Son Mühür / Yağmur Daştan – Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) İzmir İl Başkanlığı’nın 15. Olağan İl Kongresi, Balçova Kaya Termal Tesisleri’nde gerçekleştirildi. “Kardeşlik Kalbimizde, Gelecek Aklımızda” temasıyla düzenlenen kongrede, teşkilatın birlik ve beraberliği, Türkiye Yüzyılı hedefi ve “Terörsüz Türkiye” gündemi öne çıktı. Tek aday olarak gösterilen mevcut İl Başkanı Veysel Şahin, kongrede yaptığı konuşmada hem teşkilatın geçmişten bugüne yürüttüğü mücadeleye hem de Türkiye’nin bölgesel ve tarihsel rolüne ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Şahin, İzmir’in kurtuluş mücadelesindeki önemine vurgu yaparken, Türkiye’nin önündeki yeni döneme dair dikkatleri çeken mesajlar verdi.
“İsimsiz kahramanlar bu salonda”
İzmir’i “Kurtuluş’un şehri” olarak tanımlayan Veysel Şahin, il başkanlığı dönemini değerlendirirken teşkilat mensuplarının fedakârlıklarını ve ortak mücadelelerini anlattı. Makamların geçici, davaya verilen emeğin ise kalıcı olduğunu belirten Şahin, “Ben bugün geriye dönüp baktığımda yalnızca bir il başkanlığı dönemi görmüyorum. Omuz omuza verdiğimiz mücadeleyi, birlikte ıslandığımız, birlikte terlediğimiz günleri, en zor zamanımızda ‘biz buradayız’ diyerek yanımızda duran dava arkadaşlarımı görüyorum. Bu teşkilatta saçını ağartanlar var. Gençliğini bu davaya verenler, ailesinden ve sevdiklerinden fedakarlık edenler, hiçbir makam ve menfaat beklemeden üç hilalin yere düşmemesi için ömrünü ortaya koyan isimsiz kahramanlarımız bu salondalar” dedi.
Görev süresince zorlu dönemlerden geçtiklerini ifade eden Şahin, teşkilat mensuplarının ailelerinden ve sevdiklerinden yaptığı fedakârlıklara dikkat çekerek, “Gençliğimiz burada geçti, saçımıza düşen aklarda bu mücadelenin izi var. Bir gün bu makamları bırakacağız, isimlerimizin önündeki unvanlar bitecek; fakat geriye bir tek şey kalacak: Bu davaya ne verdik? Davamızın zor gününde nerede durduk? Ve arkamızdan nasıl hatırlanacağız?” diye konuştu.
“Uluslararası sistem adeta can çekişmekte”
Kongredeki konuşmasında uluslararası gelişmelere de yer veren Şahin, dünyada siyasi ve ekonomik dengelerin değiştiğini, uluslararası hukuk ve adalet anlayışının aşındığını savundu. Yaşanan hadiselerin yalnızca görünen yönüyle ele alınamayacağını belirten Şahin, “Böylesine kritik dönemlerde yaşanan hadiselerin yalnızca görünen yüzüne bakamayız. Olayların arkasındaki hesabı doğru okumak, bölgemizi ve ülkemizi hedef alan tuzakları isabetle tahlil etmek bizim için bir tercih değil, milli bir mecburiyettir. Bir gerilim diğerini tetiklemekte, bir savaş başka bir coğrafyaya sıçramakta; vekalet savaşları, ekonomik yaptırımlar ve enerji mücadeleleri birbirini besleyen zincirleme krizlere dönüşmektedir. Uluslararası sistem adeta can çekişmektedir. Hukukun yerini güç, diplomasinin yerini tehdit, adaletin yerini çıkar hesapları almıştır. Ve ne yazık ki bu kirli düzenin en ağır bedelini yine masumlar, mazlumlar ve Müslümanlar ödemektedir. Gazze’den Yemen’e, Afrika’dan Orta Doğu’ya kadar milyonlarca insanın gözyaşı akarken demokrasi, insan hakları ve özgürlük nutukları atanların nasıl sustuklarını hep birlikte görüyoruz. Dünya, güçlünün istediğini yaptığı; zayıfın hakkının, hukukunun ve hatta hayatının dahi hesaba katılmadığı kaotik bir düzene doğru sürüklenmektedir.”

