İzmir’in Bayraklı ilçesinde, staj yaptığı kuruma gitmek için yola çıkan 21 yaşındaki Marmara Üniversitesi öğrencisi Serra Nil Erdoğan, ESHOT belediye otobüsünün çarpması sonucu ağır yaralandı.
Anadolu Caddesi üzerindeki yaya geçidi noktasında yaşanan kazada otobüsün altında metrelerce sürüklenen genç kız, itfaiye ekiplerinin vinçli müdahalesiyle kurtarıldı.
Tedavisi İstanbul'daki evinde devam eden Erdoğan ve ailesi, kaza yerindeki fiziki yetersizliklere, sürücülerin hız ihlallerine ve trafik tespit tutanağındaki uyuşmazlıklara tepki gösterdi.
"Leğen kemiğim ve omurgamdaki iki tane kemikte kırık oldu"

Ege Üniversitesi ve İzmir Şehir Hastanesi’ndeki günlerce devam eden tedavinin ardından yürüyemeyecek durumda İstanbul’a sevk edilen Serra Nil Erdoğan, kaza sırasında yaşananları;
"7 Ağustos sabah 9.00 ile 9.30 sularında staj yapacağım kuruma giderken İzmir Bayraklı ilçesinde karşıdan karşıya geçiyordum. Bu esnada tam yaya geçidi tabelasının altından geçiyordum.
Ben karşıdan karşıya geçmeye çalışırken gelen bir otobüs bana çarptı. Ben takla attım, sonra otobüsün önünde sürüklenip altına girdim. Bu olay sonucunda da leğen kemiğimde ve omurgamdaki iki tane kemikte kırık oldu.
Bu süreçte öncelikle İzmir Ege Üniversitesi Hastanesinde bir gün, daha sonrasında 13 gün de İzmir Şehir Hastanesinde yattım.
Daha sonrasında ambulansla İstanbul'a sevkim gerçekleşti. Şu anda durumum stabil ama hala yürüyemiyorum çünkü kemiklerimin kaynaması için yatmam gerekiyor." diyerek anlattı.
"Telefonla konuşmuyordum"

Kaza esnasında cep telefonuyla ilgilendiği yönündeki iddiaları reddeden Erdoğan, kurtarılma anına kadar bilincinin açık olduğunu belirterek;
"Karşıdan karşıya geçerken telefonda konuştuğumla alakalı bir şey söylendi, bu kesinlikle doğru değil. Telefonla konuşmuyordum.
Dümdüz karşıdan karşıya geçiyordum. Geçerken önümde bulunan taksi bana korna çaldı. Ben o sırada hızlı geçmeye çalışırken koştum.
Koşarken de otobüsü de koşup geçebileceğimi düşündüm ama geçemedim. O da durmadı, frenlemediği için beni sürükledi, altına girdim. Otobüs üstümden geçtikten sonraki aşamada da bilincim açıktı.
Sol bacağım otobüsün altında sıkıştığı için zaten o anda kırıldığını hissettim. Hatta sakat kalabilir miyim diye bir korku, panik yaşadım. İtfaiye vinçle kaldırdı otobüsü. Beni o şekilde ambulansa aldılar ve Ege'ye götürdüler." dedi.
"O hafta kaza geçiren üçüncü kişiymişim"
Cadde üzerinde araçların yaya güvenliğini hiçe sayıldığına dikkat çeken kız; "Orada hız tabelası var 30 kilometre, o hız tabelasına uymuyorlar.
Otobüsü durdurmak için yolun ortasına gidip elimizle işaret etmemiz gerekiyor, taksi durdurur gibi. Yavaşlayarak ya da durarak ya da yolcu alacakmış gibi gelmiyorlar.
Zaten ondan dolayı hızlı geçiyorlar. Yani orası transit bir yolmuş gibi geçiyorlar. Zaten bunun 29 günde farkına varmıştım.
En sonunda aynı olay benim de başıma geldi. Çünkü duyduğum kadarıyla aynı yol üzerinde o hafta kaza geçiren üçüncü kişiymişim.
Kendileri bana 4 gün sonra ulaştılar, ESHOT. Ben o anda ambulansla acile taşındım, sonrasında başka bir hastaneye sevkim oldu. Bu süreçte ailem de zaten burada değildi. Bana destek olabilecek hiç kimse yoktu.
İzmir Bayraklı Belediyesi de İzmir Büyükşehir Belediyesi'nden de kimse ulaşmadı, ESHOT'tan da bana kimse ulaşmadı. Hani bir 'Ne oldu, iyi misin, bir şeye ihtiyacın var mı?' beklerdim." diye konuştu.
Tutanaktaki hatalar tepki çekti
Kazanın yaşandığı yoldaki altyapı düzensizliğinin resmi rapora da hatalı yansıdığını vurgulayan Serra Nil Erdoğan, kendisinin suçlu gibi gösterilmesine itiraz ederek;
"Ben oraya otobüsle giden birisiyim. İndiğim yerde otobüs durağı. Otobüs durağında da sağıyla solunda iki tane yaya geçidi bulunuyor.
Yaya geçidinin sağ taraftaki olanının altında yaya geçidi çizgileri var, fakat sol taraftaki yaya geçidinin altında sadece engelli rampası var.
O engelli rampasından iniyor insanlar, oradan Bayraklı Kaymakamlığı’na yürüyorlar. Ben de Bayraklı Kaymakamlığı’nda staj yaptığım için o rampadan inip yaya geçidi tabelasının altından oraya yürüyorum.
Fakat burada kafa karışıklığı şurada oluyor. Orada yaya geçidi çizgisi yok ama yaya geçidi tabelası var. Trafik raporunda 'Vatandaş yaya geçidinde değildir’ diyor.
Halbuki ben yaya geçidinden geçerken bana çarpıp sürüklediği için ben yaya geçidinden uzaklaşmış oluyorum. Aslında olayın ilk olduğu asıl yer yaya geçidi." ifadelerini kullandı.
"Düzenlenen trafik kazası tutanağı oradaki fiziki gerçekleri yansıtmıyor"

