Dünyanın “en zeki şehirleri” listesi açıklanmış…

Ve bakın kim var o listede:

Eskişehir

15. sırada.

Hem de kimi geride bırakarak? Stockholm…
Berlin…
Tokyo…
Paris…

Daha ne olsun?

+++

Yetmemiş…
Ankara 19. sırada,
İstanbul 24. sırada,

Yani Türkiye’den üç şehir ilk 30’da.

Şimdi soruyorum:

Biz gerçekten “zeki şehirler” ülkesi miyiz?
Yoksa bazı şehirlerimize rağmen mi bu listeye girdik?

+++

Bakın…

Bu liste sıradan bir teknoloji yarışı değil.

“Wi-Fi hızı yüksek olan kazandı” listesi hiç değil.

Bu çalışma diyor ki:

Bir şehir ne kadar akıllıysa,
krizleri o kadar iyi yönetir.
İnsanına o kadar iyi yaşam sunar.
Bilgiyi o kadar iyi kullanır.

Yani mesele beton değil…
Zihin meselesi.

+++

Peki neden Eskişehir?

Çünkü…

Üniversite var.
Gençlik var.
Kültür var.
Planlama var.

Anadolu Üniversitesi,
Eskişehir Osmangazi Üniversitesi,
Eskişehir Teknik Üniversitesi…

Üç büyük üniversite…

On binlerce öğrenci…

Yani bir şehir düşünün:

Sokakta yürürken fikirle çarpışıyorsunuz.

Ama mesele sadece üniversite değil.

Mesele şu:

Bir şehir, gençlerine alan açıyorsa…
Onların üretmesine izin veriyorsa…
Kenti onların nefes alacağı şekilde planlıyorsa…

İşte o şehir “zeki” oluyor.

+++

Şimdi dönüp kendimize bakalım…

Her yeri betonla doldurup,
yeşil alanı rantla boğup,
gençleri kahve köşelerine sıkıştırıp…

Sonra da “neden geri kalıyoruz?” diye soruyoruz.

+++

Zeki şehir…

Sadece teknolojiyi kullanan şehir değildir.

Zeki şehir…

İnsanı merkeze alan şehirdir.

Toplu taşımayı planlayan,
bisiklet yolunu düşünen,
kültürü destekleyen,
eğitimi önceleyen şehirdir.

+++

Şunu açık söyleyelim:

Bir şehri “akıllı” yapan şey,
yaptığı köprü sayısı değil…

O köprüden geçen insanın hayat kalitesidir.

+++

Bugün Eskişehir bize bir şey söylüyor:

“Betonla değil, akılla büyüyün.”

Ve bir uyarı yapıyor:

Gençliğini kaybeden şehir,
geleceğini kaybeder.

+++

Son söz:

Şehirler yarışıyor olabilir…

Ama asıl mesele şu:

Biz o yarışta gerçekten koşuyor muyuz, yoksa sadece seyirci miyiz?
Eskişehir’in dünyanın en zeki illeri arasında 15’inci sırada yer almasının kuşkusuz bir mimarı var, onun adı Yılmaz, soyadı Büyükerşen.
Anadolu Üniversitesi’ni bilimde önder yapan hocamız, 25 yıl yönetimini üstlendiği ve başkanlığını yaptığı kentimizi dünyanın sayılı kentleri arasına yerleştirdi.
Teşekkürler hocam…
Teşekkürler Yılmaz Büyükerşen.