Bir futbolcu düşünün…

Maç bitmiş.
Sevinç var.
Coşku var.
Emek var, alın teri var.

Ve o futbolcu, en doğal hakkını kullanıyor:
Kendi ülkesinin bayrağını açıyor.

Adı Mbaye Diagne…

+++

Ama sahne bir anda değişiyor.

Sevinç yerini şaşkınlığa bırakıyor.
Kutlama yerini müdahaleye.

Çünkü…

Polis o bayrağı “başka bir şey” zannediyor.

+++

Şimdi durup bir daha soralım.

Bir ülkenin bayrağı,
nasıl olur da “tehdit” olarak algılanır?

Bilmemek mi sorun?
Yoksa her gördüğünü tehdit saymak mı?

+++

RENKLERDEN KORKMAK

Yeşil…
Sarı…
Kırmızı…

Bu üç renk yan yana geldiğinde aklımıza ilk ne gelmeli?

Bir ülke bayrağı mı?
Yoksa bir suç unsuru mu?

Eğer ikinciyse…
orada ciddi bir problem var demektir.

Çünkü bu artık bir güvenlik refleksi değil, refleksin abartılmış hali.

Ya da cahilliğin daniskası…

+++

DİAGNE’NİN ŞAŞKINLIĞI

Düşünün…

Yabancı bir ülkedesiniz.
Şampiyonluk kutluyorsunuz.
Bayrağınızı açıyorsunuz.

Ve birileri gelip elinizden bayrağınızı almaya çalışıyor.

Niye?

Bilmiyorsunuz.

Anlamıyorsunuz.

Dil yok, izah yok…
Sadece müdahale var.

İşte Mbaye Diagne’nin yaşadığı tam da bu.

+++

BİRİ ANLATMASA…

O an birileri ortaya çıkıp “Bu Senegal bayrağı” demese…
Sorunu çözmese…

Ne olacaktı?

Belki gözaltı.
Belki ifade.
Belki bir tutanak.

Yani bir futbolcunun sevinci, bir anda “şüpheli işlem”e dönüşecekti.
Ama bayrağı Emniyet Müdürü görse, “Bu Senegal Bayrağı” diyebilir ve futbolcudan özür dilenebilirdi.

Demek ki neymiş?
Polislerde bayraklar konusunda eğitilmeliymiş.

+++

SORUN NEREDE?

Bu olay tek başına bir “yanlış anlama” değil.

Bu olayın arkasında üç şey var,
Bilgisizlik, aşırı güvenlik refleksi, her şeyi kriminalize etme alışkanlığı.

Diyarbakır’daysan polis dikkat kesilmeli.

Ve tüm bunlar birleştiğinde…

Ortaya trajikomik dediğimiz ama aslında üzücü bir tablo çıkıyor.

+++

DEVLET CİDDİYETİ

Devlet dediğiniz yapı…

Sakin olur.
Bilgili olur.
Ölçülü olur.

Her gördüğüne şüpheyle bakan bir refleks, devlet ciddiyetini güçlendirmez.

Tam tersine…

Onu zedeler.

+++

SON SÖZ

Bir futbolcunun elindeki bayrak…

Bir ülkenin aynası oldu o gün.

Ve o aynada görünen şey şuydu:

Renklerden korkan bir refleks…
Bilmeden müdahale eden bir anlayış… Ve sonra toparlamaya çalışan bir telaş.

Dedim ya eğitim şart…