Son Mühür/ Emine Kulak- İzmir’de bir araya gelen emekliler, Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) Konak İl Müdürlüğü önünde gerçekleştirdikleri basın açıklamasıyla derinleşen ekonomik krize ve zorlaşan yaşam koşullarına tepki gösterdi.
Emekliler adına açıklamayı okuyan DİSK Emekli Sen Yüksek Disiplin Kurulu Başkanı Hüseyin Özkaynak şu ifadeleri kullandı;
“Bütçe disiplini ve kaynak yetersizliği masallarına sığınmaktadır”
“Sermayeye hizmet, emekliye sefalet. Emeğimiz var, hakkımız var, geleceğimizi istiyoruz. Türkiye, her geçen gün derinleşen, geniş kitleleri açlık sınırının altına iten ve toplumsal yaşamı tahrip eden çok boyutlu bir ekonomik krizin kıskacındadır. Siyasi iktidarın uzun yıllardır istikrarlı bir şekilde uyguladığı sermaye odaklı, rantçı ve neo-liberal ekonomi politikaları, bugün işçi sınıfını, dar gelirlileri ve özellikle de ömürlerini bu ülkenin kalkınmasına, üretimine adamış olan milyonlarca emekliyi tam bir sefalet düzenine mahkûm etmiştir. Bizler, DİSK, Dev Emekli-Sen olarak; bu gidişata dur demek, hakkımız olanı haykırmak ve sefalet aylıklarına boyun olmayacağımızı ilan etmek üzere bugün buradayız. Açıkça ve yüksek sesle ifade ediyoruz: Bugün karşı karşıya kaldığımız toplumsal ve ekonomik tablonun adı “Sermayeye hizmet, emekliye sefalet” düzenidir . düzen; üreteni, değer yaratanı ve ömrünü bu toprakların geleceğine adamış olanları yok sayan; buna karşılık bir avuç azınlığı daha da zenginleştiren bilinçli tercihlerin ürünüdür. Ülkenin tüm kaynakları, halkın vergileri ve yıllarca döktüğümüz alın teri; yerli ve yabancı sermaye çevrelerine, yandaş holdinglere, muafiyetlerle, teşviklerle, affedilen milyarlık borçlarla peşkeş çekilmektedir. Sermayeye gelince sınır tanımayan fonlar, hazine garantileri ve imtiyazlar bulanlar; iş emekliye, işçiye, dar gelirliye geldiğinde bütçe disiplini ve kaynak yetersizliği masallarına sığınmaktadır. Bu çarpık bölüşüm mekanizmasının neticesinde, milyonlarca emeklinin payına ise açlık, yoksulluk, güvencesizlik ve sosyal hayattan tamamen tecrit edilmek düşmektedir. Alın terimizin, gençliğimizin, dirsek çürüterek ve gece gündüz çalışarak bu ülkenin ekonomisine kattığımız değerlerin, yıllarca eksiksiz ödediğimiz primlerin karşılığı olan emeklilik hakkı; bugün siyasi iktidar tarafından bir yük, bir maliyet unsuru ya da lütufmuş gibi sunulmaktadır”
“Emekli aylıkları asgari ücretin bile fersah fersah altına itilmiştir”
“Her zam döneminde sadaka niteliğindeki, gerçek enflasyonun çok gerisinde kalan yüzdelik artışlarla ve kök aylık hileleriyle toplumun en alt katmanına itilmeyi, hak ettiğimiz insanca yaşam koşullarının bizlerden esirgenmesini kabul etmiyoruz. Ekonomik krizin faturasını bizlere kesmeye çalışanlara mesajımız nettir: Yıllarca ürettik, değer yarattık, vergimizi ve primimizi eksiksiz ödedik. Bizim bu ülkenin her karışında emeğimiz var, hakkımız var ve insanca yaşayabileceğimiz onurlu bir emeklilik dönemi istiyoruz. Bu mücadeleyi kazanıncaya kadar meydanları terk etmeyeceğiz. Dostlar, bugün Türkiye’de milyonlarca emekli, siyasi iktidarın ve sermaye düzeninin el birliğiyle kurduğu üç kollu bir kıskacın içinde nefessiz bırakılmak istenmektedir. Bu zulüm çarkının birinci ayağı, bilinçli bir plan dahilinde uygulanan düşük aylık politikasıdır. Yıllarca bu ülkeye değer katanların hakları; uyduruk intibak sistemleri, formül oyunları ve TÜİK’in sipariş usulü veri tezgâhlarıyla tek tek gasp edilmiştir. Emekli aylıkları, sefaletin resmi belgesi olan asgari ücretin bile fersah fersah altına itilmiştir. Çok değil, bundan yirmi-otuz yıl önce bir emekli aylığıyla bu ülkede başını sokacak bir ev bulabilen, çocuklarını kimseye muhtaç etmeden okutup evlendirebilen emekliler; bugün tek bir odanın kirasını dahi ödeyemez, mutfak masraflarının altında ezilir hale getirilmiştir. İnsanca yaşam bir yana, insanı biyolojik olarak hayatta kalma sınırının altına mahkûm eden bu komik aylıklar, iktidarın gözünde emeklinin sadece bir bütçe yükü olduğunun en somut itirafıdır”
