Son Mühür / Yağmur Daştan - İzmir Körfezi’ne “kil" dökülmesine yönelik tartışmalara bilim dünyasından çok sert bir itiraz yükseldi. İzmir Sivil Toplum Örgütleri Platformu’nun (İSTÖP) körfeze "modifiye kil" adı altında "kedi kumu" döküldüğü yönündeki iddiaları tartışmaları biraz daha alevlendirirken Türkiye Bilimler Akademisi (TÜBA) Üyesi Prof. Dr. Doğan Yaşar, İzmir Büyükşehir Belediyesi yetkililerinin deniz kirliliği ve oşinografi konularında uzmanlıklarının bulunmadığını savunarak, yürütülen çalışmaların bilimsel bir temelden yoksun olduğunu iddia etti. Prof. Dr. Yaşar, “İster modifiye kil olsun ister bentonit kum olsun, denizin dibine bir şey dökülmez. Saçma!” diyerek tepkisini gösterdi.

“Tam bir tarih faciası”

“Bunu neden yapıyorlar hiçbir fikrim yok” sözleriyle açıklamalarda bulunan Prof. Dr. Yaşar, “Deniz kirliliği çalışmaları jeobiyokimya eğitimi alanlar tarafından yapılır ama ben İzmir Büyükşehir Belediyesi (İzBB) adına açıklama yapan belediye yetkililerin hiçbirinin bu eğitimi almadığını görüyorum. Yani jeolojik oşinograf olunmadan deniz kirliliği konuşulmaz. İkinci konu ise İzBB yöneticilerinin İzmir Körfez tarihini hiç bilmemeleri. 2024 yılında ilk balık ölümlerinden sonra konuşan İzBB Başkanı Cemil Tugay'ın, İzmir Körfezi'ndeki kirliliğin 1965 yılından sonra başladığını söylemesi tam bir tarih faciası idi. Yalnızca ben şahsen bugüne değin Körfez'in kirlilik tarihini en az 300 kez basında anlattım. Yani tarih bilmeyen İzBB yönetimi hiç basını da takip etmemiş” ifadelerini kullandı.

“Ahkam kesenler İzmirli değil, bilimden nefret ediyorlar”

İzBB’nin önceki başkanlarından Ahmet Piriştina sonrasında yönetimde ciddi bir ‘yabancı bilim insanı hayranlığı’ başladığını söyleyen Prof. Dr. Yaşar, “2003 yılında bu körfezi yalnızca arıtmaları çalıştırarak mavileştirdik. Ancak 2004 yılında Piriştina’nın ölümünden sonra onlarca kez yaptığımız tüm uyarılarımıza karşın söylediklerimiz yapılmayınca yeniden geriye dönüş yani kirlenmeye başladı. Ve şu an hala 2003 yılında bu körfezin nasıl mavileştiği bilinmiyor çünkü şu an İzBB yönetiminde olan ve bu konularda ahkam kesenler İzmirli değil. Yani şu an İzmir'in tarihini bilmeyen ve hiç okumayanlar nedeni ile körfezimiz çok kirli. Körfezi 2003 yılında maviye dönüşürken tek bir iş yapıldı o da arıtmaların çalıştırılmasıydı. Bu kişiler İzmir Körfezi'nde yapılan makale ve projeleri de okumaktan çok uzak. Yani bilimden nefret ediyorlar. Çünkü bazen kuzeyden bir kanal açıp İç Körfezdeki kirliliği dışarı çıkaracaklarını açıklarken birkaç ay sonra Gediz'in kirli suyunun içeri girdiğini söylüyorlar. Yani İzBB yönetimi Suyun akıntı ile içeri mi yoksa dışarı mı çıktığından bile haberi yok. Ancak yapılan tüm bilimsel çalışmalarda Karaburun’dan giren suyun Narlıdere, Konak, Bayraklı, Karşıyaka Çiğli kıyılarını yalayarak Foça'dan kuzeye aktığını göstermektedir” dedi.

“Güneşten gelen enerjiyi engellersiniz”

“Denize hiçbir şart altında alüminyum sülfat ya da modifiye kil dökülmez. 49 yıldır bu çalışmaları yapıyorum, 50’ye gidiyorum. Bentonit kum döküldüğünü daha önce hiç duymadım…” sözleriyle devam eden Prof. Dr. Yaşar, “Çünkü bu dökülen materyaller güneşten gelen enerjinin derinlere gitmesini engeller ve canlı yaşama zarar verir. Ayrıca balıkların solungaçlarına da girme olasılığı vardır. Modifiye kil ya da alüminyum sülfat bildiğim kadarı ile soğutma suyu çeken enerji santralleri çıkışlarına dökülür. Çünkü soğutma suyunu çektikten sonra yeniden denize verilen bu sular bir dereceye yakın ısınırlar ve denize verildikleri noktada müthiş bir canlı çoğalmasına neden olur. Bu canlılar da boruların tıkanmasına neden olur. İşte bu bentonit olsun, modifiye kil olsun bunların üzerine nokta atışı ile dökülür. Alüminyum sülfat döküldüğünü biliyorum ama bentoniti ilk defa duydum. Denize hiçbir şey atamazsın. Güneşten gelen enerjiyi engellersin. O zaman da deniz içindeki yaşamı öldürürsün. İster modifiye kil olsun isterse bentonit kum. İkisi de saçma” diye konuştu.

Muhabir: Yağmur Daştan