Son Mühür/ Emine Kulak- Yaz aylarının gelmesi ve kavurucu sıcakların etkisini arttırmasıyla birlikte, Türkiye’nin en değerli akciğerlerine sahip İzmir’de orman yangını riski en üst seviyeye ulaştı. Neredeyse her yıl binlerce hektar yeşil alanını alevlere teslim eden kentte, bu sezon da rüzgarın ve kuru havanın etkisiyle teyakkuz ilan edildi.
Orman yangınlarının önlenmesi ve müdahale süreçlerine ilişkin kritik değerlendirmelerde bulunan İZ- AFED (İzmir Afet Bilinci, Çevre ve İklim Farkındalığı Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Servet Ertaş, özellikle büyükşehir belediyelerinin hava destekli müdahale kapasitelerinin arttırılması gerektiğine dikkat çekti.
“Hava araçlarının olması yangına müdahaleyi hızlandıracaktır”
Büyükşehir Belediyesi’nin hava aracının olması gerektiğini söyleyen Ertaş, “Yangın çalışma grubunun ana sorumlusu, ana çözüm ortağı Büyükşehir Belediyesi ise Büyükşehir Belediye Başkanının bir yangın hukukunda o afeti yönetecek pozisyonda olması gerekiyor. Tabii ki yanında İzmir Valisi'yle birlikte, tabii o büyük bir yangınsa eğer, aynı zamanda Büyükşehir Belediyesi'nin hava araçlarının olması bu yangına müdahaleyi hızlandıracaktır. Etkisini arttıracaktır. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin hava aracı yok. Alma yönünde de bir hamleleri yok diye biliyorum. Büyükşehirler ya da belediyeler her istediğini kendi kararları ile yapamıyorlar. Bazı şehirler, merkezi idarenin vesayet denetimine tabiler. Onlardan izin alınması gerekiyor. Kaynak, ödeneklerin çoğu merkezi idareden geliyor. Büyükşehir Belediyesi'nin karadan araçları var. Kentsel yangını söndürmek için kullandıkları araçlarını, itfaiye araçlarını işte arozözlerini orman yangınlarına da sevk ediliyor ama karadan yangını söndürmek çok zor. Çünkü havadan hızlı bir şekilde üzerine su püskürtmek, o yangını boğmak, daha büyük etki yaratıyor ama karadan da soğutma çalışmaları da önemli. Yani tamamen havaya bırakıp karadan hiçbir şey yapmamakta doğru değil. Karadan müdahale edecek ekiplerin de gerekli donanıma, iş kıyafetine ihtiyacı var. Yangının içerisine 100 metre kadar girecek, 50 metre kadar girecek, yangından etkilenmeyecek araçların da tasarlanması gerekiyor” diye konuştu.

“Ayrışma, suçlamadan çok, birlikte yapmalıyız düşüncesi olmalı”
Merkezi iktidar ile yerel yönetimlerin afetlerde kutuplaşmaması gerektiğini söyleyen Ertaş, “Diğer yandan orman yangınlarını önleyecek uygulamaların yapılması gerekiyor. Ormanların belli aralıklarla açılması, orman araçlarının girişine kolaylık sağlayacak, her şeyden önemlisi ise orman müdürlüğü ile belediyelerin, parti ayırt etmeksizin, orman yangınları başta olmak üzere afetler için iş birliği şart. Toplumsal mutabakat önemli. Merkezi idare, yerel yönetimler, sivil toplum, bilim kurulları, basının desteği olması gerekiyor. Ayrışma, suçlamadan çok, birlikte yapmalıyız düşüncesi olması gerekiyor. İzmir’de yapı stoğumuz çok eski, depremde de, yangında da merkezi hükümet ile yerel yönetimin birbirlerini suçlayan davranışlarından vazgeçmesi gerekiyor. Türkiye’de iki partinin kutuplaşması her alana zarar veriyor. Etkilenen hepimizin, canlıların hayatı. Doğada bir canlı türünün eksilmesi habitatı alt üst ediyor” dedi.
“Kasten, ihmalen yakma ve kıvılcım yangını başlatan etkenler”
Yangını başlatan etkenlerden örnek veren Ertaş, “Bu sene çok yağmur yağdı. Bu sene doğa bize yetecek kadar yağmur yağdırdı. Havada mayıs ayının sonuna kadar serin hava ile devam ettik. Orman yangınları şuana kadar gayet seyrinde, az sayıda devam ediyor. Orman yangınlarına karşı mücadele Mart, Şubat aylarında yapılması gerekiyor. Kentin çeperindeki korulukların, ambalaj atıklarının temizlenmesi gerekiyor. Kasten yakma ve ihmalen yakma ile başlayan orman yangınları çok fazla. Kendiliğinden tutuşma etkisi de var. İklim değişikliği nedeniyle havalar ısındı o yüzden o kıvılcım olmamalı” şeklinde konuştu.





