Türk milletinin kaderini tayin eden uyanış sahneleri, tarihte 1280 yıl arayla aynı gün başlar. 19 Mayıs, sadece modern Türkiye’nin bir başlangıcı değil, Türk tarihinin esarete karşı gösterdiği sarsılmaz iradenin bin yılı aşan sembolik bir kilometre taşıdır. Bu tarih, 639 yılında Çin’in kalbinde patlak veren bir ihtilalden, 1919’da Samsun’da yakılan bağımsızlık meşalesine uzanan bir sürekliliği temsil eder.

İlk Kıvılcım: "Kür Şad ve 40 Yiğidi"

Çin kaynaklarında anlatılan olay yine aynı kaynaklarda Ashina Jiesheshuai olarak kayıtlı olan ve Hüseyin Nihal Atsız’ın eserinde "Kür Şad" ismiyle ölümsüzleşen kahraman, 19 Mayıs 639 tarihinde Türk milletinin makus talihini yenmek için harekete geçmiştir. 40 yiğit arkadaşıyla birlikte İmparator Taizong’un Jiucheng Sarayı’na düzenlenen baskın, o gece patlak veren şiddetli fırtınaya rağmen geri adım atılmadan gerçekleştirilmiştir. Kür Şad ve çerileri, Wei Irmağı kıyısında son nefeslerine kadar savaşarak şehit düşseler de, bu girişim stratejik bir zaferin tohumlarını atmıştır. Çin imparatorunun, baskının yarattığı korkuyla Türkleri eski topraklarına yerleştirme kararı alması, asimilasyonu engellemiş ve II. Göktürk Devleti’nin bağımsızlık ruhunu ateşlemiştir.

Bin Yıllık Devamlılık: Samsun’a Çıkış

Kür Şad’ın yaktığı bu ateşten 1280 yıl sonra, yine bir 19 Mayıs günü bu kez Mustafa Kemal Paşa, 48 kişilik askeri kadrosuyla Bandırma Vapurundan Samsun’a ayak basmıştır. Kür Şad’ın saray baskını ile Mustafa Kemal’in Samsun’a çıkışı, biçimsel farklılıklarına rağmen özünde aynı iradeyi taşır: Türk milleti hiçbir zaman esareti kabul etmeyecektir. Mustafa Kemal, ölümsüz eseri Nutuk’a "1919 yılı Mayıs'ının 19'uncu günü Samsun'a çıktım" cümlesiyle başlayarak, bu tarihin yeni bir kaderin başlangıcı olduğunu bizzat vurgulamıştır.
Mondros Mütarekesi sonrası işgal edilen vatan topraklarını kurtarmak için atılan bu ilk somut adım, İzmir’in işgaliyle travma yaşayan halk için umutların yeniden canlanmasını sağlamıştır. Samsun’da başlayan bu süreç; Amasya, Erzurum ve Sivas Kongreleri ile devam ederek, "milletin istiklalini yine milletin azim ve kararının kurtaracağı" ilkesini devletin kurucu felsefesi haline getirmiştir. Bu vizyon, yerel direniş odaklarını birleştirerek topyekûn bir mücadeleye dönüştürmüş ve saltanatın yerine kayıtsız şartsız millet egemenliğine dayalı Cumhuriyet rejiminin yolunu açmıştır.

“19 Mayıs’lar”, Türk tarihi için esaretten istiklale geçişin sarsılmaz iradesini simgeler. Bin yıllık bir ruhun kilometre taşı olan bu tarih, Türk milletinin tam bağımsızlık ve çağdaşlaşma yolundaki kararlılığının en büyük kanıtı ve bugün sahip olduğumuz özgürlüğün ana kaynağıdır.

Kür Şad ölmüş, fakat attan düşmemişti.
Ölmüş, fakat yenilmemişti…