Son Mühür / Yağmur Daştan - İzmir Körfezi’nin ekolojik dengesini korumak ve sürdürülebilir bir yapıya kavuşturmak amacıyla yürütülen çalışmalar, 26-28 Mart tarihlerinde düzenlenen “Sağlıklı Bir Körfez İçin Bir Adım Daha” çalıştayında masaya yatırıldı. İzmir Büyükşehir Belediyesi öncülüğünde ve ilgili kurumların iş birliğiyle gerçekleştirilen çalıştay, körfezin ekosistemlerini güçlendirmeye yönelik stratejilerin, dip tarama ve sediman yönetimi çalışmalarının yanı sıra, su kirliliğine karşı alınabilecek önlemlerin kapsamlı bir şekilde ele alınmasını sağladı. Açılışta konuşan yetkililer, körfezin sadece bir çevre alanı değil, İzmir’in kimliği, hafızası ve geleceği açısından hayati bir öneme sahip olduğuna dikkat çekerek, sürecin uzun soluklu ve çok boyutlu bir yaklaşım gerektirdiğini vurguladı.

“Katılım, şeffaflık, sürdürülebilirlik…”

Çalıştayın açılış konuşmasını gerçekleşen İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Zafer Levent Yıldır, “Yerel güçlerle kurduğumuz ilişki oldukça sınırlı kaldı ve çoğunlukla yalnızca bilgiye dayalı bir düzeyde ilerledi. Bugüne kadar bu ilişki biçimi büyük ölçüde değişmeden devam etti. Genel olarak, tarih boyunca kendi imkanlarımızdan ve ayrıcalıklarımızdan sonuna kadar yararlanmayı bilen; ancak iş sorumluluk, özveri ve yükümlülük gerektirdiğinde geri durabilen bir yaklaşım sergiledik. Bu durum, toplum olarak geliştirdiğimiz bir davranış biçimi haline geldi. Fakat bugün geldiğimiz noktada artık bunun farkına varmaya başladığımızı söyleyebiliriz. Bu farkındalıkla birlikte, dünyaya ve çevremize daha bütüncül bir bakış açısıyla yaklaşma ihtiyacı doğdu. Özellikle doğayla kurduğumuz ilişkiyi yeniden tanımlamak, daha dengeli ve sürdürülebilir bir çerçevede ele almak zorundayız. Katılım, şeffaflık ve son dönemde giderek daha fazla önem kazanan sürdürülebilirlik kavramları bu sürecin temel unsurları olarak karşımıza çıkıyor” dedi.

“Katılım, şeffaflık, sürdürülebilirlik…”

“Bu süreç emek ve kararlılık gerektiriyor”

“Öte yandan, yaşamın kendi dinamikleri içinde gelişen ve büyük ölçüde öngörülemeyen süreçler de var” sözleriyle devam eden Yıldır, “Bu süreçler, adeta kendiliğinden oluşan bir sistem gibi, sürekli yeni durumlar üretmeye devam ediyor. Bu da bize şunu açıkça gösteriyor: Bugün doğru olduğunu düşündüğümüz bir çözüm ya da göz ardı ettiğimiz küçük bir ayrıntı, gelecekte çok daha büyük sorunlar olarak karşımıza çıkabilir. Dolayısıyla her şeyi önceden tahmin etmek mümkün olmasa da nasıl bir bilimsel yaklaşım içinde hareket etmemiz gerektiğini iyi belirlemeliyiz. Hangi konuları önceliklendireceğimiz, hangi unsurları bir araya getireceğimiz ve bu doğrultuda nasıl sonuçlar elde edeceğimiz büyük önem taşıyor. Çünkü gerçekten zor bir süreçten geçiyoruz ve bu süreç ciddi bir emek, dikkat ve kararlılık gerektiriyor” ifadelerini kullandı.

