Son Mühür- İzmir kıyılarında ağlar bir süreliğine toplanıyor; denizlerin nefes alacağı, balık stoklarının kendini yenileyeceği kritik süreç kapıya dayandı. Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından her yıl titizlikle planlanan av yasağı, bu yıl da takvimlerin 15 Nisan’ı göstermesiyle birlikte yürürlüğe giriyor. Özellikle İzmir gibi balıkçılığın nabzının attığı merkezlerde, deniz ekosistemini koruma altına alacak olan bu sınırlamalar, gırgır ve trol yöntemiyle avcılık yapan dev tekneleri 31 Ağustos tarihine kadar limanlara bağlayacak.
İzmir’de av yasağı çanları çalıyor
Sürdürülebilir balıkçılığın temel taşı olarak görülen bu düzenleme, sadece ekonomik bir karar değil, aynı zamanda çevresel bir zorunluluk olarak öne çıkıyor. Teknolojik imkanların artmasıyla birlikte av baskısının deniz altındaki yaşamı tehdit etmeye başlaması, av yasağı uygulamasının önemini bir kat daha artırıyor. İzmir’in bereketli sularındaki biyolojik çeşitliliği korumak ve gelecek nesillerin de bu sofradan pay alabilmesini sağlamak adına, balıkların üreme dönemlerini kapsayan bu zaman diliminde denizlere huzur geliyor. Ancak kuralcı bir esneklik de mevcut; gırgır ve trol tekneleri, karasularımızın dışındaki uluslararası sularda Bakanlık denetimi ve belirli kurallar dahilinde rızkını aramaya devam edebilecek.
Ne zaman başlayacak?
Yeni dönemle birlikte sadece yöntem bazlı değil, tür bazlı yasaklar da sektörü yakından ilgilendiriyor. 6/1 Numaralı Ticari Amaçlı Su Ürünleri Avcılığının Düzenlenmesi Hakkında Tebliğ uyarınca, denizlerin nazlı türleri için farklı takvimler işleyecek. Örneğin, sofraların vazgeçilmezi kalkan balığı için yasak 15 Nisan'da başlayıp 15 Haziran'da son bulurken; karides, akivades ve istiridye gibi deniz ürünlerinde kısıtlama Ağustos sonuna kadar sürecek. Lambuka ve akya gibi türlerde bir aylık kısa bir mola verilirken, deniz patlıcanı ve ahtapot gibi canlılar için yasak süreci çok daha uzun bir periyoda yayılıyor. Bu tür bazlı kısıtlamalar, her canlının kendi doğal döngüsünde çoğalmasına olanak tanıyacak şekilde bilimsel veriler ışığında yönetiliyor.
Stok bildirimi için kritik 24 saat kuralı
Yasağın yürürlüğe girdiği andan itibaren sadece denizlerde değil, tezgahlarda ve depolarda da sıkı bir takip süreci başlıyor. Yasak kapsamına giren ürünlerin satışı ve nakliyesi tamamen durdurulurken, yasak öncesinde avlanmış olan stokların yasal zeminde kalabilmesi için işletmecilere dar bir zaman dilimi tanınıyor. Elinde yasaklı ürün bulunan tesis veya satıcıların, 15 Nisan’dan itibaren 24 saat içinde en yakın İl veya İlçe Tarım Müdürlüğü’ne başvurarak stok tespiti yaptırması hayati önem taşıyor. Kayıt altına alınmayan her ürün kaçak statüsüne düşeceği için, resmi izin alınmadan bu stokların devredilmesi veya işlenmesi mümkün olmayacak.
Geleneksel balıkçıya muafiyet ve İzmir’de 7/24 denetim
Büyük ölçekli endüstriyel avcılık duraksarken, "küçük balıkçı" olarak tabir edilen geleneksel kıyı balıkçıları için istisnai bir durum söz konusu. Olta, çapari ve uzatma ağları gibi ekosisteme zarar vermeyen yöntemlerle geçimini sağlayan tekneler, tebliğdeki kurallara sadık kalmak kaydıyla sezon boyunca avcılık yapabilecek. İzmir, 629 kilometrelik devasa kıyı şeridiyle bu sürecin en hassas yönetildiği bölgelerin başında geliyor. İzmir genelinde balıkçı barınaklarından yol kontrol noktalarına kadar her yerde denetim ekipleri teyakkuzda olacak. Kaçak ve kayıt dışı avcılığı engellemek adına 7 gün 24 saat esasına göre çalışacak olan ekipler, denizlerimizin geleceğini korumak için tavizsiz bir saha çalışması yürütecek. Tüm sektör paydaşlarının bu kurallara hassasiyetle uyması, denizlerimizin gelecekte de cömert kalabilmesinin tek anahtarı olarak görülüyor.





