Yıldız politikacı, hiç düşünmeden diyor ki:
“Kesinlikle hayır... Onlar ve onlar gibiler Cenab-ı Hakkın kadın adı altında yarattığı (*)peygamber tavuklarıdır!”
O günlerin siyaset yıldızı...
Soruya cevap verirken, gülümsemeyi de unutmuyordu...
Müthiş bir espri gücü vardı...
Eh, ne de olsa İzmirli sayılırdı!
Kemalpaşa’da gözlerini açmıştı dünyaya...
Ve hala Kemalpaşa’da...
“Yorgun yıllar”ı maziye bırakarak...
İzmir’in, Ege’nin tadını çıkarıyor...
*
En baştan hatırlatalım...
Okumaya başladığınız röportajın “yıldız” karakteri...
Türkiye Cumhuriyeti’nin...
Gelmiş, geçmiş...
En popüler “siyaset yıldızı” olarak tanınıyor ve...
“Hey maşallah!” dedirterek anılmaya devam ediyor...
*
An itibarıyla...
Tam “99 yaşında”...
Bir yıl sonra...
Kısmetse “Dalya” diyecek...
Türkiye O’nu...
Beş dönem milletvekilliği... İki kez Çalışma Bakanlığı...
Bir kez Sanayi Bakanlığı ve bir dönem...
“Milli Eğitim Bakanlığı” yapmış bir ismin sahibi olarak anıyor...
*
Şarkılardaki gibi İzmir’e vurgun!
Doğduğu topraklardan bugüne...
Tartışmasız...
Cumhuriyet Tarihi’nin en güçlü Milli Eğitim Bakanı olarak anılıyor...
*
Türk Siyaset sahnesindeki takma adı, “Poz Naili”...
Oldum olası şiiri çok seviyor...
“Şiirsiz hayat, kadınsız hayata benzer!” derken...
Bazı şiirlerini Avni Anıl ile Erol Sayan bestelemek için almışlardı...
Zeki Müren şarkılarını ise çok seviyordu...
*
Milli Eğitim Bakanlığı sırasında...
Velilerin en çok şimşeklerini çeken isimlerden biriydi!..
Yeterince kendini savunabilmiş miydi acaba?
Söz...
Ali Naili Erdem’de:
“Milli Eğitim Bakanı iken tek hatam vardı; zamanlamayı iyi yapamadım... Milli Eğitim’in, tüm meselelerini 26 aya sığdırmaya çalıştım... Milli Eğitim’de solcuların hakim olduğu alışagelmiş bir eğitim sistemi vardı... Ben onu değiştirmeye çalıştım... Daha doğrusu millileştirmeye! Yaptığım en büyük kavga buydu... Çünkü, bence Milli Eğitim Gazi Mustafa Kemal’in dediği gibi, adı gibi Milli olmalıydı... Bunu yapmaya kalkınca solcuları kızdırdım...”
*
Azıcık geçmişe gidelim...
İlginç ve neşeli bir dönem...
Yunan işgalinden sonra annesi ve babası önce Ayvalık'a sonra Kemalpaşa'ya göç ettiler...
İlkokulu bitirdikten sonra...
Kemalpaşa’de ortaokul olmadığı için...
İstikamet...
İzmir Tilkilik Ortaokulu...
Oradan da...
Yine İzmir’deki İnönü Lisesi’ne...
Daha sonra da ver elini...
Ankara Hukuk Fakültesi...
Ardından...
1954’te...
Demokrat Parti Kemalpaşa İlçe Başkanı...
Gencecik bir Ali Naili Erdem ve...
Politika düşleri ise tartışmasız alev alev!
*
Bitiriyoruz...
Türkiye Cumhuriyeti'nin yaşayan...
En eski devlet adamlarından ve eski bakan Ali Naili Erdem...
Son demeçlerinde Türkiye'nin en büyük meselesinin...
Ekonomi veya ideoloji değil; "insan" olduğunu vurguluyor...
Demokrasinin özünü hukuku içselleştirmek ve...
Devlete kul değil, yurttaş olmak diye tarif ediyor...
Bununla da yetinmiyor...
TBMM kürsüsünde yaşanan şiddet olaylarını da eleştiriyor...
Bununla de yetinmiyor Ali Naili Erdem...
Müthiş bir hatayı şu sözlerle eleştiriyor:
“TBMM'nin fikirlerin üretildiği bir forum alanıdır... Boğaların dövüştüğü arena haline gelmemeli... Siyasette diyaloğun ve hoşgörünün önemini unutmayalım... Yoksa (Akılların susup diyalogun koptuğu yerde) felaket olur!”
(*) Peygamber Tavuğu: “Genç ve körpe (henüz yumurtlamamış) dişi tavuklar için kullanılır... Günlük yaşamda ise mecazi ve yerel bir söyleyişle genç, toy veya yetişkin kadınları ifade etmek için tercih edilir...”
Nokta...
Hamiş 1: Ali Naili Erdem, çok partili dönemin en önemli tanıklarından biri olup, 1961-1980 yılları arasında Adalet Partisi İzmir Milletvekilliği ve çeşitli bakanlık görevlerinde bulundu... Aynı zamanda; hukukçu, şair ve yazar kimliğiyle tanınan bir devlet adamıdır...
Hamiş 2: “Liderler her ne kadar anlaşamasalar dahi bir arada görünebilmelerinin devlet ahlakı için bir gereklilik olduğunu unutmayalım... / Ali Naili Erdem / Eski milletvekili ve Bakan...”
Hamiş 3: Bu yazı, 46 yıl önce Sayın Ali Naili Erdem’in, gazeteci Cahide Karabel’e verdiği “İnsanlar” dergisindeki röportajdan esinlenerek kaleme alındı...
Sonsöz: “Akılların susup diyalogun koptuğu yerde felaket olur... Binaenaleyh diyaloğu hazmedelim… Atatürk’ün dediği gibi ancak okuyan milletler medeni olabilir, yaşama hakkına sahip olabilir... Okumayan bir millet müstemleke (sömürge) olur... / Bir siyaset bilgesi / Anonim...”