Son Mühür/Merve Turan- İklim krizi ve su kaynaklarının azalması tüm dünyanın uzun süredir ortak gündeminde. İzmir Körfezi'nin temizliği ve kentin tarımsal su ihtiyacı da bu tartışmalardan oldukça nasibini alıyor. TÜBA Çevre, Biyoçeşitlilik ve İklim Değişikliği Çalışma Grubu Üyesi Prof. Dr. Doğan Yaşar karmaşık projelere gerek olmadığını, İzmir'in elindeki mevcut arıtma altyapısını doğru kullanarak hem suyunu koruyabileceğini hem de kirlilikten kurtulabileceğini ifade etti.
"Çiğli arıtmadan çıkan suyu kesinlikle tarıma yönlendirelim"
Su sorunun 2035'e kadar olmayacağını belirten Prof. Dr. Doğan Yaşar İzmir'de oldukça öneme sahip olan Çiğli Arıtma Tesisi için şu uyarıyı yaptı:
"Yağışlı bir periyottayız artık ama suyu düzgün kullanalım. Çiğli arıtmadan çıkan suyu kesinlikle tarıma yönlendirelim. Tarımda kullandığımız o suyu da rezerv olarak saklayalım. Bizim yapmamız gereken tek şey bu."
"İzmir'de yapılacak tek bir şey var: Bütün arıtmalar tam kapasite çalışacak"
İzmir'in hem su rezervlerini korumasının hem de körfez kirliliğini tamamen bitirmesinin kilit unsurlarından olan arıtma tesislerine vurgu yapan Yaşar, yapılması gerekeni birkaç cümlede özetledi:
"Arıtmalar çok önemli. Yapılacak tek bir şey var bu konularda. Bütün arıtma tesisleri çalıştırılacak. Bütün su arıtmadan geçirilerek denizlere verilecek, tarıma verilecek. Başka yapılacak hiçbir şey yok. Ekstra bir şey yapmayacağız. Bu şekilde hem suyumuzu düzgün bir şekilde kullanacağız, hem suyumuzu korumuş olacağız hem de kirlilikten kurtulmuş olacağız."
"İzmir henüz gerçek bir kuraklık görmedi, doğayla iyi geçinmeliyiz"
Geçen yıl yaşanan kuraklık sorununa değinen Yaşar aslında doğadan korkmamız gerektiğini savundu. Prof. Dr. Doğan Yaşar sözlerini şu ifadelerle tamamladı:
"Biz daha henüz gerçek bir kuraklık görmedik. 5-6 yıl zaman zaman hiç yağmurun yağmadığı dönemler vardı. Hazırlıklı olmalıyız. Hazırlıklı olduktan sonra doğada korkulacak bir şey yok. Doğayla iyi geçindikten sonra hiçbir şey yaşamayız."