“Güçlü Türkiye yalnızca 86 milyonun meselesi değildir”
Türkiye’nin güçlü olmasının bölgesel açıdan önemine dikkat çeken Şahin, Doğu Akdeniz’den Kafkasya’ya uzanan coğrafyadaki mücadelelere ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu: “İşte tam da böyle bir dönemde Türkiye’nin güçlü olması yalnızca bizim için değil; Balkanlar’dan Kafkasya’ya, Türkistan’dan Orta Doğu’ya kadar umudunu Türkiye’ye bağlamış milyonlarca insan için tarihi bir zarurettir. Çünkü önümüzdeki yüzyılın meselesi yalnızca kimin daha güçlü olacağı değildir. Asıl mesele, yeni dünyanın hangi merkez etrafında ve hangi değerler üzerinde kurulacağıdır. Bugün Doğu Akdeniz’den Kızıldeniz’e, Basra Körfezi’nden Kafkasya’ya uzanan mücadele; enerji hatlarının, limanların, ticaret koridorlarının ve geleceğin ekonomik güzergâhlarının kim tarafından kontrol edileceği mücadelesidir. Bizim itirazımız tam da buradadır. Müslümanı Müslümanla, Türk’ü Kürt’le, Kürt’ü Arap’la, Arap’ı Fars’la kavga ettirirken bu coğrafyanın kaynaklarını ve geleceğini başkaları paylaşma hesabındadır. Bin yıllık kardeşlik hukukumuzu mezhep, etnik kimlik ve yapay ayrılıklar üzerinden parçalamaya çalışan siyonist-emperyalist anlayışın karşısına kardeşliğimizi ve güçlü devlet aklımızı koymak zorundayız.”
“Ergenekon’dan çıkmak üzereyiz”
Konuşmasının devamında Türk milletinin tarihsel yürüyüşüne değinen Şahin, Türkiye Yüzyılı ve Turan ülküsü vurgusu yaptı. Türk milletinin tarih boyunca büyük devletler kurduğunu ve önemli zaferlere imza attığını belirten Şahin, Türkiye’nin yeni bir dönemin eşiğinde olduğunu söyledi. Şahin, “Şimdi o kutlu hayallerin, o mukaddes düşlerin eşiğinde, Türk ve Türkiye Yüzyılı yürüyüşündeyiz. Turan ülkümüzün şafağında ve bir bütün olarak bizi hapseden Ergenekon’dan çıkmak üzereyiz” ifadelerini kullandı.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin ortaya koyduğu “Terörsüz Türkiye” hedefinin de bu büyük perspektif içerisinde değerlendirilmesi gerektiğini belirten Şahin, “İşte Genel Başkanımız, Asrın Bilgesi Sayın Devlet Bahçeli’nin ortaya koyduğu Terörsüz Türkiye hedefini tam olarak bu büyük tablonun içerisinde okumak zorundayız. Çünkü mesele yalnızca bir terör örgütünün silah bırakması değildir. Mesele Türkiye’nin tarihi yürüyüşünde ayağına vurulmuş bir pranganın sökülüp atılmasıdır” dedi.
"Milyonlarca insanın tek umut kapısı Türkiye'dir"
“Terörsüz Türkiye” hedefinin Türkiye'nin iç cephesini güçlendirmeyi amaçladığını vurgulayan Şahin, “Terörsüz Türkiye taviz değildir. Teslimiyet hiç değildir. Bizim hedefimiz teröristle kardeşlerimizi birbirinden ayırmak, bin yıllık kardeşlik hukukumuzu yeniden tahkim etmek ve Türkiye’nin iç cephesini daha da güçlendirmektir. Güçlü Türkiye yalnızca 86 milyonun meselesi değildir. Balkanlar’dan Kafkaslar’a, Türkistan’dan Afrika içlerine kadar uzanan gönül ve kültür coğrafyamızda yaşayan milyonlarca insanın tek umut kapısı Türkiye’dir” diye konuştu.
