Bir zamanlar insanlar nefretlerini saklardı.

Fısıldayarak konuşurlardı.
Kapalı kapılar ardında söylerlerdi.
Ayıplanmaktan çekinirlerdi.

Şimdi ise durum değişti.

Nefret artık sosyal medyada milyonların önünde sahneleniyor.

Hem de kahkahalar eşliğinde…

+++

Hollanda…

Dünyanın özgürlükler konusunda örnek gösterdiği ülkelerden biri.

Farklı yaşam biçimlerinin anayasal güvence altında olduğu…
İnsan hakları konusunda yıllardır vitrine çıkarılan bir Avrupa ülkesi…

Ama görüyoruz ki…

Yasalar değişse bile zihinler aynı hızla değişmiyor.

+++

Rob Jetten ülke tarihine geçti.

En genç başbakan oldu.

Üstelik eşcinsel kimliğini saklamayan ilk başbakan olarak göreve başladı.

Birçok insan bunu demokrasi adına önemli bir eşik olarak gördü.

Ama bir kesim için mesele siyaset değildi.

Kimlikti.

Ve sosyal medya bir anda nefretin megafonuna dönüştü.

“İktidara eşcinsel bir adam getiriyorsunuz… Hollanda’yı mahvettiniz.”

Bakın bu cümlede ekonomi yok.

Enflasyon yok.
Vergi politikası yok.
Dış politika yok.

Yalnızca bir insanın kimliği hedef alınıyor.

+++

İşin en tehlikeli kısmı ise şu.

Bütün bunlar “mizah” adı altında yapılıyor.

Montaj videolar…

Alaycı sahneler…

Yapay zekayla hazırlanmış küçük düşürücü görüntüler…

Ve sonra o meşhur savunma geliyor:

“Şaka yaptık…”

Hayır.

Bu yalnızca şaka değil.

Bu çağın yeni linç biçimi.

Çünkü artık insanlar fikirleri tartışmıyor.

İnsanları itibarsızlaştırıyor.

+++

Bir siyasetçiyi eleştirebilirsiniz.

Bu demokrasinin gereğidir.

Ama bir insanı yalnızca cinsel yönelimi üzerinden hedef alıyorsanız…

Artık siyasi eleştiri yapmıyorsunuzdur.

Nefret üretiyorsunuzdur.

Üstelik bunu mizah maskesiyle yapıyorsunuzdur.

İşte modern çağın en büyük ikiyüzlülüğü burada başlıyor.

İnsanlar artık hakaret etmiyor gibi davranıyor.

“Ama biz espri yaptık” diyorlar.

Oysa bazen bir “şaka”…

Açık bir küfürden daha yıkıcı olabiliyor.

+++

Uzmanlar, normalde oldukça sakin ve kontrollü bir siyasetçi olarak bilinen Rob Jetten’in son günlerde yaşananlar nedeniyle ciddi biçimde gerildiğini söylüyor.

Çünkü sürekli hedef olmak…

Sürekli alaya alınmak…

Sürekli kimliğiniz üzerinden küçültülmeye çalışılmak…

İnsanı yalnızlaştırır.

Ve sosyal medya bunu katlayarak büyütür.

Eskiden bir kahvehanede konuşulan nefret…

Bugün birkaç saniyede milyonlara ulaşıyor.

Gerçek ile kurgu birbirine karışıyor.

Algı, hakikatin önüne geçiyor.

+++

Bugün hedefte eşcinsel bir siyasetçi vardır.

Yarın başka biri olur.

Bir kadın…

Bir gazeteci…

Bir sanatçı…

Bir muhalif…

Bir azınlık…

Nefret bir kez normalleşti mi, sınırı kalmaz.

+++

Demokrasi yalnızca seçim kazanmak değildir.

Demokrasi aynı zamanda insanların birbirinin varlığına tahammül gösterebilmesidir.

Farklı olana yaşam hakkı tanıyabilmesidir.

Çünkü medeni toplumların gerçek sınavı…

Kendisine benzeyene değil…

Kendisine benzemeyene gösterdiği saygıdır.

+++

Ve galiba çağımızın en büyük trajedisi şu:

Nefret artık öfkeyle değil…

Kahkaha emojileriyle yayılıyor.