Adalar Denizi dediğimiz o güzelim coğrafya, bizim için sadece bir deniz değil; köklerimizin derinleştiği, geleceğimizin ise masmavi bir ufka açıldığı yerdir.

Bazı tarafların, özellikle savunma sanayii denince "dışarıya bağımlılık bitmedi" tarzındaki söylemleri topluma yaymak istediklerine şahit oluyoruz. Lakin kendi gemimizi, kendi hava aracımızı yapmamıza karşı çıkan o zihniyete inat, savunma sanayiindeki yerlilik oranımızın bugün vardığı nokta, bir gencin gurur duyması için en somut gerekçedir. Kendi mühendisimizin, kendi yazılımcımızın elinden çıkan o teknolojilerin Ege’nin sularında, semalarında dalgalanması, sadece bir güvenlik meselesi değil, aynı zamanda bir özgüven meselesidir.

Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde izlenen bu dış politika, Türkiye’nin bölgesel bir aktör olmaktan çıkıp "oyun kurucu" bir merkeze dönüşmesini sağladı. Bu, diplomasiyi savunma sanayii ile destekleyen, her masada "biz de varız ve buradayız" diyen kararlı bir duruştur. Bir genç olarak, kendi ülkemin masada elinin bu kadar güçlü olduğunu milyonlarca genç gibi hissetmek, adeta bir gurur kaynağıdır.
Adalar Denizi’ndeki meseleler, bizim için sadece birer siyasi başlık değil; o deniz, bizim tarihimizin ve geleceğimizin parçasıdır. Ülkemizin burada hiçbir zaman haksız bir talebi olmadı; sadece kendi hakkını, hukukunu ve egemenliğini koruma refleksi var. Bu dik duruş ve savunma sanayimizdeki büyük atılımlarla Türkiye, hem bölgenin huzuru hem de kendi bağımsızlığı için en güçlü savunma kalkanına sahip olmaya devam edecek.

Adalar Denizi, sadece bir coğrafya değil; bizim kararlılıkla yürüdüğümüz, kendi rotamızı çizdiğimiz bir tarih sahnesidir.