Bir ülkenin spor tarihine geçen başarılar vardır. Yıllar sonra bile hatırlanır, nesilden nesile anlatılır. Filenin Sultanları’nın 2026 FIVB Kadınlar Milletler Ligi’nde kazandığı şampiyonluk da bunlardan biri oldu.
Bu kez aklımda kupadan çok başka bir soru kaldı. Biz bu başarıyı gerçekten hak ettiği gibi kutlayabildik mi?
Şov yaptılar
Filenin Sultanları turnuvaya büyük beklentilerle çıktı. Tabii ki kolay olmadı. Her maçta karşılarında dünyanın en güçlü ekipleri vardı.
Zaman zaman eleştirildiler, zaman zaman üzerlerinde büyük bir baskı oluştu. Ama kızlar, her seferinde cevaplarını sahada verdi.
Çeyrek finalde Kanada karşısında ilk seti kaybetmelerine rağmen pes etmediler. Maçı 3-1’e çevirerek yarı finale yükseldiler.
Sonrasında ev sahibi Çin’in binlerce taraftarı önünde adeta şov yaptılar. Rakiplerini set vermeden 3-0 mağlup ederek finale adlarını yazdırdılar.
Emeklerin karşılığı kupayla taçlandı
Finalde ise karşılarında dünya voleybolunun en güçlü ekiplerinden Brezilya vardı. İlk set 25-23 Brezilya’nın üstünlüğüyle bittiğinde birçok kişi işlerin zorlaşacağını düşündü.
Ancak Filenin Sultanları yine bütün güçlerini ortaya koydu. İkinci seti 25-23, üçüncü seti nefes kesen mücadele sonunda 26-24, dördüncü seti ise 25-21 kazanarak maçı 3-1 çevirdi ve kupayı bir kez daha Türkiye’ye getirdi.
Herkes biliyor ki bu başarı; uzun zamandır süren emeğin, disiplinin, doğru planlamanın ve vazgeçmemenin karşılığı.
Sessizliğin gölgesinde bir zafer
Ama beni en çok düşündüren, kupanın kazanıldığı akşam yaşanan sessizlik oldu. Sokağa baktım. Ne kilometrelerce uzanan araç konvoyları gördüm ne de caddeleri inleten korna sesleri… Balkonlardan sallanan bayraklar yoktu. Meydanlarda sabaha kadar süren kutlamalar da…
Kadın sporcularımız neden aynı coşkuyla karşılanmıyor?
Oysa söz konusu erkek futbolu olduğunda, hangi takım şampiyon olursa olsun şehirler adeta bayram yerine dönüyor. İnsanlar saatlerce sokaklarda kutlama yapıyor, konvoylar oluşturuyor, havai fişekler atılıyor. Elbette futbol ülkemizin en büyük tutkularından biri.
Ancak insan ister istemez şu soruyu soruyor, dünyanın zirvesine çıkan 'kadın' sporcularımız neden aynı coşkuyla karşılanmıyor?
Bu futbol ile voleybolu karşılaştırma meselesi değil. Bu mesele, başarıya verdiğimiz değerin 'cinsiyete göre değişmemesi' gerektiğiyle ilgili.
Çünkü ay-yıldızlı formayı taşıyan herkes aynı ülke için mücadele ediyor. Ter döken de aynı bayrağı omzuna alıyor, İstiklal Marşı’nı söyleyen de…
İşte tam da bu yüzden alkışımızın da, gururumuzun da aynı ölçüde olması gerekiyor. Tekrar görüşünceye dek hoşça kalın...