Son Mühür / Osman Günden - Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF) tarafından yayımlanan son küresel değerlendirme raporu, iklim krizinin dünya genelindeki milyonlarca çocuğun yaşamını, sağlığını ve geleceğini doğrudan tehdit ettiğini bir kez daha gözler önüne serdi. Raporda yer alan, dünya genelindeki çocukların yaklaşık yarısının aynı anda en az üç farklı iklim ve çevre kriziyle mücadele ettiği yönündeki çarpıcı veriler, çevre otoritelerini harekete geçirdi. Söz konusu küresel raporu değerlendiren Türk Hava Kurumu (THK) Güzelbahçe Şube Başkanı ve Çevre Mühendisi Yakup Ateş, iklim değişikliğinin artık salt bir çevre problemi olmaktan çıktığını belirtek hayati uyarılarda bulundu ve konunun doğrudan bir çocuk hakları ile nesil güvenliği meselesi haline geldiğini vurguladı.
"İklim krizi yarının değil bugünün en önemli insani sorunudur"
Küresel raporun ortaya koyduğu acı tabloyu yorumlayan ve iklim krizinin çocuklar üzerindeki yıkıcı etkilerinin orantısız bir şekilde arttığına dikkat çeken THK Güzelbahçe Şube Başkanı Yakup Ateş, krizin zamansal boyutunun yanlış anlaşıldığını ifade etti. Tehlikenin büyüklüğünü aktaran Ateş, “UNICEF tarafından ortaya konulan veriler, iklim krizinin çocuklar üzerindeki etkilerini açık ve net bir şekilde gözler önüne sermektedir. Bugün dünya genelinde milyonlarca child; aşırı sıcaklık, hava kirliliği, temiz suya erişim sorunları ve iklim kaynaklı afetlerle mücadele etmek zorunda kalmaktadır. İklim krizi artık geleceğin değil, bugünün en önemli insani sorunlarından biridir.” şeklinde konuştu.

"Ege Bölgesi ve Türkiye kuraklık kıskacında"
Türkiye'nin Akdeniz Havzası'ndaki konumu nedeniyle iklim krizinden en yoğun etkilenen ülkelerin başında geldiğini hatırlatan Çevre Mühendisi Yakup Ateş, özellikle Ege Bölgesi'nde baş gösteren meteorolojik ve hidrolojik kuraklığa dikkat çekti. Yaşanan bölgesel tehlikeyi ve kırılgan grupların durumunu analiz eden Ateş, “Kuraklık, azalan yeraltı ve yerüstü su kaynakları, düşen baraj doluluk oranları ve artan orman yangınları iklim değişikliğinin ülkemizdeki somut sonuçlarıdır. Özellikle yaz aylarında yaşanan aşırı sıcaklıklar, çocuklar ve yaşlılar başta olmak üzere toplumun kırılgan kesimlerini daha fazla etkilemektedir. Çocuklarımıza yaşanabilir bir gelecek bırakmak istiyorsak doğal kaynaklarımızı korumak ve iklim değişikliğiyle mücadelede kararlı adımlar atmak zorundayız.” ifadelerini kullandı.
"Erken yaşta çevre bilinci ve topyekün mücadele şart"
Krizin sürdürülebilir çözümü için eğitimde köklü bir paradigma değişimine ihtiyaç duyulduğunu ve mücadelenin toplumsal bir mutabakatla yürütülmesi gerektiğini savunan Yakup Ateş, geleceğin dirençli şehirlerini inşa etmenin yolunun çocuklardan geçtiğini belirterek açıklamasını şu hayati çağrıyla tamamladı: “Çocuklarımızın çevre bilinciyle yetişmesi, sürdürülebilir bir geleceğin en önemli güvencesidir. Okullarda iklim değişikliği, su tasarrufu, energy verimliliği, geri dönüşüm ve sürdürülebilir yaşam konularına daha fazla yer verilmelidir. Bugün çocuklarımıza kazandıracağımız çevre duyarlılığı, yarının daha dirençli şehirlerini ve daha güçlü toplumlarını oluşturacaktır. İklim krizinin etkilerini azaltmak ve çocuklarımızın sağlıklı, güvenli ve sürdürülebilir bir geleceğe sahip olmasını sağlamak için hep birlikte hareket etmek zorundayız. Atacağımız her adım, koruyacağımız her damla su ve azaltacağımız her karbon salımı gelecek nesillere bırakacağımız en değerli miras olacaktır. Çocuklarımız için iklim eylemini erteleyemeyiz.”