“Bir sorunu çözmeye çalışırken…”

“Elbette öneriler geliştirmek kaçınılmazdır. Ancak unutmamak gerekir ki bugün çözüm olarak gördüğümüz bir yaklaşım, yarın çok daha büyük bir sorunun kaynağı haline gelebilir” mesajı da veren Yıldır, “Bu durum, özellikle tarım alanında sıkça verilen örneklerle daha net anlaşılmaktadır. Örneğin, bir zararlıya ya da hastalığa karşı kullanılan ilaçlar zamanla daha dirençli türlerin ortaya çıkmasına yol açabilir. Bu da bir sonraki aşamada daha güçlü kimyasalların kullanılmasını zorunlu kılar. Sonuçta ise tükenmiş, yıpranmış ve sürdürülebilirliğini kaybetmiş bir üretim sistemiyle karşı karşıya kalırız. Yani bir sorunu çözmeye çalışırken, aslında daha büyük ve kalıcı sorunlar üretmiş oluruz. Bu durum aynı zamanda önemli bir eleştiri olarak da değerlendirilebilir. Çünkü çoğu zaman kısa vadeli kazanımlar uğruna uzun vadeli zararları göz ardı edebiliyoruz. Daha fazla fayda elde etme çabasıyla hareket ederken, farkında olmadan zararın en derin noktasına ulaşabiliyoruz. Bu nedenle artık hiçbir konuyu tek boyutlu ele almamamız gerektiğini çok daha net bir şekilde anlıyoruz. Her meseleyi çok katmanlı, çok boyutlu ve bütüncül bir yapı içinde değerlendirmek zorundayız. Mümkün olduğunca hiçbir ayrıntıyı göz ardı etmeden, daha dikkatli ve özenli bir yaklaşım benimsemeliyiz” diye konuştu.

İZSU Genel Müdürü Erdoğan: Meles deresinde çalışma başlıyor

İZSU Genel Müdürü Erdoğan: Meles deresinde çalışma başlıyor

İZSU Genel Müdürü Gürkan Erdoğan, Körfezdeki tablonun 2024 ve 2025 yıllarında tarihin en büyük sıcaklık değerlerinin kaydedilmesiyle beraber ağırlaştığını belirtti. Körfezde yaşanan sorunlarla ilgili İZSU'nun dört temel görevi olduğunu aktaran Erdoğan, “İzmir Körfezi'ne gelen 34 tane dere var. Biraz önceki fotoğrafta gördüğünüz üzere. Bununda yaklaşık 55 tane yan kolu var. Bu derelerin tamamında bir temizlik faaliyeti sürdürüyoruz. Bu dereler bütün kentsel kirliliği körfeze taşıyan dereler. Buralarda yoğun bir temizlik faaliyeti sürdürüyoruz. Bu derelerin tamamında yaklaşık 110 bin ton malzeme çıkartıyoruz. Yakın zamanda 1 ila 2 hafta sonra da Meles deresinin orada bununla ilgili bir çalışmanın başladığını göreceksiniz” dedi.

“7 yıl sonra belgeyi geri aldık”

En büyük sorumluluklardan birinin atık su arıtma tesisi olduğunu belirten Erdoğan, Çiğli Atık Su Arıtma Tesisi’nin İzmir için önemine değindi. Şehir merkezindeki kirli suyun yüzde 96’sının bu tesiste arıtıldığını belirten Erdoğan, “Birinci sorumluluğumuz bunun dışında neler dışında atık su arıtma tesisleri. Biz göreve geldikten sonra İzmir'de üç tane büyük arıtma tesisi yaptık. Bunlar İzmir'in en büyük üç arıtma tesisiydi. Birincisi Çiğli Arıtma Tesisi, ikinci büyük tesisi Torbalı Arıtma Tesisi, üçüncü büyük tesisi de Yazıbaşı Ayancıklar Arıtma Tesisiydi. Bu üç tesisin açılışını gerçekleştirdik. Bu üç tesisi açarak İzmir’in arıtma kapasitesini yüzde otuz oranında arıtmış olduk. Ama burada Çiğli Atık Su Arıtma Tesisi'ne özel bir parantez açmak gerekiyor. Çünkü metropol alanının yüzde 96’sı Çiğli Atık Su Arıtma Tesisi'ne gidiyor. Neredeyse tamamı. Burada yaptığımız çalışmalar sayesinde 2019 yılında bizden alınan Çevre İzin Belgesi’ni geçen hafta itibariyle geri almış olduk. Bunun anlamı şu: Çevre İzin Belgesi o tesisin doğru şekilde çalıştığını, anlık olarak kontrol edildiğini gösteriyor. Bakanlık tarafından tescil edilen bir belge. Bunun yanında yüzde 50’ye kadar da enerji teşviği alınmasını sağlayan bir belge. Bunu geçen hafta itibariyle tüm çalışmalar tamamlandı. Uzunca bir süreçten sonra, yaklaşık yedi yıl sonra 2019'da geriye almış olduk belgeyi” ifadelerini kullandı.

