SON MÜHÜR/Cumhur Erkek-Hâkimler ve Savcılar Kurulu (HSK) İkinci Dairesi, yargı yetkisini kötüye kullanarak kesin yetki kuralını ihlal eden bir hâkim hakkında emsal niteliğinde bir karara imza attı. Başka bir ildeki gayrimenkul davasına bakarak kanuna aykırı karar veren hâkimin eylemi, hem Türk Ceza Kanunu hem de disiplin mevzuatı açısından suç sayıldı.
Kesin Yetki Kuralı Hiçe Sayıldı
Soruşturma dosyasına yansıyan bilgilere göre; Ağır Ceza Mahkemesi Üyesi olarak görev yapan hâkim, geçici yetkiyle çıktığı bir Asliye Hukuk Mahkemesi duruşmasında, başka bir ilçenin sınırları içerisinde yer alan bir taşınmaza ilişkin "tapu iptal ve tescil" davasını karara bağladı. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 12. maddesine göre gayrimenkul davalarının taşınmazın bulunduğu yerde açılması zorunluluğu (kesin yetki) bulunmasına rağmen, hâkimin bu kuralı çiğneyerek karar vermesi yargı merceklerine takıldı.
Savunması İnandırıcı Bulunmadı
Hâkim savunmasında; eylemin sehven (yanlışlıkla) gerçekleştiğini, davanın sözleşmeye dayalı olması sebebiyle kendi mahkemesinin de yetkili olduğunu düşündüğünü ve kamunun bir zarara uğramadığını iddia etti. Ancak mahkeme, tecrübeli bir hâkimin gayrimenkulün aynına ilişkin davalarda yetki kuralını bilmemesinin mümkün olmadığını vurguladı. Ayrıca taşınmazın değer tespiti için keşif yapılmadığı ve harç alınmadığı, bu durumun kamu zararına yol açtığı ve devam eden bir "şufa" (önalım) davasını konusuz bırakarak üçüncü kişileri mağdur ettiği tespit edildi.
Hem Hapis Hem Disiplin Cezası
Olayla ilgili açılan kamu davası sonucunda;
-Adli Ceza: İlgili hâkim, TCK 257/1 uyarınca "Görevi Kötüye Kullanma" suçundan 5 ay hapis cezasına çarptırıldı. Mahkeme, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına (HAGB) karar verdi.
-Disiplin Cezası: HSK İkinci Dairesi, adli yargılamanın kesinleşmesinin ardından disiplin yönünden yaptığı incelemede, eylemin ağırlığını göz önüne alarak 2802 sayılı Kanun uyarınca hâkime "Yer Değiştirme Cezası" verilmesine hükmetti.
HSK Kararı
HSK kararında, yargı mensuplarının temel usul kurallarını kasten görmezden gelmesinin mesleğin onur ve şerefiyle bağdaşmadığı vurgulandı. İlgili hâkimin geçmiş sicil durumu da değerlendirilerek, bir alt ceza olan kınama cezasının uygulanmasına yer olmadığına karar verildi.





