İzmirlileri ilgilendiren haber geldi. Kordon, Karşıyaka sahili ve Mavişehir gibi bölgeler, her lodos fırtınasında sular altında kalan, kalıcı olarak bataklıklaşan veya terk edilmek zorunda kalınan "kayıp kıtalar" haline gelebilir. İzmir, estetik güzelliğini denize kaptırırken, kentsel alanın daralmasıyla büyük bir barınma krizi yaşayacaktır. İşte tüm detaylar...

ALTYAPININ ÇÖKÜŞÜ VE TUZLU SU TAHRİBATI
Deniz seviyesinin artması, İzmir’de sadece kıyı alanlarını değil, aynı zamanda yer altındaki altyapı ağlarını da tehlikeye düşürecek. Tuzlu suyun kentsel altyapıya verdiği zarar, şehirdeki temel hizmetlerin devamını zorlaştırabilir. 50 yıl içerisinde İzmir, şu anki ulaşım ve lojistik sistemlerini terk ederek, çok daha maliyetli ve karmaşık olan “yüzen şehir” ya da “tepeler şehri” modeline geçiş yapmak zorunda kalabilir.
İKLİM GÖÇÜNÜN MERKEZİ VE KAPASİTE AŞIMI
Ege’nin diğer illerinden ve kıyı ilçelerinden kaçan iklim mültecileri için İzmir, son sığınak olma özelliğini sürdürecektir. Ancak zaten alanı daralan ve kaynakları tükenen bir şehrin, 2076 yılında beklenen devasa nüfus yığılmasını kaldırması imkansızdır. Bu durum, İzmir’de gecekondu bölgelerinin dikey binalarla "gettolara" dönüşmesine, su ve elektrik savaşlarının yaşandığı kaotik bir metropol yapısına yol açabilir.
* Deniz seviyesinin yükselmesi, İzmir’in yer altı drenaj, kanalizasyon ve metro sistemlerini tehdit edecektir.
* Tuzlu suyun altyapıyı korozyona uğratması, şehrin temel hizmetlerinin devamını zorlaştırabilir.
* 50 yıl içinde İzmir, günümüzün ulaşım ve lojistik sistemlerini bırakıp daha maliyetli "yüzer şehir" veya "tepeler şehri" modeline geçmek zorunda kalabilir.
* Bu dönüşümün maliyeti, İzmir’in ekonomik kaynaklarını tüketebilir.





