İnsan bazen gerçekten soruyor kendine; Bu kadar mı kopulur hayattan? Bu kadar mı utanma duygusu törpülenir?
Bu kadar mı vurdumduymaz olunur?
Kahvehanede çay 20 lira.
Bir fincan kahve 50 lira.
Gevrek 20, peynirli poğaça 40 lira.
Bu saydıklarım lüks değil.
Bunlar emeklinin, işçinin, dar gelirlinin gündelik yaşamı.
Benim gittiğim kahvehanede insanlar karınlarını gevrek ile doyuruyor. İnanın sade gevrek. Yanına kibrit kutusu kadar peynir koysan toplamda 45 lira ödüyorsun. Bir de çay; 55 lira.
Susadın, o da 20 lira.
Etti mi 75 lira.
Sabah, öğle, akşam aynı menü, eder günlük 225 lira.
Bugün Türkiye’de açlık sınırı 30 bin lirayı aşmış durumda. Ama emekliye reva görülen maaş 20 bin lira.
Yani devlet diyor ki:
“Resmen aç kal ama ses çıkarma.”
Tam bu noktada emekliler haklı olarak soruyor:
“Refah payı ne olacak?”
Ve iktidardan gelen cevap tarihe geçecek cinsten.
AKP Grup Başkanvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu 20 bin liralık emekli maaşına yönelik eleştirilere ne diyor?
Gabar.
Evet, yanlış okumadınız.
Gabar’daki petrol.
Akbaşoğlu uzun uzun anlatıyor:
Varilin gravitesi…
Günlük üretim…
Doğalgaz rezervleri…
Dışarıya giden milyarlar…
Bütçede kalacak paralar…
Gelecekte artacak refah…
Cümleler uzun.
Teknik.
Süslü.
Akbaşoğlu’nun hayalleri büyük ancak hayaller karın doyurmuyor, emeklinin bütçesi çok küçük. Adeta yok hükmünde.
Emeklinin durumu tek cümleyle özetleniyor:
“Yetmiyor.”
Emekli bugün markette şuna bakıyor: “Bu ay peyniri alsam mı?”, “İlacın birini sonra mı alsam?” Toruna harçlık veremedim bana küser mi?”
Emekli bugün yaşamaya çalışıyor. İktidar ise geleceği anlatıyor.
Aç olan insana yarının petrolünü anlatmak, susuz olana baraj fotoğrafı göstermek gibidir.
Sen susamışsın ama bak barajın fotoğrafına ne kadar etkileyici demektir.
Geçti mi susuzluğun demektir.
EKONOMİ DEĞİL SORUN
Asıl mesele ekonomi falan değil.
Asıl mesele kopuş.
Bu sözler AKP Grup Toplantısı’nda alkışlanıyor. Yani açlık sınırının altında yaşayan milyonlar varken,
“Petrol var, sabredin” cümlesi alkış alıyor.
İşte utanılması gereken yer tam da burası.
Çünkü emekli sadaka istemiyor.
Lütuf istemiyor.
Masal istemiyor.
Ama emekli kendisi ile alay edilmesini de istemiyor.
Emekli şunu istiyor; Bugün karnım doysun, Bugün faturamı ödeyeyim, Bugün insan gibi yaşayabileyim
SON SÖZ
Enerji yatırımlarına kimse karşı değil.
Yerli kaynaklara kimse düşman değil.
Ama bugün aç olan insana,
yarınki refahı anlatamazsınız.
Bugün 20 bin lirayla yaşamaya mahkûm ettiğiniz emekliye,
“İleride refah payı vereceğiz” demek;
ne ekonomi bilgisidir,
ne sosyal devlet anlayışıdır.
Bu olsa olsa
utancın ertelenmiş halidir.
Hele bu iktidar 22 yıllık bir iktidarsa, insan ömrünün üçte birini almış bir süreyi kullandıysa.
Ve evet…
İnsan biraz sıkılır.
Biraz da utanır.
Sizden ricam, emekli ile alay etmeyin.