Osman Günden / Son Mühür - İzmir’in Buca ilçesinde yaşanan belediye operasyonu ve Belediye Başkanı Görkem Duman’ın tutuklanması sürecinin ardından, gözler Buca Belediye Meclisi’nde yapılacak Başkan Vekili seçimine çevrildi. Gelişmelerle ilgili yazılı bir açıklama yapan DEVA Partili Aybar Uygur, siyasi arenadaki gençleşme adımlarını kıymetli bulduğunu ancak tecrübenin özellikle siyaset alanında vazgeçilemeyecek bir ihtiyaç olduğunu söyledi. Siyasetin hata yapma lüksünün en az olduğu alanlardan biri olduğunu hatırlatan Uygur, yapılan yanlış bir tercihin tüm kenti etkileyeceğini ifade ederek, "Atalarımızın dediği gibi; ‘Gömleğin ilk düğmesi yanlış iliklenirse, diğerleri de yanlış gider.’ Yanlışın sonuçlarını tartışmak yerine, yanlışın başladığı noktayı düzeltmek gerekir" diyerek yönetimsel anlayışın kökten değişmesi gerektiğine işaret etti.
"Ağır bir emanet..."
Buca’nın sadece bugünüyle değil, köklü geçmişiyle de çok özel bir kent olduğuna dikkat çeken Aybar Uygur, ilçenin kültürel mirasının yöneticilere büyük bir sorumluluk yüklediğini belirtti. Kentin bağrından yetiştirdiği saygın devlet insanlarını hatırlatan Uygur, Buca’nın tarihi ruhuna ve estetik belleğine uygun bir yönetim sergilenmesi gerektiğini savunarak şunları söyledi:
"Bucamızın kadim kültürü, görkemli tarihi, estetik belleği ve yüzyıllardır farklı medeniyetlerin izlerini taşıyan zengin mirası; bu topraklarda siyaset yapan herkes için büyük bir sorumluluktur. Dahası, kendi bağrından çıkarıp Türkiye’ye mal ettiği saygın devlet ve siyaset insanlarıyla Buca, yönetenlere yalnızca yetki değil, aynı zamanda ağır bir emanet yüklemektedir. Buca Belediye Meclisi’nde yapılacak Başkan Vekili seçimi de tam olarak böyle bir dönüm noktasıdır. Bu tercih yalnızca bir ismi belirlemeyecek; Buca’nın bundan sonra nasıl bir yönetim anlayışıyla yoluna devam edeceğine de işaret edecektir."
"Ciddi bir birikim, ehliyet ve tecrübe gerektirir..."
Öğrenci nüfusu ve bir milyona yaklaşan büyüklüğüyle Buca’nın birçok Anadolu ilini geride bıraktığını vurgulayan Aybar Uygur, böylesine devasa bir kenti yönetmenin sadece iyi niyetle veya kişisel hırslarla mümkün olamayacağının altını çizdi. Yöneticiliğin bir makam işi değil, emanet taşıma işi olduğunu belirten Uygur, kriz yönetiminden kamu maliyesine kadar liyakatin önemine değinerek "Öğrenci yoğunluğuyla Bir milyona yaklaşan nüfusuyla Buca, birçok Anadolu ilinden daha büyük bir yerleşimdir. Böylesine büyük bir kenti yönetme sorumluluğu; yalnızca iyi niyetle, siyasi aidiyetle ya da kişisel hırslarla açıklanamaz. Bu görev; kriz yönetiminden kamu maliyesine, yerel yönetim mevzuatından insan ilişkilerine kadar ciddi bir birikim, ehliyet ve tecrübe gerektirir. Çünkü yöneticilik makam sahibi olmak değil, emanet taşımaktır. Emanetin hakkını vermek ise heyecan kadar akıl, cesaret kadar basiret, enerji kadar tecrübe ister." dedi.
"Buca siyasi kariyerlerin basamağı değildir..."
Mecliste verilecek kararın yerel demokrasinin ve kurumsal aklın bir turnusol kağıdı olacağını söyleyen Aybar Uygur, geçmiş hatalardan ders çıkaran bir iradenin ortaya konulması gerektiğini vurguladı. Dar siyasi çekişmelerin Buca’ya zarar vereceğini ifade eden Uygur, ortak akıl ve liyakat vurgusu yaptığı açıklamasını şu sözlerle tamamladı:
"Bugün Buca’nın ihtiyaç duyduğu şey; geçmişte yapılan hatalardan gerçekten ders çıkarıldığını gösteren bir iradedir. Kişisel hesapların değil kamu yararının, dar siyasi dengelerin değil Buca’nın geleceğinin esas alındığı bir tercih… Unutulmamalıdır ki Buca, siyasi kariyerlerin basamağı değil; gelecek nesillere bırakılacak emanettir. Bazı makamlar vardır ki oraya oturmak için istekli olmak yetmez; o yükü taşıyabilecek bilgiye, ehliyete, liyakate ve ferasete sahip olmak gerekir. Buca Belediye Meclisi’nde verilecek karar, sadece bir görev değişikliğinin değil; yerel demokrasimizin olgunluğunun, kurumsal aklının ve yönetime bakışının da göstergesi olacaktır. Temennim; siyasi hesapların değil, Buca’nın geleceğinin konuşulduğu; tecrübenin, liyakatin ve ortak aklın öne çıktığı bir tercihin ortaya çıkmasıdır. Çünkü mesele bir kişinin kazanması değil, Buca’nın kaybetmemesidir. Ve bugün verilecek kararın gerçek ölçüsü de budur: Buca’nın geleceği, heyecanın değil; ehliyetin, liyakatin, ferasetin ve tecrübenin ellerinde yükselmelidir."




