Ege’nin kalbinde, Urla’nın bereketli topraklarında bugünlerde tatlı bir telaş var. Karaciğerin en yakın dostu olarak bilinen, coğrafi işaretli meşhur sakız enginarında hasat sezonu tüm hızıyla sürüyor. Kendine has dokusuyla sofraların baş tacı olan bu şifa deposu, tarladan mutfaklara uzanan yolculuğuna başladı.
Tarlada 30TL , pazar tezgahımda 50TL!
Şehir genelinde yıllık 11 bin ton ürün alınırken, bu pastanın en lezzetli dilimi olan 2 bin tonu tek başına Urla karşılıyor. Ocak ve şubat aylarındaki yağışlar resmen doğal gübre görevi görmüş ve bu yıl rekolte yüzde 20 oranında artmış. Fiyatlara gelecek olursak; tarlada tanesi 30 liradan çıkan enginar, pazar tezgahlarında ortalama 50 liradan alıcı buluyor.
Urla enginarını bu kadar özel kılan şeyin ne olduğunu merak ediyorsanız eğer şöyle açıklanabilir; İstanbul pazarlarında görmeye alışık olduğunuz iri çanaklı Bayrampaşa enginarının aksine, sakız enginarı çok daha yumuşak. Bayrampaşa engiranının sadece çanağı yenilirken sakın engiranın yaparakları da tüketilebiliyor.

1-3 Mayıs tarihleri arasında düzenlenecek olan Uluslararası Urla Enginar Festivali tüm katılımcılarını bekliyor.
Urla Ziraat Odası Başkanı Muharrem Uslucan, "Çok değerli, kaliteli ve aroması çok güzel olan bu ürün için üreticilerimiz ağustos ayından sonra hazırlıklara başlar. Tarlayı sular, uyandırır ve ardından kökleri seyreltirler. Kışın nasıl geçeceği bilinmediği ve bazı seneler soğuk vurarak ürün ziyan olduğu için risk alıp erken uyandıranlar, kasım ve aralık aylarında tek tük hasada başlar. Son zamanlarda kış mevsimi yumuşak geçtiği için üreticiler erken uyandırarak kazanç sağlıyor. Esas hasat zamanı ise mart, nisan ve mayıs aylarıdır, mayıs ayının sonunda da hasat biter. Biz festivalimizi her yıl nisan ayının son günü veya mayıs ayının ilk haftası yapıyoruz. Bu sene de mayıs ayının ilk haftasına aldık. Tarla olarak 800-900 dönümün üzerinde enginar üretimimiz var ve bunu da 130-140 üreticimiz yapıyor. Pandemiden sonra üreticilerimizin büyük bir kısmı enginarı kendisi soyup işleyerek internet üzerinden vakumlu şekilde satmaya başladı. Bu ürünler Türkiye'nin her tarafına, hatta Avrupa'nın bazı ülkelerine de gidiyor" dedi.
Dikim sürecini anlatan Hakan Seymen ise, "Dikim sonrası sulama büyük önem taşıyor. Fazla su hastalığa yol açarken, az su bitkinin tutmasını engelliyor. Don veya dolu gibi olumsuz hava şartları yaşanmazsa kasım ve aralık aylarında ilk meyveleri yavaş yavaş kesmeye başlıyoruz.
Ancak esas verimli dönemimiz olan mart, nisan ve mayıs aylarında çok yüksek bir rekolte elde ediyoruz. Bölge insanı özellikle sakız türünün dolmasını çok severken, İstanbul pazarı genellikle çanak enginarı tercih ediyor. Enginarın tazeyken 10-15 dakika kaynatılıp üzerine limon, zeytinyağı ve tuz eklenerek tüketilmesi de oldukça yaygın ve bu şekilde vitamin değerini hiç kaybetmiyor" diye konuştu.
Bir diğer üretici Serkan Karcı ise şu ifadelerde bulundu:
"Özellikle karaciğer ve bazı kanser hastalarının öncelikli tercihi olan Urla enginarını, vakumlu ambalajlar ve kavanozlar içerisinde Türkiye'nin her noktasına ulaştırıyoruz. Müşterilerimizin her yıl artan talebi ve ürünlerimize gösterilen yoğun ilgi bizleri üretim konusunda daha da motive ediyor.
Sakız enginarı, bayrampaşa türüne nazaran daha küçük bir yapıya sahip olsa da dolma ve çeşitli yemeklerde çok daha verimli bir kullanım sunmaktadır. Sakız enginarının yaprakları yumuşaklığı sayesinde bütünüyle tüketilebilirken, Bayrampaşa enginarının dış yaprakları sert olduğu için tüketiciler genellikle sadece çanak kısmını çeşitli garnitürlerle hazırlayarak tüketmeyi tercih ediyorlar"





