Ansızın bir fırtına kopar. Yer yerinden oynar. Yaşarsın ama yaşadığının farkında değilsindir. Güvenli bir liman arar. Başınızı yaslayacak bir omuz bulmaya çalışırsınız.

Anneniz ya da babanız yoğun bakımdaysa, çalan her telefonda kalbiniz kopacak gibi atar. "Acı bir haber mi alacağım?" dersiniz. Babam çıkıyor, annem giriyor yoğun bakıma...

26 Nisan'da o telefon çaldı. Annem yoğun bakımdaydı ve ben yoğun bakımdan yeni çıkan babamı kardeşime teslim etmiş. Urla yolundaydım. Açamadım telefonu 0 232..... Tülin diyebildim. O açtı... Bizi hastaneye çağırdılar.

Apar topar geldik. 10 Nisan'dan beri yuvamız olan Dokuz Eylül Hastanesi'ne...

İçeri girdik. Yoğun bakımım uzun koridorunda uzun boylu güzel bir doktor geldi. Bizi sakinleştirmeye çalışarak, profesyonel bir şekilde yaklaştı.

Gülümseyerek, "geçmiş olsun"

"Sağ olun" (Şükür iyi annem galiba)

Suratı biraz asılarak. "Annenizin kalbi durdu."

"Ahhh"

"Ama çalıştırdık..."

"Ohhh" (yaşıyor annem)

"Sonra tekrar durdu. Tekrar kalp mesajı uyguladık ancak kurtaramadık..."

Gözlerimden yaşlar boşalıyor. Tülin beni ayakta tutmaya çalışıyor. Ama o da benden farksız...

"Görebilir miyiz?" diyor.

Toparlanıyoruz. Tuna'ya bunu nasıl anlatacağız diye düşünüyorum.

Morga indirileceğini belirtiyorlar. Saat: 14.50'de sonsuzluğa yürümüş.

Tuna'yı aşağı alıyoruz. Bir kahve alıp, iki yudum içince "Meleğimiz Melek oldu" diyorum. Hep birlikte kopuyoruz. Gözyaşları sel oluyor. Hayatımız dediğiniz kişi artık yok! Her zaman yanımızda olan İlknur ve Ercan yine burada... Hemen Balamir ve Mustafa bitiyor. Canan geliyor. Morgun önünde yere çöküyorum. Çok zor annemi son kez göreceğiz. Funda, Ebru, Melek, Kamil dostlar yanımda... Tuna'yı sakinleştirmeye çalışıyorum. Gözyaşlarım içime akıyor.

SON MÜHÜR ve RADYO EGE ailem yanımda... Benim yasım onların yası olmuş. Haber yapmışlar.

EGE TELGRAF ailesi de tüm bireyleri ile beraber olduğumuzu hissettirdiler... Hele ertesi gün yayımladıkları taziye mesajı... Gazeteciler Cemiyeti, gazeteci büyüklerim hemen aradı. Sosyal medya hesaplarında Ayşen Annemizi duyurdular...

İzmir'in Başkanı Tugay ve diğer belediye başkanları, Esnafın Başkanı Ata ve diğer oda başkanları, tüm partilerin İl ve ilçe başkanları da sevgileri gösterdi. İyi ki varsınız... Hepsinin isimlerini yazsam sayfalar yetmez...

Böyle günlerde sevildiğini hissetmek çok güzel geliyor insana... Her zaman sevmenin sevilmekten daha güzel olduğunu düşünürdüm. Elmanın da beni sevmesi gerekmiyordu ama...

Oğullarım büyümüş beni teselli ediyor. Tunca dedesine bakıcı ayarlamış bile... Bu gece o kalacak babanın yanında... İstanbul ve Ankara'dan gelecekler var. Cenazemiz Pazartesi ikindi namazında olacak... Eve geliyoruz.

Ertesi gün zor bir görev bizi bekliyor. Hastaneden belgeleri alıyoruz. Balamir ile Narlıdere'ye geliyoruz. Annem buraya gelecek. Gasilhanede yıkanıp, hazırlanacak... Canan ile Tülin annemin yıkanışına katılıyor. Sonra Tuna ile ben giriyoruz. Helalleşiyoruz annemle... Bembeyaz mis kokuyor her zaman olduğu gibi... Benim ne hakkım var ki! Onun helal etmesi lazım. Hayır duası hep üzerimde olan annem etmiştir herhalde... Hastanede bile her sabah makyaj yapardı. Canım benim...

Hastaneye geliyoruz babam kötüye gidiyor. Yoğun bakıma alacaklar.

Amcam, halamlar İstanbul'dan, Teyze oğlu Gökhan ağabeyim Ankara'dan geliyor. Eyüp Sabri Cami'nde buluşuyoruz. Düğün töreni gibi gelinlik yerine kefen giymiş annem... "Kambersiz düğün olmaz" derler amcam bu görevi alıyor. Herkesle sohbet ediyor. Birçok dost çiçek göndermiş. Bu acı günümüzde yanımızda olan kalabalık bir tören oluyor. Seferihisar'da cennetten bir köşede kalbimize gömüyoruz annemi...

