Son Mühür / Gökmen Küçüktaşdemir - Son Mühür TV’de ekranlara gelen Gündem Masası programında usta gazeteci Hasan Çölmekçi, AHBAP Derneği, Haluk Levent ve Oğuzhan Uğur hakkında yürütülen soruşturmalar ile deprem döneminde yaşanan tartışmaları ele aldı. Çölmekçi, devlet kurumlarının yıpratılmaya çalışıldığını vurgulayarak dikkat çeken açıklamalarda bulundu.
Toplumda oluşturulan algı çalışmalarına tepki göstererek konuşmasına başlayan Hasan Çölmekçi, devletin ve sahada görev yapan kurumların hakkının teslim edilmesi gerektiğini belirterek şunları söyledi:
"Bu ülkede o kadar algı yaratılıyor ki… Okumuş dediğimiz bir kesim, körü körüne inanıyor. Ben ona üzülüyorum. Devlet var devlet! Ve her zaman 18 yaşında… Bin yıldır üç bin yıldır olan devlet hep 18 yaşındadır ve her zaman dipdiridir. Bunu bilelim yani. Kötü dönemleri olabilir devletin… Duraklama dönemleri de… Ama yine de Türk devletleri ayaktadır. Şimdi biz burada devlete güvenmeyeceğiz de kime güveneceğiz? Biz yaptık biz yarattık bu devleti! Sen en acı döneminde, şerefsizce, Türk polisi, Türk sağlık sistemi, Jandarmasını… Arama kurtarma ekiplerinin alanında bulunmadığı yaygarasını çıkartıyorsun… Şerefsizce diyorum… Bu ülkede hepsi canla başla çalıştı. Herkes olay yerindeydi. Biz ilk günden gördük bunu. İnsanlar kendi canlarını ortaya koyarak çalıştılar."
"Kurumları karalamak doğru değil"
Kahramanmaraş merkezli depremler sırasında Türk Kızılayı ve AFAD gibi kurumlara yönelik eleştirilere ve çadır satışı iddialarına değinen Çölmekçi, kurumların hedef tahtasına oturtulmasını yanlış bulduğunu ifade ederek "Türk Kızılay’ını kötülüyorlar. Çadır satmış? Kızılay’ın kendi fabrikası var. Kızılay bir gelir elde ediyor oradan. Şimdi sen bir çadır almak istiyorsun atıyorum bir iş adamı olarak. Çadır yardımı yapmak istiyorsun. Kızılay o zaman diyor ki ‘’Evet, bağışını buraya koy ben de senin adına çadırları dağıtayım." Bunu çadır satmak olarak gösterdiler. Türk Kızılayı’nın bir iştiraki var. Mesela soda fabrikası var Kızılay’ın. Bunu satarak gelir elde ediyor. Bu gelirle de sadece Türkiye’de değil, Türk Kızılayı dünyanın her yerinde mazlumların yanına gidiyor. Hatalı olan yöneticiler vardır mutlaka. Ama bu demek değildir ki ‘Türk Kızılayı kötüdür’. Kötü niyetli birileri parti içlerinde de vardır, bürokrasi de vardır. Bu adamlar kötü diye koca bir kurumu karalamak olmaz. Beni Deniz Feneri, AHBAP falan ilgilendirmez. Beni devletimin kendi kurumu ilgilendirir. Kızılay, AFAD, AKUT bu kurumların hepsi yardıma koşuyor. Eğer bu kurumlarda da öteki türlü şeyler yapan varsa Allah belalarını versin. O acı günlerde böyle dalavere yapıyorlarsa…" dedi.
"MASAK Raporları Gerçeği Ortaya Koydu"
Soruşturma sürecinde ortaya çıkan finansal hareketlere ve toplanan bağışların kullanımına dikkat çeken usta gazeteci, o dönemde algı oluşturan isimlerin sessizliğe büründüğünü savunarak, "Ama Ahbap o acı günlerde ne yaptı? Devletin yerine koydu kendini. İşte, sonucu görüyoruz. Yalan, dolan, eninde sonunda ortaya çıktı. Babala bilmem ne… Gördük işte… Çıktılar, sanatçılar bilmem neler o zamanlar… Şimdi neredesiniz? Bre ahlaksızlar, neredesiniz? Bir tane kelime etsenize! Siz devlete karşı insanları ayaklandırarak, devletin aleyhine propaganda yaparak, bunlara yönlendirdiniz. İşte, paraları görüyorsunuz. Hep kumar, bahiste şurda burda yenmiş paralar. Masak raporları onu gösteriyor. Adam zaten yanlış yaptım diyor, ifadelerine bakın. Çıkmadı mı? Bizim o günler gözümüzün önünden gitmiyor. Siz ne çabuk unutuyorsunuz? Hafızanız nerede? Hey o şanlı sanatçılar! İş adamları! Nereye gittiniz siz şu an? Kuma mı soktunuz başınızı? Kalktılar devleti kötülediler. İnsanlardan telefonla bağış topladılar. Şimdi onlar, devletten başka bir kuruma güvenilmeyeceğini anladılar mı?" şeklinde konnuştu.
''Yalayacaklar mı tükürdüklerini?"
Sözlerinin son bölümünde gazeteci Fatih Altaylı, CHP'li Özgür Özel ve yazar Elif Şafak’ın geçmişteki söylemlerine ve desteklerine değinen Çölmekçi, tepkisini şu cümlelerle tamamladı:
"Benim de zamanında Sabah ve Habertürk’te genel yayın yönetmenliğimi yaptığı Fatih Altaylı diyor ki ‘’bu adam belliydi, 6 tane dolandırıcılığı vardı. Ama buna para toplama iznini verenler suçlu." Böyle bir şey olabilir mi? Para toplama iznini vermediğinde de bas bas bağırdılar… Arkasında durmadı mı bu adamın Özgür Özel. Arkasında durmadın mı sen? İşte bunun reklamını yaptılar en güzel bu yapıyor o işi bilmem ne… Elif Şafak, çok saygı duyduğum bir yazardı ama Time’da bir yazı yazmış, orada ne övgüler yapmış Haluk Levent’e… Time’da ilk 100’e girmesini sağlayan Elif Şafak’tır ve saygı duyduğumuz bir romancı dedik ya... Orada yazdıklarını bir görseniz, Türkiye’de bütün kurumları kötülemiş, Ahbap sanki bütün halkın destekçisiymiş gibi gösterilmiş. Şimdi ne yapacak bunlar? Yalayacaklar mı tükürdüklerini?"