Olayın ardından yasal yollara başvuran baba Ali İhsan Erdoğan ise resmi kurumlarca hazırlanan kaza tespit tutanağındaki tutarsızlıklardan bahsederek adalet ve önlem çağrısında bulunarak;
"Kızım adına hukuki süreç başlatıldı. Gerekli veriler toplanılacak, ondan sonra savcılık makamı bununla ilgili karar verecek.
Ancak düzenlenen trafik kazası tutanağı oradaki fiziki gerçekleri yansıtmıyor. Olayın oluş şekli, olduğu yer, olayın olduğu yerdeki insan sayısı, yoldaki eksikler.
Bunların hiçbiri, kaza raporunda kazanın oluş şeklini yansıtmıyor. Tabelalar zaten yaya geçidiyle birlikte değil.
Yani yaya geçidinin belki de standartlarına uygun değil. Yola baktığınızda belki yol tek yönlü olması gereken bir yol.
Raporu tutan memur beyler istikametini kızımın sağdan sola geçiyormuş gibi gösteriyor. Fakat kızım yolun sol tarafından sağ tarafına geçmeye çalışıyor. Diğer istikametten gelen otobüs yaya geçidi önünde ve üzerinde otobüs kızıma çarpıyor.
Fakat raporda sanki kızım direkt otobüsün önünden karşıya geçmeye çalışıyormuş gibi görünüyor. Bu maddi gerçekliği yansıtmıyor. Kazanın bu şekilde olmadığı açık ve net ortada.
Buradan bizim çıkarmak istediğimiz ders yine kazanın oluş şeklinden, başlangıcından ve sonrasına kadar her şeyin tekrardan düzenlenerek doğrusunun tespit edilmesi." dedi.
"Biz bunun tekrarlanmasını istemiyoruz..."
Başka ailelerin benzer acılar yaşamaması gerektiğini söyleyen baba Erdoğan; "Biz çok büyük bir kazayı, çok ucuz atlattık. Fakat bizden önceki, bizden sonraki diğer insanlar bu şekilde olmayabilir.
Biz bunun tekrarlanmasını istemiyoruz ve burası sürekli kaza olan bir bölge ise bizim burada amacımız, buranın sorumlusu kimse, bu bölgeyle ilgili kim bir şey yapması gerekiyorsa onu uyarmak, sesimizi duyurmak ve bu olmasın, bir daha olmasın.
Birlerinin canı yanmasın. Bu kazayı atlattık, bir şekilde atlattık. Hani iyisiyle kötüsüyle atlattık fakat sonraki insanların ne olacak?" ifadelerini kullandı.




