Son Mühür/ Beste Temel- Son Mühür TV’de Tunç Erciyas’ın sunduğu “Sıcak Bakış” programına konuk olan İzmir Demircililer Kültürümüzü Geliştirme Derneği Başkanı Hüseyin Çetin, Manisa'nın kadim ilçesi Demirci'nin köklü tarihini, el sanatlarından cami halıcılığına uzanan ticari serüvenini, Ege'deki hemşehri dayanışmasını ve dernek çatısı altında yürütülen projeleri detaylarıyla paylaştı.
"Hısım olmak maksadıyla yola çıktık, 40 yıldır görüşemeyen kuzenleri buluşturduk"
1963 Demirci doğumlu olduğunu, Dokuz Eylül Üniversitesi İşletme Fakültesi mezuniyetinin ardından halıcılık ve otomotiv ticaretiyle uğraştığını belirten Hüseyin Çetin, İzmir’deki hemşehrilerin kopukluğunu gidermek adına yola çıktıklarını ifade etti:
"1998 yılından bu yana yaklaşık 30 yıldır otomobil ticaretiyle uğraşıyorum. Biz İzmir'e geldikten sonra hemşehrilerimizle iletişimimiz kesilmişti. 8, 10 arkadaş belirli süreçlerde bir araya gelmeye başladık ve 'neden bir dernek çatısı altında toplanmayalım?' dedik. 24 Nisan 2025 tarihinde derneğimizi kurduk. İzmir'de zaten var olan Demircililer derneğine hasım olmak maksadıyla değil, hısım olmak maksadıyla onların ulaşamadığı, elinden tutamadığı hemşehrilerimize ulaşmak gayesiyle bu adımı attık."

İzmir genelinde Karşıyaka, Bornova, Bayraklı ve Kemalpaşa ağırlıklı olmak üzere yaklaşık 30 bin Demircilinin yaşadığını, bu rakamın ilçe merkez nüfusundan yaklaşık 20 bin fazla olduğunu aktaran Çetin, dernek vasıtasıyla yaşanan duygusal bir anıyı şu sözlerle paylaştı:
"Yaklaşık 15 ila 20 gün önce derneğimizin adından telefonumuzu bulan bir hemşehrimiz, uzun süredir izini kaybettiği kuzenini aradığını söyledi. Şans budur ya, aradığı kişi bizim dernek üyemiz çıktı. 40 yıldır birbirine ulaşamayan insanları bir araya getirerek derneğimizin ana amacına ulaştığını görmek bizleri son derece gururlandırdı."
Demircililer Günü’nden kültür gezilerine
Yeni ve heyecanlı bir dernek olarak kuruldukları günden bu yana durmaksızın çalıştıklarını belirten Çetin, düzenlenen kültürel ve sosyal faaliyetleri özetledi:
"İstişare toplantılarımızın ardından ilk olarak 50’ye yakın hemşehrimizin katıldığı bir kahvaltı düzenledik. Ardından 3 Kasım 2025 tarihinde Atatürk Stadı altındaki Faal Futbol Hakemleri Derneği salonu ve bahçesinde geniş katılımlı bir 'Demircililer Günü' gerçekleştirdik. 20’ye yakın üreticimizin stant açtığı, keşkek ve helva ikramımızın olduğu, Demirci Belediyesi Türk Müziği Korosu’nun konser verdiği bu etkinliğe yaklaşık 5 bin kişi katıldı. Keşkek denince bizde akan sular durur."
Sadece eğlence değil, bilgi ve genel kültür seviyesini artırmayı da hedeflediklerini belirten Oda Başkanı, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Celal Bayar, Dokuz Eylül ve Ege Üniversitesi'nden akademisyen hocalarımızı getirerek 15 günde bir ya da ayda bir dernek salonumuzda söyleşiler düzenledik. Üyelerimize yönelik Birgi, Tire ve Foça (Anneler Günü özel) gezileri yaptık. Her cumartesi dernek binamızda toplanarak Demirci hikayelerinin anlatıldığı, közde kestane, sıra ve yaren gecelerinin düzenlendiği etkinliklerle bağlarımızı diri tuttuk. Kadın kollarımızın gücü ve 15 ila 20 kişilik gençlik yapılanmamızla kimliğinde Demirci yazan gençlere kültürümüzü aktarıyoruz."
Festival havasında dev Proje: Bornova Aşık Veysel Rekreasyon Alanı
Gelecek dönem planları arasında Ege bölgesine damga vuracak bir festival projesi olduğunu müjdeleyen Hüseyin Çetin, detayları aktardı:
"Çalışmalarını sürdürdüğümüz büyük bir projemiz var. Bornova Aşık Veysel Rekreasyon Alanı’nda, Demircililerin en yoğun yaşadığı bölgede geniş kapsamlı bir 'Demircililer Günü' planlıyoruz. Yöresel ürünlerin ve sanayi imalatlarının stantlarda sergileneceği, 3 gün boyunca ülkemizin popüler sanatçılarının sahne alacağı bir festival havası hedefliyoruz. Çıtayı 2-3 kademe yukarı çıkararak en mükemmel organizasyonu yapmak için hazırlıklara başladık."
Ayasofya ve Dünya Camilerini süsleyen Demirci Halısı
Demirci’nin el halıcılığı serüveninin Gördes ilçesi sayesinde başladığını, günümüzde ise dünya çapında cami halıcılığı pazarını domine ettiğini söyleyen Çetin, halıcılığın dünü ve bugününü şöyle anlattı:
"1900'lü yıllarda Şark Halı Kumpanyası Gördes'te halı dokutmaya başlayınca, Demirci esnafı Gördes'ten 1 ila 2 aileyi Demirci'ye taşıyıp tüm masraflarını karşılayarak bu bilgiyi ilçemize kazandırmış. Gördes bize hocalık yapmıştır. 1960 1970'lerde tatlı bir rekabet vardı ancak zamanla el halıcılığı şekil değiştirdi. Eskiden her evde tezgah olur, annelerimiz ev ekonomisine katkı sağlardı. Günümüzde ise Demirci, cami, otel ve pansiyon halıcılığında uzmanlaştı."
