Batıdaki yarımadanın en ucunda konumlanan Karaburun ile kentin doğu sınırını çizen Beydağ ilçesi, motorlu taşıt yoğunluğu istatistiklerinde listenin en son sıralarına demir atmış durumda. Buralarda kişisel binek araç kullanmak bir zorunluluk değil, sadece özel durumlarda başvurulan istisnai bir lüks.
Karaburun, zorlu coğrafi yapısı gereği sayısız kör noktaya ve son derece tehlikeli, virajlı yollara sahip. Sürücüleri fiziken ve zihnen yoran bu uzun güzergah, ilçedeki araç trafiğinin büyümesini doğal bir bariyer gibi engelliyor. Kış mevsimi geldiğinde nüfusun da iyice azalmasıyla birlikte dar sokaklar tamamen boşalıyor. Resmi verilere bakıldığında ilçede kişi başına düşen araç sahipliği oranı, İzmir il ortalamasının çok ama çok altında seyrediyor. Beydağ cephesinde ise kırsal ve geleneksel yaşam tarzı araç sayısını kısıtlıyor.

Beydağ'ın Kırsalında Traktör Saltanatı
Bölgedeki tarımsal üretimin kalbi konumundaki Beydağ sınırları içerisinde, düzgün asfalttan çok stabilize ve toprak yollar ağırlığını hissettiriyor. Çiftçiler ve aileleri sabah tarlalarına lüks binek otomobillerle gitmiyor. İlçe merkezinde yer alan kısıtlı sayıdaki otoparklar genellikle bomboş bekliyor. Binek bir araç satın alacak ekonomik feraha ve birikime sahip olan bölge halkı dahi, bu kaynağı otomobil yerine doğrudan traktör veya yeni nesil tarımsal ekipmanlara yatırıyor. Bankalardan taşıt kredisi çeken vatandaşların çok büyük bir kısmı, bu finansmanı yalnızca ziraat makineleri için kullanıyor.
Karaburun'da Ekolojik ve Sessiz Ulaşım
Yarımadanın o eşsiz, bakir doğasını ve temiz havasını korumak isteyen yerel halk, içten yanmalı motorlu kara taşıtlarına karşı oldukça mesafeli duruyor. Karaburun ilçe merkezinde şarjlı elektrikli bisikletler ve çevre dostu küçük scooterlar çok daha revaçta. Arkasında siyah egzoz dumanı bırakan büyük SUV modelleri veya hantal sedan araçlar ilçe sakinlerinin hayat tarzına uymuyor. Gürültü ve hava kirliliğinden tamamen arınmış dar sokaklarda sadece rüzgarın ve denizin dalga sesleri yankılanıyor. Büyükşehirden kaçıp emeklilik günlerini geçirmek için buraya yerleşen aileler dahi arabalarını satıp daha sade bir düzene geçiş yapıyor.
Trafik Işığının Olmadığı Kavşaklar
İzmir'in bu iki uç ilçesinde de günün hiçbir saatinde karmaşık sinyalizasyon sistemlerine ihtiyaç duyulmuyor. Sokak aralarındaki ve caddelerdeki araç geçiş hızları o kadar düşük seviyelerde ki, trafik polisi ekipleri rutin belge kontrolleri dışında trafiğe müdahale edecek bir olayla karşılaşmıyor. Kazaya karışma oranları Karşıyaka veya Buca gibi metropol ilçelere kıyasla yüzde doksan daha düşük rakamlarda. Arıza yapan bir otomobili tamir ettirecek iyi bir kaportacı veya motor ustası bulmak bile bu ücra bölgelerde ciddi bir mesai gerektiriyor. İzmir'in köşelerinde trafik kültürünün aynı sakinlikte devam edeceği öngörülüyor.




