Son Mühür - Karadeniz’de Ukrayna ile Rusya arasında karşılıklı SİHA ve liman saldırılarıyla tırmanan tazyik, savaşın NATO coğrafyasına taşınma riskini en üst seviyeye çıkardı. Romanya’nın iki gün üst üste hava sahasını ihlal eden SİHA’ları düşürmesini ve bölgedeki gelişmeleri X (Twitter) hesabından değerlendiren Emekli Amiral, Mavi Vatan teorisyeni ve yazar Cem Gürdeniz, tarihteki emrivakileri ve 1914 sürecini hatırlatarak Türkiye açısından hayati uyarılarda bulundu. Osmanlı Devleti’nin 29 Ekim 1914’te kendi iradesi dışında Rus limanlarının bombalanmasıyla Birinci Dünya Savaşı’na sürüklendiğini vurgulayan Gürdeniz, Karadeniz’de benzer bir stratejik emrivaki riskine dikkat çekti.
"Moskova'nın yeni bir cephe açması rasyonel görünmüyor"
Rusya’nın petrol rafinerilerinin ve lojistik hatlarının ağır darbe aldığı bir dönemde NATO üyesi Romanya’ya doğrudan saldırarak yeni bir cephe açmasının rasyonel bir adım olmadığını belirten Gürdeniz, olayın kılı kırk yararak değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti. Türkiye'nin birincil önceliğinin Montrö Boğazlar Sözleşmesi’nin sağladığı hukuki ve stratejik zemini tavizsiz korumak olduğunu vurgulayan Gürdeniz, "Bu nedenle Türkiye’nin önceliği Montrö’nün sağladığı hukuki ve stratejik zemini tavizsiz korumak, Karadeniz’i kıyıdaş devletlerin sorumluluk alanı olarak tutmak ve hiçbir şekilde Rusya ile NATO arasında doğrudan askerî sürtüşmenin parçası olmamaktır." değerlendirmesinde bulundu.
"Sea Breeze 2026 tatbikatı Montrö'nün ruhuna aykırı"
Türkiye, Romanya ve Bulgaristan ortaklığıyla kurulan Mayın Karşı Tedbirleri Görev Grubu’nun (MCM Blacksea) strictly kendi görev sınırları içerisinde kalması gerektiğini ifade eden Cem Gürdeniz, İngiltere’de düzenlenen Sea Breeze 2026 tatbikatındaki tabloya işaret ederek "İngiltere’de icra edilen Sea Breeze 2026 tatbikatında Türk Deniz Kuvvetleri’ne ait bir mayın avlama gemisinin, Kiev’e İngiltere tarafından hibe edilen ve Ukrayna bayrağı taşıyan mayın avlama gemileriyle tatbikatta yer alması dikkat çekicidir. Bu durum hukuken sorun olmasa da 90 yıldır Karadeniz’de barışı, dengeyi ve tarafsızlığı temsil eden Montrö’nün ruhu açısından ciddi soru işaretleri doğurmaktadır." dedi.
"Türkiye tırmandırma politikalarına karşı uyanık olmalı"
Cumhuriyet’in en büyük stratejik gücünün Montrö’nün sağladığı hukuki meşruiyet ve Karadeniz’de dengeyi koruyan tutumu olduğunu belirten Gürdeniz, açıklamasını "Türkiye’nin en büyük stratejik gücü, savaşın tarafları arasında askerî görüntü vermemesi, Montrö’nün tarafsız hakemi olarak kalması ve Karadeniz’deki dengeyi korumasıdır. Bu hassas çizginin korunması, bugün her zamankinden daha büyük önem taşımaktadır. Bugün özellikle NATO Zirvesi sonrası en büyük stratejik sorumluluk, Türkiye’yi adım adım büyük güçler arasındaki doğrudan çatışmanın içine sürükleyebilecek her türlü emrivakiye karşı uyanık olmaktır." sözlerle noktaladı.