Üretilen halıların teknik üstünlüklerine ve referans projelerine değinen Çetin şunları ekledi:
"Ayasofya, Selimiye, Sultanahmet ve Bursa Ulu Camii'nin halıları Demircili üreticiler tarafından hazırlandı. Biz yüzde 80 yün halı yapıyoruz. Geçtiğimiz aylarda Ayasofya'da halıları yakmaya çalışan bir saldırgan olmuştu. Yün halı tutuşmaz, alev almaz, sadece küçük bir alanı etkiler. Kimyasal halılardan farkı budur. Hollanda, Almanya, Fransa ve İngiltere gibi ülkelerdeki camilere ihracat yapıyoruz. Yaklaşık 20 tesisimiz bu üretimi sürdürüyor. Biz Demircililer bir camiye girdiğimizde ayağımızla halının yün mü yoksa sentetik mi olduğunu anlarız, bu bizde bir meslek hastalığıdır."
Menderes'ten Akıncılara: Tarih, kaplıca ve tarımsal mücadele
Demirci'nin tarımsal şartlarının zorluğuna ve coğrafi yapısına değinen Çetin, pes etmeyen bir ilçe profili çizdi:
"Demirci, Ege’nin doğusudur. Devletten çok fazla bir şey istemeden kendi başının çaresine bakan bir ilçedir. Üzüm gibi kolay ürünlerimiz yok; yüksek rakımlı, soğuk bir iklimimiz var. Taşın üzerinde kiraz yetiştirmeye, zeytin ve tütün üretmeye çalışıyoruz. Öte yandan belediyemiz kaplıca bölgesinde bungalow evler ve çocuk oyun merkezleri ile büyük bir restorasyon hamlesi başlattı. Sıcak sularımızla sağlık turizmine katkı sunacağız."
Milli Mücadele döneminde Demirci Akıncıları'nın gösterdiği tarihi kahramanlığı ve bunu yaşatma projelerini anlatan Çetin şu ifadeleri kullandı:
"Demirci Akıncıları denince akla hemen Osmanlı gelmesin. Yunan işgaline karşı İbrahim Ethem Bey (Kaymakam), Parti Pehlivan ve Halil Efe önderliğinde 500 ila 600 kişilik silahsız bir milis kuvvet kuruldu. İlk silahlarını Yunan kuvvetlerine yaptıkları baskınla ele geçirdiler. 1,5 yıl boyunca dağlarda 12 bin kişilik iki Yunan tümenini meşgul ettiler. 60 defa çatışarak düşmana 787 ölü, 151 yaralı ve 190 esir bıraktılar. Afyon’dan kaçan Yunan ordusunun mevzilenmesini engelleyip İzmir’e doğru kaçmalarını sağladılar. 22 Ağustos günü Şirinyer Hipodromu'nda gelenekselleştirdiğimiz 'Demirci Akıncıları Koşusu' düzenlenecek, tüm hemşehrilerimizi bekliyoruz."
Gençlik ve tarih bilinci projelerinden bahseden Çetin:
"Demirci’de Akıncıların yürüdüğü güzergahta 17 kilometrelik tarihi bir parkur dizayn edildi. Projemiz dahlinde İzmir’deki gençlerimizi Demirci’ye götürerek Çanakkale bilincinde olduğu gibi bu parkurda yürüteceğiz. Ayrıca 60 70 yıldır İzmir'e yaşanan göçlerin nedenlerini akademik olarak incelemek adına Celal Bayar Üniversitesi katkılarıyla 'Göç Hikayeleri' çalışması yapıyoruz. Çekimlerle belgeselleştireceğimiz bu çalışmayı kitap haline getirip göçü önleyecek raporlar hazırlayacağız."
İlçedeki sosyal otokontrol ve mahalle kültürünün kişiliğini nasıl şekillendirdiğini çocukluk anısıyla aktaran Hüseyin Çetin, sözlerini şöyle tamamladı:
"Çocukken mahallede 25, 50 kuruş toplayıp plastik top aldık, dikenli ağaçta patladı. Bir daha para toplayıp ikinci topu aldık. Akşam eve geldiğimde babam beni çağırdı ve 'İkinci topun parasını nereden buldun?' dedi. Meğer mahalle bakkalı, çocuğun fazla para harcamasına engel olmak ve babasına haber vermek maksadıyla 2 Kez top alan çocuğun babasını bularak sizin oğlan bugün 2 defa top aldı parayı bir yerlerden bulmuş olmasın kontrol edin diye uyarırdı.Demirci'de kendinizi yalnız hissetseniz de arkadan sizi koruyan, izleyen bir göz vardır. Kapalı toplum yapısı bizim karakterimizi şekillendirdi."
"Ramazan ayında Demirci'nin meşhur tahinli pidesini, tahinli helvasını ve susamlı helvasını getirerek anılarımızı taze tutuyoruz. Biz hemşehrilerimizi para makinesi olarak görmüyoruz. Amacımız büyükşehirde rüzgarın savurduğu yapraklar gibi dağılan hemşehrilerimizin üzerindeki külleri üflemek, ateşi yeniden yakmak. İzmir Büyükşehir hizmetlerini alma noktasında köprü olmak istiyoruz."