Babam bir hafta yoğun bakımda kalıyor. Annemin lokmasını döktürüp onun yanına gidince doktorlar servise alacaklarını söylüyorlar. Serviste martılar yoldaşımız... Nöroloji bölümünde tüm doktorlar ilgili... "Barış bey... " hemşireler, hasta bakıcılar, personel, stajyerler, intörn doktorlar ailemizin parçası... Odamızda yatan diğer hastalar ile yoldaş oluyoruz. Hepsine teşekkür ediyorum

11 Nisan 06.20'da annemin gözyaşı yağmuru ile başlayan Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesi maceramız 20 Mayıs 19.36'da bereket yağmuru ile bitti. Annemi kalbimize gömüp, babamı yaşatma çabalarımız ve dualarımız artık evde devam edecek... Gülümsüyor eve geldiği için mutlu ama hala annemi bilmiyor. Odasına yatırıyoruz. Balçova Belediyesi'nin gönderdiği yatakta yatıyor. Yine evde bakım hizmeti de verecekler. Taziye zamanı gösterdikleri ilgi hasta bakımı içinde var. Bu konuda Büyükşehir de Balçova Belediyesi de iyi çalışıyor. İşte beklenen sosyal belediyecilik...

Yatağa bağlı, mama ile beslenen, biz onun bebeği iken, bizim bebeğimiz olmuş bir şekilde... Ona tekrar konuşmayı öğreteceğiz belki yürümeyi... Zamana ihtiyacı var. Bizim umudumuz onu hayata bağlayacaktır. Kocaman bir teşekkür Tülin Sultan'a... İyi ki... Başkası olsa bakmazdı. Sen damatsın ben kızıyım sözünü ispat ediyor. "Hiç kimseye bırakmam babamı ben bakacağım" diyor.

Hayat pamuk ipliğine bağlı, siz plan yapıyorsunuz kaderiniz gülüyor. Doktorlar ellerinden geleni yapsa da... Biz babam için korkup, anneme nasıl anlatırız diye düşünürken anne kanatlanıp uçtu.

Penceresine konan kuşlarla konuşan, "Barış'ıma selam söyleyin iyi olacak o evimize döneceğiz" diyen kadın ondan önce gitti. Şimdi biz babama bunu nasıl söyleyeceğiz diye düşünüyoruz. Bilinci gelince bunu kabul edebilecek mi? Annem hasta diye üzüntüsünden inme geçiren adamın ardından ağlayarak nefes alamaz duruma gelen bir kadın... Tenis maçında gibiydik bir baba bir anne için üzüldük... Olmadı. Anne dönemedi eve, baba ise tam olarak döndü sayılmaz... Bakalım daha ne sürprizleri var hayatın...

HERKESE TEŞEKKÜRLER...

Dokuz Eylül Üniversitesi Rektörü Prof Dr Bayram Yılmaz başta olmak üzere Göğüs Hastalıkları ve Nöroloji - İnme bölümü çalışanlarına teşekkür ederim. Hastane evimiz gibi oldu. Herkes elinden gelenin fazlasını gösterdi. Özellikle Dr Abdullah Yıldız acilden beri yanımızdaydı. Babanın tüm hallerini gördü. Yıldızımız oldu. Dr. Kardelen Çelik, umudumuz oldu. Babamın karların altından doğabileceğini, ancak çelik gibi sabırlı olmamız gerektiğini öğütledi. Yine acilde Dr Buğra, inatla anneme müdahale etti. Göğüs hastalıkları servisine yatırttı. Nefes almanın ne kadar önemli olduğunu gördük. Kendi hastanem olsa annem ve babama böyle bakarlardı. İyi ki böyle bir üniversite hastanemiz var.

Hastane bahçesinde diğer hasta yakınları ile tanıştık sağlığın önemini gördük. Bir de dostluğun önemini her gün arayıp soran yardım etmek için çabalayan meleklerimiz olduğunu keşfettik. Pervane oldular bize, zoru kolaylaştırdılar.

Son birkaç yazım annem ve babama dair... Belki biraz sıktım ama eğer yanınızdaysa onlara bir kez daha sarılın diye çabam. Eğer melek oldularsa bir Fatiha gönderin. Üfleyin Ayşen annenize de gitsin. Ruhları şad olsun. Cennette yoldaş olsunlar...

Onlar gidince sesini duyamayacak olmanız anlatılamaz bir özlem... Daha üç ay önce ne güzel doğum günü kutlamıştık. Onun koca bebeği iken gereksizce büyüdüm.

Ramazan Bayramı'nda son bayramımız olacağını bilemedik. Siz yaklaşan Kurban Bayramı'nı bahane ederek ihmal ettiğiniz kişiler varsa arayın. Sesimizi duyurun, gidin elini öpün. Yarın ne olacağını bilemezsiniz...

AH BU ŞARKILARIN...

Açın RADYO EGE'nin sesini... Çalan şarkı size gelsin. Bakalım sürpriz şarkı ne çıkacak... Şarkılar ne çok şey anlatır. Anılar gözünüzde canlanır. Böyledir bizim sevdamız. Hiçbir şeyde gözümüz olmaz. Sevdiğimiz yanımızda olsun. Kim mi? Adı bende saklı... Hadi Gülümse... Geççek geççek... Özledim her şeyini... Seni seviyorum... Ağlama Anne... Sen Sevda mısın? Baba bir masal anlat bana... Pervane... Melek... Acılara Tutunmak... İsyankar... Yastayım... Dön Ne olursun... Allah'ım Neydi Günahım... Elmanın Yarısı... Haykıracak Nefesim Kalmasa Bile... Medcezir... Alaz Alaz... Odalarda Işıksızım... Olanlar Oldu... Mor Menekşe... Sokak Kedisi... Ağlamak Güzeldir... Kalbim Ege'de Kaldı... Makber... Yollarda Bulurum Seni... Ayrılık... Kalbimin Tek Sahibine... Ummadığım Anda

Yazıyı yazarken Haluk Levent'in mide kanaması nedeniyle Gazi Hastanesi'nde yoğun bakıma alındığını öğreniyorum. Tüm hastalara acil şifalar dileğiyle...

Defterimden notlar şimdilik bu kadar. Daima gülümseyin.