"İşte, Terörsüz Türkiye budur"
Mardin, Şanlıurfa, Diyarbakır, Erzurum, Konya, Sivas, Manisa, Erzincan ve Ağrı başta olmak üzere farklı şehirlerden gelen misafirlere hitap eden Şahin, ortak vatan ve bayrak vurgusu yaptı. “Aynı sokakta yürüyor, aynı ekmeği bölüşüyor, aynı şehrin sevincini de derdini de birlikte paylaşıyoruz” mesajı veren Şahin, “Doğduğumuz şehirler, türkülerimiz farklı olabilir, sofralarımızın lezzeti başka olabilir; fakat bayrağımız birdir, vatanımız birdir, devletimiz birdir, kaderimiz birdir. Bugün hepimizin ortak sevdası, ortak emaneti ve ortak yuvası güzel İzmir’dir. İşte Terörsüz Türkiye budur! Birbirimizin nereden geldiğini sorgulamak değil, nereye birlikte yürüdüğümüze bakmaktır. İşte bu fotoğrafın mimarı Asrın Bilgesi Sayın Devlet Bahçeli’dir. Allah ondan razı olsun” diye konuştu.
“İzmir’de kardeşliğimizi büyüttük”
İzmir teşkilatına teşekkür eden Şahin, Türkiye Yüzyılı yürüyüşünde birlik ve beraberlik mesajı verdi. Şahin, konuşmasını şu sözlerle sürdürdü: “Bugün buradan İzmir İl Teşkilatımızın bütün mensuplarına özellikle teşekkür etmek istiyorum. Çünkü sizler bu kardeşliğimizi kapı kapı, sokak sokak dolaşarak anlattınız ve yaşattınız. İlçe Başkanlarımızdan Ülkü Ocaklarımıza, kadın komisyonlarımızdan mahalle teşkilatlarımıza kadar bu kutlu mücadeleye omuz veren dava arkadaşlarımıza şükranlarımı sunuyorum. Bizlere kapısını değil, sofrasını, yüreğini ve gönlünü açan Urfalı, Mardinli, Manisalı, Muşlu, Erzincanlı, Erzurumlu, Konyalı, Karslı kardeşlerimize de huzurlarınızda teşekkür ediyorum. Biz İzmir’de kardeşliğimizi büyüttük. Şimdi bu kardeşliği daha da güçlendirecek, Türkiye Yüzyılı yürüyüşümüzde omuz omuza olacağız. Çünkü; yarınlara bırakacağımız en büyük miras Terörden arınmış, kardeşliği sağlam, başı dik, sözü geçen, büyük ve güçlü Türkiye’dir. Rabbim Birliğimizi daim, Kardeşliğimizi kaim, Devletimizi var etsin.”
“İstikametimiz de irademiz de liderimiz de belli"
Konuşmasının son bölümünde MHP teşkilatına ve Asrın Bilge Lideri Devlet Bahçeli’ye bağlılığına da değinen Şahin, “Sözlerimin sonuna gelirken, ilk günden beri ısrarla ifade ettiğim bir sözümü bir kez daha tekrar etmek istiyorum. Siyasi hayatım boyunca teşkilatıma itaat, liderime sadakatten bir an olsun ayrılmadım. Biz onun, bunun, şunun dediğine bakmayız. Liderimiz nereye bakıyorsa oraya bakar, o ne söylüyorsa onu yaparız. Çünkü bizim istikametimizde, irademizde liderimiz de bellidir! 15. Olağan İl Kongremizin şehrimize, davamıza ve aziz milletimize hayırlar getirsin” diye konuştu.





