Gözlerinin içi gülen, hayata neşeyle bakan, sokakta aç bir kedi görse yüreği sızlayan, müziğin ritmini duyduğu anda dans etmeye başlayan, elinden resimlerini eksik etmeyen kızım… Onun dünyasında sevgiye, neşeye ve merhamete ayrılmış kocaman bir yer var.
Bazen onu izlerken zamanın nasıl geçtiğini düşünüyorum. Çocuklar büyüyor, kendi dünyalarını kuruyor ve yavaş yavaş hayatın içine karışıyorlar. Bir zamanlar onlar için her şeyi kolaylaştırmaya çalışırken gün geliyor, karşılarına çıkan zorluklarla kendi başlarına mücadele etmeleri gerektiğini anlıyoruz.
Çünkü hayat, büyüdükçe başka yüzlerini gösteriyor. Sorumluluklar artıyor, beklentiler değişiyor, hayal kırıklıklarıyla tanışıyoruz. Herkesin bizim gibi düşünmediğini, iyi niyetin her zaman karşılık bulmadığını, bazen hiç beklemediğimiz insanların kalbimizi kırabildiğini öğreniyoruz.
İnsan, sevdiklerini bütün bunlardan korumak istiyor. Çocuklarının yolları hep açık, karşılarına çıkan insanlar hep iyi olsun istiyor. Ama hayatın önlerine çıkaracağı bütün engelleri kaldırmak mümkün değil. Üstelik belki de her zorluğu onlar adına ortadan kaldırmak, kendi güçlerini keşfetmelerine fırsat vermemek anlamına geliyor.
Bazı şeyleri yaşayarak öğreniyoruz. Yanılmak, güvenmek, hayal kırıklığına uğramak ve yeniden ayağa kalkmak… Bunlar hayatın kolay olmayan ama insana kendini tanıtan yanları. Önemli olan, yaşadıklarımızın bizi nasıl değiştirdiği; kalbimizi korurken kendimizi de korumayı öğrenebilmek.
Kızımın o güzel kalbine bakarken en çok bunu düşünüyorum. Bir canlının acısına üzülen, bir şarkıyla dans eden, resimlerinde kendi dünyasını kuran bu çocuğun hayatı tanımasını istiyorum. Merhametinden vazgeçmeden sınırlarını bilmeyi, insanlara değer verirken kendi değerini unutmamayı da öğrenmesi gerektiğini biliyorum. Çünkü iyi kalpli olmak, herkese sınırsızca güvenmek ya da her şeye sessiz kalmak demek değil.
Çocuklarımızın yerine hayatı yaşayamayız. Onların bütün kararlarını veremeyiz, her yanlışlarını önleyemeyiz. Bir noktadan sonra kendi yollarını bulmaları, deneyim kazanmaları ve seçimlerinin sonuçlarını anlamaları gerekiyor. Bizim yapabileceğimiz, ihtiyaç duyduklarında yanlarında olmak ve kendilerine duydukları güveni kaybetmemelerini sağlamak.
Yarın kızım bir yaş daha büyüyecek.Hayat değişecek, o da değişecek. Yeni insanlar tanıyacak, yeni şeyler öğrenecek; zaman zaman üzülecek, zaman zaman hiç beklemediği güzelliklerle karşılaşacak.
Dileğim, bütün bunların içinde kendisi olmaktan vazgeçmemesi. Çünkü hayatın en büyük başarısı, hiç incinmeden yaşamak değil; incindiğinde iyileşebilmeyi, yanıldığında öğrenebilmeyi ve yaşadıklarına rağmen içindeki sevgiyi koruyabilmeyi başarmak.
Çocuklarımızı hayatın bütün gerçeklerinden sakınamayız. Ama büyürken her zorluğun onları daha katı, her hayal kırıklığının daha umutsuz insanlar hâline getirmesi de gerekmiyor.
Belki de mesele tam olarak budur: Hayatı tanırken ona benzememek, insanları tanırken sevgiden vazgeçmemek ve büyürken içimizdeki güzel çocuğu kaybetmemek.