Son Mühür / Gökmen Küçüktaşdemir Gündem Masası’nda Tunç Erciyas’ın bu haftaki konukları Hasan Çölmekçi ve Yağmur Daştan’dı.
Son günlerde gündemi epey meşgul eden İzmir'de Son Dakika yetkilileri Kadir Barış ve Mustafa Yılmaz arasındaki tescil kavgası ve İzmir medyasında yaşanan gelişmeler ele alındı. Hasan Çölmekçi son dönemdeki gazetecilik faaliyetleriyle ilgili önemli eleştirilerde bulundu.
İzmir medyasında İmamoğlu yapılanmasının olduğunu dile getiren duayen gazeteci Hasan Çölmekçi, CHP'den 2024 yılında İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aday Adayı olan ve Ekrem İmamoğlu'nun bir dönem genel sekreterliğini yapan Buğra Gökçe ile ilgili de gündem olacak bir 'gazete alma' olayını da anlattı.
Hasan Çölmekçi'nin yorumları şu şekilde:
''Havuz medyası mı deyim, candaş medya mı deyim bilmiyorumda… Özellikle benim duyumlarıma göre İzmir’de İmamoğlu ve ekibi çok büyük bir yapılanmaya gittiği yönünde. İşte, yeni bir televizyon kuruluyor, yeni bir gazete alınıyor… Mesela İzmir’in en köklü gazetelerinden olan Ticaret Gazetesi satıldı. Öte yandan, Express gitti… Bunları aynı kişiler almış galiba. Öyle duyumlar var…''
''50 milyon ile gazete almaya gidiyordu...''
''Hatta İmamoğlu’nun genel sekreter yardımcısı İzmir’in de eski genel sekreteri olan Buğra Gökçe şu an cezaevinde kendisi İmamoğlu davasından dolayı… Tutuklanmadan önce onun İzmir’de yakalandığı ve çantasının içinde de 50 milyon lira ile gazete almaya geldiği duyumlarını aldım. Ben bunu satılacak olan gazeteden bizzat duydum.''
Programın ilerleyen bölümlerinde İzmir'de Son Dakika olayına da değinen Hasan Çölmekçi, İzmir'de Son Dakika yetkilisi Kadir Barış ile AK Parti İzmir Milletvekili Ceyda Bölünmez Çankırı'nın tartışmasını ele aldı. Kadir Barış, Ceyda Bölünmez Çankırı tarafından tehdit edildiğini öne sürmüş, bu açıklamalarından dolayı Çankırı olayı mahkemeye taşıyacağını söylemişti.
Hasan Çölmekçi'nin konuyla ilgili açıklamaları şöyle:
''Gazetecilik nedir önce ona bamamız lazım. Gazetecilik ayaklar altına alınmış durumda. Özellikle sosyal medya dediğimiz bu ağa çıktıktan sonra ve de her yorumcunun kendini gazeteci olarak tanımladıktan sonra, 40 yılımız heba olmuş gitmiş… 40 yıldır bu işi yapıyorum ama hala gazeteciyim demeye dilim varmaz. Şimdi gidiyor biri bir programda yorum yapıyor hemen gazeteci oluyor. Yorumculuk bence gazetecilik değildir. O sadece yorumcudur. Spor yorumcuları içinde geçerli bu. Gazeteciyim denmez. Biz bu mürekkebin kokusunu almışız. Yerlerden gazete toplamışız. Günlerce gazetenin matbaasında yatmışız. Haberimiz çıksın diye gece yarılarına kadar beklemişiz ilk biz okuyalım diye. Ama siz geliyorsunuz sosyal medyada facebook kanalı Instagram kanalı kuruyorsunuz gazeteciyim diye çıkıyorsunuz. Ben bunu Kadir Barış için söylemiyorum. Genel olarak söylüyorum.
''Yapamazsın... Suçtur bu...''
Bizim gazetecilik kurumlarının ayağa kaldırmak için bizim neyimiz var? Cemiyetimiz var. Cemiyete üye olmayan bir gazete çalışamamalıdır bence. Aynı avukatlıkta, doktorlukta olduğu gibi dimi? Onlar da nereye üye tabibler odasına ve baroya. Şimdi sen çıkıpta bir sağlık konusunda görüş söyledikten sonra ben doktorum diyor musun? Ya da bir davayla ilgili bir şey söyledikten sonra biz avukatız mı diyoruz? imkanı yok… Yapamazsın… Suçtur bu. O nedenle gazetecilikte de bunun böyle olması gerekiyor. Yeni düzenlemeler yapılmalı bu konuda. Şimdi bir yasa çıkarıyla diyecekler ki baskı var? Ne baskısı kardeşim. Biz bir düzen kurulsun diyoruz. Gazeteciliğin onurunun korunulması gerekiyor.
''Denetlenmemiz gerekir...''
''Şimdi İzmir’de sondakika olayı. Ceyda Hanım’la ilgili bir tehdit etti iddiası var. Ceyda Hanım da dedi ki ‘hayır böyle bir şey yok. İtiraf davası açıyorum’ Yasal yollarla hakkını alacağını dile getirdi. Biz, her bakımdan denetlenmiş olabiliriz. Denetlenmemiz de gerekir. Korkacağımız bir şey yoksa vergici de gelir, sigortacı da gelir, Gelirler bakarlar. Bunlardan da çekinmeyiz. Bunu Ceyda Hanım’a yönlendirmek de olmaz.''
''Ceyda Hanım'ın ismini kullanmış...''
''İşte Ceyda Hanım'ın medya buluşması iftar yemeğine davet edilmediği için bunları söylemiş diyorlar. Tamam da önceden de Ceyda Hanım’ın ismini kullanmış birçok yerde. Ceyda hanım dedi ki ‘Ben kendi arabama çakar takmazken, o taktı.’ Şimdi ben arabama neden çakar takayım? Neden belimde silahla gezeyim...''





