SON MÜHÜR/Cumhur Erkek-İzmir’de görev yapan üst düzey bir bürokrat, bir gazeteci ve bağlı olduğu yayın kuruluşu tarafından kendisine yönelik yürütülen karalama kampanyasına karşı hukuk savaşı başlattı. Adliyeye yansıyan dosyadaki iddialar, basın etiği ile şantaj arasındaki ince çizginin nasıl aşıldığını gözler önüne seriyor.

"Usulsüz İstek Yerine Getirilmeyince Düğmeye Basıldı"

Dava dilekçesinde yer alan sarsıcı detaylara göre olaylar şöyle gelişti: Söz konusu gazeteci, bürokrattan yasaların dışına çıkılmasını gerektiren özel bir talepte bulundu. Bu hukuksuz "kayıt dışı" ricası reddedilen gazetecinin, sahip olduğu medya gücünü bir intikam aracına dönüştürdüğü iddia edildi. Ardı ardına yapılan dezenformasyon içerikli haberlerin, bürokratın mesleki onurunu ve aile huzurunu hedef aldığı savunuluyor.

1 Milyon TL’lik Rekor Tazminat Talebi

Asliye Hukuk Mahkemesi’ne sunulan dilekçede, söz konusu yayınların "haber verme hakkı" ile uzaktan yakından ilgisi olmadığı, tamamen bir "şantaj operasyonu" olduğu vurgulandı. Bürokratın ve eşinin sosyal çevresinde uğradığı ağır manevi yıkım için 1 milyon manevi tazminat istenirken; içeriklerin kalıcı olarak silinmesi ve aynı mecralarda düzeltme yayımlanması talep edildi. Müvekkiline sistematik saldırılarla haysiyet cellatlığı yapıldığını belirten davacı vekili, mahkemeden sadece haberlerin kaldırılmasını değil, emsal niteliğinde bir ceza verilmesini de talep etti. Gazetecilik maskesi altında yürütüldüğü iddia edilen bu operasyonun bedeli olarak 1 milyon manevi tazminat talep edildi.

Skandalın Kanıtı: Ses Kayıtları Dosyada

Davanın seyrini değiştirecek en büyük hamle ise şikayetçi taraftan geldi. Gazetecinin taleplerini iletirken kullandığı ifadeler ve sonrasında savurduğu tehditleri içeren ses kayıtları mahkeme dosyasına sunuldu. Davanın en güçlü delili ses kayıtlarının olduğunu dava dilekçesinde belirten şikayetçi avukatı, gazetecinin yaptığı usulsüz talepleri, alamadığı yanıt sonrası savurduğu tehditleri ve "yayın yoluyla bitirme" şantajının ses kayıtlarında açıkça ortaya koyduğunu dava dilekçesinde belirtti. Yapılan yayınlarla itibar suikastına maruz kaldığını belirten üst düzey bürokrat, tazminat davasının devam ettiğini, ayrıca İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı’na şikayet başvurusu yapacağını söyledi.

İzmir’de medya ve siyaset kulislerini hareketlendiren bu dava, "haber verme hakkı" ile "şantaj" arasındaki hukuki sınırı belirlemesi açısından tarihi bir önem taşıyor. Gözler şimdi Asliye Hukuk Mahkemesi ile Cumhuriyet Savcısının ses kayıtları üzerinden vereceği karara çevrildi.

Muhabir: Cumhur Erkek