Bazı kayıplar vardır; takvim yapraklarından bir gün eksilir ama yüreğimizden hiç çıkmaz. 14 Aralık’ta henüz 37 yaşındayken aramızdan ayrılan Manisa Şehzadeler Belediye Başkanı Gülşah Durbay da işte böyle bir kayıptır. Ardında yarım kalmış cümleler, tamamlanamamış hayaller ve en çok da sessizce ağlayan binlerce yürek bıraktı.

Ama bazı insanlar, hayattan göçseler bile mücadeleden ayrılmazlar. Çünkü onların adı artık bir yerde, bir kalpte, bir çocuğun gülüşünde yaşamaya devam eder.

Bugün Çekmeköy’de yaşanan tam olarak budur.

Çekmeköy Belediye Başkanı Sayın Orhan Çerkez’in aldığı kararla, Nişantepe Mahallesi’nde yapımı tamamlanan yeni kreşe Gülşah Durbay’ın adının verilmesi; yalnızca bir anma değil, vicdanlı bir duruştur. Bu karar, bir tabelaya isim yazmaktan çok daha fazlasıdır. Bu karar, “unutmadık”, “vazgeçmedik” ve “mücadele sürüyor” demenin en sade ama en güçlü halidir.

Gülşah Durbay, siyaseti sert kürsülerden değil, hayatın içinden kuran biriydi. Kadınların yükünü bilen, çocukların göz hizasına inebilen, belediye başkanlığını makamdan ibaret görmeyen bir yürek taşıyordu. Onun için belediyecilik; asfalt dökmek değil, umut döşemekti. Rant üretmek değil, adalet üretmekti.

“Çocuk yurdun temelidir” derken bir slogan atmıyordu; bir hayat felsefesini dile getiriyordu. Çünkü biliyordu ki bir çocuğun güvenle büyümediği hiçbir ülke ayakta duramaz. Bir annenin çocuğunu emanet edecek yeri yoksa, eşitlikten söz edilemez. Bu yüzden kreşler onun için bir proje değil, bir direniş alanıydı.

Şimdi onun adı bir kreşte yaşayacak.

Her sabah kapısından içeri giren çocuklarla, annelerin içini rahatlatan bir tabelayla, umutla… Gülşah Durbay’ın adı artık bir binada değil; yarınlarda duracak.

Bu noktada Sayın Orhan Çerkez’e sadece teşekkür etmek yetmez; bu kararın altını kalın çizgilerle çizmek gerekir. Çünkü bu ülkede vefa unutulurken, değerler hızla aşınırken, siyasi hesaplar insanlığın önüne geçerken; böyle bir karar almak cesaret ister. Samimiyet ister. İnsani bir bakış ister.

Çekmeköy’den Manisa’ya uzanan bu vefa, aslında Türkiye’nin ihtiyaç duyduğu siyaset anlayışının da özüdür. Aynı acıda buluşabilen, aynı değerde kenetlenebilen, kayıplar üzerinden değil umut üzerinden konuşabilen bir anlayış…

Gülşah Durbay, gençti. Çok gençti. Yapacak çok işi, dokunacak çok hayatı vardı. Ama kısa ömrüne sığdırdığı mücadele, pek çok uzun kariyere bedeldi. Kadın olmanın yükünü, siyasetin sertliğini, sorumluluğun ağırlığını omuzlarken bir an bile halktan kopmadı. Gülüşünü kaybetmedi. İnancını kaybetmedi.

Bugün onun adının bir kreşte yaşatılması, aynı zamanda kadın siyasetçilere verilen sessiz ama güçlü bir mesajdır: “Yolun açık, yalnız değilsin, izlerin silinmeyecek.”

21 Ocak’ta kapılarını açacak bu kreş, sadece çocukların değil; vicdanın, dayanışmanın ve umudun da yuvası olacaktır. O kapının üzerinde yazan isim, her gün bize şunu hatırlatacaktır: Bu ülke, çocuklarına sahip çıktığı gün düzelecek.

Bu nedenle bir kez daha ve özellikle söylemek isterim:

Sayın Orhan Çerkez’e bu anlamlı, derin ve onurlu karar için yürekten teşekkür ediyorum. Çekmeköy Belediyesi’ne, emeği geçen herkese teşekkür ediyorum.

Gülşah Durbay artık aramızda değil.

Ama adı yaşıyor.

Mücadelesi yaşıyor.

Ve artık Çekmeköy’de, çocukların geleceğinde yaşıyor.

Bazı insanlar ölmez.

Onlar, bir kreşin kapısında umut olur.