Günlerden 1 Ocak 2009’du…
AKP iktidarının yedinci yılı.

Ben o gün doğdum.

Matbaanın sıcaklığından çıkmış, tertemiz, pırıl pırıl…
Üzerimde Yunus Emre’nin yüzü vardı.

“Mal sahibi, mülk sahibi…
Hani bunun ilk sahibi?
Mal da yalan, mülk de yalan…
Al biraz da sen oyalan.”

Sanki bana bakıyor, “Dünya malı geçicidir” diyordu.

Ama ben…
Geçici olduğumu o gün bilmiyordum.

*

İlk basıldığımda çok güçlüydüm.

Beni verdin mi, 131-132 dolar alıyordun.
Dolar 1 lira 32 kuruştu.
Euro 2 lira 13 kuruş…
Ben 93 Euro ediyordum.

Türkiye’de kiralar 300-600 lira arasındaydı.
Benden bir buçuk tane verdin mi, üç oda bir salonda bir ay oturuyordun.
Üç tanemle en iyi evlerin kapısı açılıyordu.

Dana eti 13-15 liraydı.
Ben 13-15 kilo et demektim.

Tavuk mu?
37 kilo!

Makarnanın kilosu 2 liraydı.
Ben 100 paket makarnaydım.

Kısacası…
Ben her cüzdanda olmazdım.
Olan da kıymetini bilirdi.

*

İlk sahibim bir banka memuruydu.
Saydı, düzeltti, cüzdanına koydu.

Sonra…

Bir işçinin cebine girdim.

Asıl öykü orada başladı.

*

Akşam eve gittik.

Çocuklar sordu:
“Baba ne aldın?”

Ben…
Ekmek oldum.
Süt oldum.
Defter oldum.

Bir çocuğun yüzünde tebessüm oldum.

Ama…

Yetmedim.

Çünkü ben artık eskisi kadar güçlü değildim.

*

Yıllar geçti…

Ben hala aynı 200 liraydım.
Ama artık aynı değildim.

Eskiden bir haftalık mutfaktım.
Şimdi…
Bir akşamlık alışveriş bile zor.

*

Bir gün bir kahvehaneye düştüm.

Masada dört kişi vardı.

Biri dedi ki:
“Bu para artık 10 bardak çay ediyor.”

İçim burkuldu.

Ben değişmemiştim.
Ama benimle alınan hayat değişmişti.

*

Sonra bir pazarcının cebine girdim.

Bir teyze beni eline aldı…
Uzun uzun baktı…
Sonra geri bıraktı.

“Buna da mı yetmiyor artık…” dedi.

İşte o an…

Ben ilk kez gerçekten değersiz hissettim.

*

Artık ben sadece bir kağıt değilim.

Bir annenin hesabıyım.
Bir babanın çaresizliği…
Bir öğrencinin yarım kalan hayaliyim.

*

Geçenlerde bir haber okudum…

Beni piyasaya süren iktidarın başındaki Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Rize’de elini öpen çocuklara yine beni uzatmış.

Eskiden beni alan çocuk sevinirdi.
Cebine koyar, saklar, hayal kurardı.
Aile bütçesine katkıydım.

Şimdi…

Yüzlerine baktım.

O heyecan yoktu.
Çocuklar sevinmemişti bile.

İşte bu…

En çok bu ağırıma gitti.

*

Ve biliyorum…

Bir gün tamamen yok olacağım.
Yerime belki daha büyük rakamlar gelecek.

Ama ben unutulmayacağım.

Çünkü ben…

Bir ülkenin alım gücünün hikayesiyim.

*

Unutmayın…

Eğer hala cebinizdeysem
bana bakmayın.

Kendinize bakın.

Ben ölmedim.

Değerim eksildi.

Bunun suçlusu da ben değilim, bana değil, beni değersiz kılanlara sitem edin.