TİKTOK’CU AVUKATLAR PANİKTE!


Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’un o son açıklaması, aslında uzun süredir "Hukuk bu değil" diyenlerin içini soğuttu. İzmir Barosu’na kayıtlı bir avukat hakkında başlatılan soruşturma, sadece bir kişiye değil, sosyal medyayı adeta bir "Pazaryeri" veya "Sahne" sanan tüm fenomen hukukçulara verilmiş en ağır ihtardır.

Sanal Alkış, Gerçek Soruşturma!


Yıllardır hayretle izliyoruz... Ofislerinde lüks hayatını sergileyenlerden tutun, adliye koridorlarında "like" toplamak için dans edenlere, müvekkilinin en mahrem bilgisini "İçerik" uğruna meze edenlere kadar ne ararsanız var. Hukukun o ağırbaşlı cübbesini bir kostüm, mahkeme salonlarını ise birer video stüdyosu sanan "Fenomen" avukatlar için çanlar çalmaya başladı.
Adalet Bakanı Tunç’un da dediği gibi; avukatlık bir kamu hizmetidir. Öyle "İstediğimi paylaşırım, özel hayatım kime ne?" diyerek işin içinden çıkamazsınız. Çünkü o cübbe sırtınızdayken attığınız her adım, toplumun adalete olan inancını ya tahkim eder ya da böyle yerle bir eder.
Ciddiyet Gitti, Filtre Geldi


Avukatlık Kanunu’nun 34. maddesi gayet açık: "Özen, doğruluk ve onur." Peki, ekranlarda gördüğümüz o şovlarda bu değerlerin kırıntısı var mı?


Popülizm uğruna kanunları eğip bükenler...
Vatandaşı yanlış yönlendiren "tık" tuzakları...
Mesleğin vakarını bir kenara bırakıp takipçi sayısıyla itibar ölçenler...
Hukuk, "Beğeni" butonuna sığmayacak kadar büyük bir değerdir. Bir avukatın en büyük sermayesi takipçi sayısı değil, bilgisidir, ağırlığıdır, güvenilirliğidir. Bugün İzmir’de yakılan bu meşale, yargının ciddiyetini sosyal medyanın gürültüsüne kurban etmeyeceklerinin en net kanıtıdır.


Şimdi Kimler Korkmalı?


Şimdi o TikTok videolarında cübbesini şov malzemesi yapanlar, "Özel hayat" kılıfına sığınıp mesleğin onurunu zedeleyenler panikte. Çünkü bu sadece bir disiplin soruşturması değil; bir zihniyet temizliğinin işaret fişeğidir.
Son söz: Adalet, akıllı telefonların filtreli kameralarından değil, hukukun o soğuk ama sarsılmaz gerçekliğinden doğar. Cübbe bir kostüm, adliye de bir sahne değildir. Bu gerçeği unutanlar, şimdi o çok sevdikleri "takipçi" kitlelerinin önünde değil, yargının karşısında hesap verecekler.


Filtreler kapandı, gerçekler konuşuyor. Bakalım "like" yarışı, Adliye koridorlarında nasıl sonuçlanacak?