TZOB Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Dünya Su Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, su krizinin tarımsal üretim ve gıda güvenliği açısından ciddi bir tehdit oluşturduğunu vurguladı. Bayraktar, “1993 yılından bu yana her yıl 22 Mart’ta kutlanan Dünya Su Günü, tatlı suyun önemine dikkat çekmek ve 2 milyardan fazla insanın güvenli suya erişimi olmadığı konusunda farkındalık oluşturmak amacıyla Birleşmiş Milletler tarafından düzenlenen küresel bir etkinliktir. 2026 yılı teması ise ‘Su ve Cinsiyet’ olarak belirlendi. Su, yalnızca bugünün değil gelecek nesillerin de yaşam güvencesidir. Bu nedenle suyun korunması, doğru yönetilmesi ve sürdürülebilir kullanımı tüm ülkeler için hayati bir sorumluluktur. Ne yazık ki su kaynakları hızla azalıyor ve iklim değişikliğinin etkileri giderek artıyor” dedi.

Hassas tarım teknolojileri su kullanımını verimli kılıyor
Bayraktar, su krizinin çevresel olduğu kadar ekonomik ve siyasi riskler de oluşturduğunu belirterek, “Modern tarımda su ve bitki besin maddeleri birbirinden ayrı düşünülemez; yeterli su olmadan bitkiler besin maddelerini etkin kullanamaz, bu da verim kaybına ve gıda üretiminde istikrarsızlığa yol açar. Dünya tarım arazilerinin yaklaşık yüzde 40’ı su kıtlığı tehdidiyle karşı karşıya. Suyun verimli kullanılması, tarımın sürdürülebilirliği açısından kritik önemdedir. Hassas tarım teknolojileri, bitki besin maddelerinin su mevcudiyetine göre uygulanmasını sağlayarak kaynak israfını azaltıyor ve su kullanım verimliliğini artırıyor. Yüksek verimli gübreler, eğitim programları ve toprak sağlığını güçlendiren uygulamalar da önem taşıyor” ifadelerini kullandı.

Su kaynakları üzerindeki baskı artıyor
Bayraktar, nüfus artışı ve iklim değişikliği nedeniyle su kaynaklarının baskı altında olduğunu belirterek, “Türkiye’de teknik ve ekonomik olarak sulanabilir arazi miktarı yaklaşık 8,5 milyon hektardır. Mevcut teknoloji ile bu alan 10,5 milyon hektara çıkarılabilir. Şu an brüt 7,28 milyon hektar alan sulamaya açıldı, kalan 1,22 milyon hektar için yatırımlar hızlandırılmalı. Ülkemizin yıllık kullanılabilir su potansiyeli 112 milyar metreküp olup, bunun yüzde 79’u tarımsal sulamada kullanılıyor. Kişi başına düşen yıllık kullanılabilir su miktarı yaklaşık 1.301 metreküp seviyesindedir” dedi.

Sulama altyapısı modernize edilmeli
İklim değişikliğinin yağış rejimlerini etkilediğini ve kuraklığı artırdığını ifade eden Bayraktar, “Bu durumdan en fazla tarım sektörü etkileniyor. Örneğin Aydın’da şubat ayında aşırı yağış ve taşkınlar binlerce dönüm tarım arazisine zarar verdi. Eski ve verimsiz sulama kanalları yenilenmeli, modern taşkın kontrolü ve doğa tabanlı çözümler uygulanmalıdır. Üst havzalarda ağaçlandırma ve teraslama, şehir ve tarım alanlarında akıllı drenaj kanalları ile su yönetimi sağlanmalıdır” dedi.

Çiftçilere destek şart
Bayraktar, tarımsal sulama hizmet bedelinin yüzde 50 oranında desteklenmesi gerektiğini belirterek, “Artan maliyetler nedeniyle sulu tarım giderek zorlaşıyor. Modern sulama sistemleri hem su tasarrufu sağlıyor hem de verimliliği artırıyor. Ancak yüksek maliyetler nedeniyle çiftçilerin bu sistemlere geçişi zor. Teşviklerin ve uygun kredi imkanlarının artırılması büyük önem taşıyor” dedi.

Suya sahip çıkmak, geleceğe sahip çıkmaktır
Bayraktar, açıklamalarını şöyle tamamladı: “Su yalnızca bir doğal kaynak değil, gıda güvenliğinin ve tarımsal üretimin temelidir. Su yönetiminde yapılacak her hata, doğrudan tarımsal üretimi ve çiftçilerin geleceğini etkiler. Su kaynaklarının korunması, verimli kullanılması ve üreticilerin desteklenmesi için gerekli politikalar vakit kaybetmeden uygulanmalıdır. Unutulmamalıdır ki suya sahip çıkmak, geleceğe sahip çıkmaktır.”

Kaynak: iha