“Emekli için bir lüks, bir hayal haline gelmiştir”
“Bu kıskacın ikinci ayağı ise çarşıyı, pazarı ve mutfakları küle çeviren yüksek fiyat gerçeğidir. Akşamdan sabaha değişen etiketler, market koridorlarında adeta cüzdanlarımızı yağmalamaktadır. Artık bu ülkede süt alabilmek, sofraya iki kap sebze yemeği koyabilmek emekli için bir lüks, bir hayal haline gelmiştir. Varsın TÜİK sanal enflasyon masalları anlatsın; o rakamlar ne sokaktaki yangını söndürebiliyor ne de bizim boş kalan pazar filelerimizi doldurabiliyor. Bizim gerçek enflasyonumuz; kasabın kapısını unutan mutfaklarımız, son kuruşuna kadar boşalan cüzdanlarımız ve kapımıza dayanan ödeyemediğimiz faturalarımızdır. Ve tüm bu organize kötülüğün en ağır sonucu gelecek yok duygusudur. Emeklilik, insanın kendine zaman ayıracağı, onurlu ve huzurlu bir nefes alacağı dönem olmalıdır. Ancak bu topraklarda emeklilik, bir toplu tasfiye hareketine, yarın sabah hayatta kalıp kalamayacağı kaygısına indirgenmiştir. Bugünün genç kuşakları, bizlerin düştüğü bu içler acısı sefalet tablosuna bakarak bu ülkede çalışmaktan, prim ödemekten ve gelecek kurmaktan umudunu tamamen kesmektedir. Aktif çalışma ömrünü tamamlamış milyonlarca insanımız; ilerlemiş yaşlarına, bükülmüş bellerine ve kronik sağlık sorunlarına rağmen sırf bir lokma ekmek bulabilmek için merdiven altı, güvencesiz, sigortasız ve onur kırıcı ücretlerle çalışmaya zorlanmaktadır. Bu sadece emeklinin değil; koskoca bir toplumun geleceğinin, umudunun ve yarınlarının yok edilmesidir! Biz bu karanlığı, bu geleceksizlik dayatmasını reddediyoruz”
“Emekli sendikaları muhatap alınmalı”
“Bizler sadece şikâyet etmiyoruz; hakkımız olanı ve bu krizden çıkışın asgari şartlarını talep ediyoruz. Siyasi iktidarın kulaklarını tıkadığı, görmezden geldiği acil taleplerimizi bir kez daha ilan ediyoruz: En düşük emekli maaşı asgari ücret seviyesine yükseltilmelidir: Hiçbir emekli aylığı, insanca yaşam sınırının asgari koşulu olan net asgari ücretin altında olmamalıdır. Kök aylık hilelerine ve seyyanen zam oyunlarına derhal son verilmelidir. İntibak yasası derhal çıkarılmalıdır: 2000 yılı öncesi ve sonrası emekli olanlar arasındaki derin uçurumu kapatacak, adaleti sağlayacak bir İntibak Yasası meclisten ivedilikle geçirilmelidir. Aynı prim gün sayısı ve aynı koşullarla emekli olanların aylıkları eşitlenmelidir. Sağlıkta Katkı Payları Kaldırılmalıdır: Emeklilerin ilerleyen yaşlarıyla birlikte en çok ihtiyaç duyduğu sağlık hizmetleri tamamen ücretsiz olmalıdır. Hastane, ilaç, muayene ve ameliyat adı altında alınan her türlü katkı payı ve ek ücret uygulamasına son verilmelidir. Sendikal Haklar ve Toplu sözleşme Masası Tanınmalıdır: Emeklilerin sendikal örgütlenmesi önündeki tüm yasal ve bürokratik engeller kaldırılmalıdır. DEV Emekli-Sen ve tüm emekli sendikaları muhatap alınmalı, aylıklar ve sosyal haklar toplu sözleşme masasında belirlenmelidir. Tüm halkımıza ve örgütlü güçlere çağrımızdır.”
Emeklilerden çağrı
“Bu mücadele sadece bugünün emeklilerinin mücadelesi değildir. Bu mücadele, bugün fabrikalarda, plazalarda, şantiyelerde, tarlalarda çalışan ve yarın emekli olacak olan tüm işçi ve emekçilerin mücadelesidir. Bugün emeklinin hakkının gasp edilmesine göz yummak, geleceğin emeklilerinin de sefalete mahkûm edilmesini onaylamaktır. DİSK DEV EMEKLİ-SEN olarak, tüm emeklileri, sendikaları, demokratik kitle örgütlerini, meslek odalarını ve kalbi adaletten yana atan tüm halkımızı sesimizi birlikte yükseltmeye çağırıyoruz. Gün, birleşme günüdür; gün, dayanışmayı örgütleme ve meydanlarda omuz omuza durma günüdür.”