“1,2 milyon ton malzeme çıkardık”

İZSU’nun yağmur suyu hattı konusunda şehirde ummalı bir çalışma sürdürdüğüne dikkat çeken Erdoğan, “Şu anda yaklaşık 640 kilometre yağmur suyu hattımız var kent merkezi alanında. Bunun yaklaşık şu an 140 kilometresi yeni hat ya inşa aşamasında ya tamamlanmak üzere ya da yeni çalışması başlamış durumda. Şu an içinde bulunduğumuz alanın çevresinde iki tane büyük proje sürüyor. Hemen stadın oraya doğru gittiğinizde işte Lot 2 ve Lot 1 çalışmamız. Meles Deresi'ne doğru Karantina’da Lot 3 çalışmamız. Tüm zamanlarda yapılanların yüzde 25’i kadar çalışma şu an şehir merkezinde yapılıyor. Kurumumuzun bu alanda yükümlülüklerini büyük oranda yerine getirdiğini düşünüyorum. Körfez taramada iki aydır ihalemiz sürüyor. Körfez’den yaklaşık 1,2 milyon ton kadar malzeme çıkardık” diye konuştu.

“Daha sağlıklı bir körfez için çalışıyoruz”

“Daha sağlıklı bir körfez için çalışıyoruz”

İZDENİZ AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Işıkhan Güler, “Körfezin ekosistemleri için iyileştirilmeye yönelik dip tarama çalışmaları, seddimin yönetimi ve su kirliliğini artırmaya yönelik projeler geçen yıl ilkini gerçekleştirdiğimiz Körfez Çalıştayı'nın sonuç olarak ortaya çıkan Birleşmiş Milletler'in de yapılabilir olarak önerdiği zararlı alg patlamalarına karşı acil eylem planı olarak modifiye edilip uygulamasını gerçekleştirmiştir. Tüm bu çalışmaların temel amacı, Körfez'in kendi kendini yenileme kapasitesini güçlendirmektir. Geçen yıl daha önceki yıla göre daha iyi bir körfez izlediğimizi düşünüyorum. Bütün çabalar, bütün bu çabaların hem akademik ortamlarda hem de çeşitli kurumlarla yapılan çalışmalarla birlikte özellikle Büyükşehir Belediyesi'nin öncülüğünde geçen yıla göre biraz daha sağlıklı körfeze ulaşmak için yapılmış çabalardır” dedi.

“Deniz, devletin tasarrufu ve yönetiminde”

“İzmir Körfezi yalnızca bir körfez değildir. Körfez İzmir'in hafızasıdır, kimliğidir ve geleceğidir” sözleriyle devam eden Güler, “Bu nedenle Körfez'in korunması yalnızca bir çevre meselesi değil, aynı zamanda kent yaşamının, ekonominin ve kültürel mirasın korunması anlamına gelmektedir. Bugün burada bir araya gelmemizin en önemli nedeni budur. Bu bir süreçtir ve süreç uzun erimlidir. Bu süreç sadece yerel yönetimlerin sorumluluğunda değerlendirilemez. Merkezi yönetimin sorumluluğu çok büyüktür. Türkiye'de tüm körfezler benzer sorunları yaşamaktadır ve bunun sonucunda merkezi yönetimin uyguladığı politikalardır. İzmir Körfezi deniz alanı devletinin, deniz alanı devletin tasarrufu ve yönetimi altında olan bir kamu arazisidir. Körfez alanı dışında yapılacağımız her bir çalışma veya her bir alan düzenlenmesi bakanlıklardan alınan izin doğrultusunda yapılabilmektedir. İzmir Büyükşehir Belediyesi körfez sorununun çözümü için çalışmaları sürdürmekte ve tüm bu sorunları çözmek gayretinde tüm Türkiye'de bu sorunu yaşayan körfezlerde yerel yönetimlerin yanında olacak şekilde üniversitelerle birlikte ortak çalışma yürütme çabası içindedir” ifadelerini kullandı.

Muhabir: Yağmur Daştan