

Çünkü elinde işçinin işini, görev yerini ve çalışma koşullarını değiştirme gücü bulunan yönetici ile geçimini emeğiyle sağlayan işçi arasında zaten eşit olmayan bir güç ilişkisi vardır.

Bu güce bir de siyasi baskı eklenirse, ortaya demokrasi değil, itaat anlayışı çıkar.

Sosyal demokrat belediyecilik bunun neresinde?

Kendini sosyal demokrat olarak tanımlayan bir belediyenin temel referansı emek olmalıdır.

Sosyal demokrasi; özgürlük, eşitlik, sosyal adalet, sendikal haklar, örgütlenme özgürlüğü ve hukukun üstünlüğünü savunur.

Daha önemlisi, belediye emekçisinin siyasi tercihine saygı gösterilmesini gerektirir.

Sokakları temizleyen, parkları yapan, yolları onaran, kentin günlük yaşamını ayakta tutan emekçilerin siyasi tercihlerini sorgulamak ya da onları belirli bir siyasi yapıya yönlendirmek, emeğe saygısızlıktır.

İşçiden beklenmesi gereken siyasi sadakat değil, yaptığı işin hakkını vermesidir.

Solculuk makam değişince değişmez

Burada daha temel bir soruyu da sormak gerekiyor:

Bir siyasi parti değiştiğinde bizim emek, demokrasi ve özgürlük anlayışımız da mı değişiyor?

Eğer dün siyasi baskıya karşı çıkanlar bugün aynı yöntemi kullanıyorsa, sorun yalnızca kişilerin veya partilerin değişmesi değildir.

Sorun, siyasetin ilkesizleşmesidir.

Sol ve sosyal demokrat siyaset açısından önemli olan, iktidarın kimde olduğu değil, iktidarın nasıl kullanıldığıdır.

Dün bir işçiye siyasi tercihi nedeniyle baskı yapılmasına karşı çıkıp bugün aynı baskıyı başka bir siyasi amaç için savunmak, sol ve sosyal demokrat anlayışla bağdaşmaz.

Gerçek demokratlık, iktidarın kimde olduğuna bakmadan emeğin ve özgürlüklerin yanında durabilmektir.

Belediye parti bürosu değildir

Bornova Belediyesi'nin bir kamu kurumu olduğunu unutmamak gerekir.

Belediyeler siyasi partilerin özel mülkü değildir.

Seçimle gelen yöneticiler, kendilerine oy verenlerin değil, bütün Bornova halkının temsilcileridir.

Belediyede çalışan işçiler de yöneticilerin siyasi tercihlerini paylaşmak zorunda değildir.

İşçinin özgür iradesi, belediye koridorlarında şekillendirilemez.

Hele hele iş güvencesi üzerinden baskı kuruluyorsa, bu durum demokratik ve sosyal demokrat belediyecilik anlayışıyla kesinlikle bağdaşmaz.

Bu nedenle Bornova Belediyesi yönetiminin, kamuoyunda konuşulan bu iddialara sessiz kalmak yerine açık ve net bir açıklama yapması gerekir.

İddialar doğru değilse reddedilmelidir. Doğruysa sorumluları hakkında gerekli işlemler yapılmalıdır.

Çünkü suskunluk, bu tür iddiaların daha da büyümesine neden olur.

İşçi yalnız değildir

Bugün Fen İşleri'nde, Park ve Bahçeler'de veya Temizlik İşleri'nde çalışan bir emekçi; yarın aynı baskıyla başka bir belediye çalışanının karşılaşmayacağının garantisini nereden alacaktır?

Bu nedenle mesele birkaç işçinin meselesi değildir.

Bu, bütün belediye emekçilerinin demokratik, hukuki ve sendikal haklarıyla ilgili bir meseledir.

Sol ve sosyal demokrat siyasetin tarihsel sorumluluğu da tam burada başlar:

İşçinin yanında durmak.

Sendikal örgütlenme özgürlüğünü savunmak.

Siyasi baskıya karşı çıkmak.

İş güvencesini korumak.

Ve en önemlisi, insanın ekmeğini siyasi tercihlerine bağlamamak.

Çünkü sosyal demokratlık yalnızca seçim dönemlerinde kullanılan bir siyasi sıfat değildir.

Sol olmak, güç elimize geçtiğinde de emeğin, özgürlüğün, eşitliğin ve adaletin yanında durabilmektir.

Bornova Belediyesi'nde yaşandığı iddia edilen bu olaylar doğruysa, bunun adı ne sosyal demokrat belediyecilik olur ne de demokratik siyaset.

Bunun adı olsa olsa emeğin siyasi baskı aracına dönüştürülmesidir.

Ve buna itiraz etmek, bugün her zamankinden daha fazla gereklidir.

Çünkü işçinin ekmeği siyasetin malzemesi değil, alın terinin hakkıdır.

Bunu savunmak ise yalnızca siyasi bir tercih değil, insani, demokratik ve vicdani bir sorumluluktur.