Son Mühür/ Gökmen Küçüktaşdemir- DEVA Partisi İzmir İl Başkanı Aybar Uygur, 7565 sayılı kanunla genişletilen yetkilerin ve Meslek Fabrikası ile başlayan sürecin kamu mülkiyeti üzerinde ciddi riskler barındırdığını vurguladı.
Uygur, özellikle kıyı şeritleri ve kültürel miras alanlarının yönetiminde "denetimden uzak" bir ekosistem yaratıldığına dikkat çekti.
Kamu yönetiminde şeffaflık, liyakat ve hesap verebilirlik ilkeleri çerçevesinde son dönemde yoğun tartışmalara neden olan 7565 sayılı yasanın 11. maddesi gündeme oturdu. Kültür varlıklarını koruma adı altında kapsamı genişletilen bu düzenlemenin, aslında kamu taşınmazlarının kullanım hakkını vakıf ve şirketlere devretmek için bir zemin hazırladığını ifade eden İl Başkanı Aybar Uygur, bu durumun ciddi bir otorite boşluğu ve denetim krizi yarattığını belirtti. Özellikle Meslek Fabrikası örneği üzerinden şekillenen süreçlerin, kamu vicdanını yaralayan bir belirsizliğe yol açtığını savunan Uygur, idareye tanınan ölçüsüz yetkilerin geri dönülemez sonuçlar doğurabileceği uyarısında bulundu.
Taşınmaz yönetiminde "torba yasa" tehlikesi
Yasal düzenlemenin içeriğine bakıldığında, kamu mülklerinin tahsisi ve devri hususunda idarenin takdir yetkisinin alışılmışın dışında artırıldığı gözlemlenmektedir. Aybar Uygur, "torba yasa" yöntemiyle, yeterli istişare yapılmadan yasalaşan bu maddelerin, toplumsal mülkiyeti korumasız bıraktığını dile getirdi. İhale süreçlerinde getirilen istisnaların serbest rekabet ortamını ortadan kaldırdığını hatırlatan Uygur, mülkiyetin belirli odaklara kullanım hakkı yoluyla teslim edilmesinin, şeffaf yönetim anlayışına ağır bir darbe vurduğunu ifade etti. Bu tür adımların hukuki ve idari zeminde gelecekte büyük kaoslara neden olabileceğini belirten DEVA Partili Uygur, devletin ortak değerlerinin korunması için liyakatin şart olduğunu vurguladı.
MUÇEV modeli: Kıyılardaki belirsizlik ve şeffaflık kaygısı
Muğla örneğiyle somutlaşan ve kamuoyunda MUÇEV olarak bilinen yapıya yönelik eleştirilerini sürdüren Aybar Uygur, kıyıların ve plajların işletim hakkının bu tür şirketleşmiş vakıflara devredilmesinin kamu yararıyla bağdaşmadığını söyledi. 2014 yılında kurulan ve stratejik noktaları tek elden yönetme amacı güden bu yapının, halkın ortak kullanımına açık olması gereken doğal alanları birer ticari işletme sahasına dönüştürdüğünü belirtti. İhale süreçlerinin kapalı kapılar ardında yürütüldüğü ve rekabetin sınırlı kaldığı yönündeki toplumsal endişeleri dile getiren Uygur, kıyı şeritlerinin ve doğal zenginliklerin yönetiminde toplumun her kesiminin görüşünün alınması gerektiğini, aksi takdirde toplumsal güvenin zedeleneceğini ifade etti.
Meslek Fabrikası’ndan geleceğe
Meslek Fabrikası ile başlayan ve kamu taşınmazlarının idaresine yönelik tartışmaları yeniden alevlendiren süreç, DEVA Partisi İzmir İl Başkanı’na göre bir sistem sorununa işaret ediyor. Kamuya ait ekonomik, kültürel ve doğal değerlerin korunmasının anayasal bir sorumluluk olduğunu hatırlatan Uygur, kültürel mirasın toplumun geçmişiyle geleceği arasındaki en güçlü bağ olduğunu söyledi. Bu mirasın korunmasının ancak hukuka uygun, her aşaması denetlenebilir ve şeffaf bir yönetim modeliyle mümkün olabileceğini ifade eden Uygur, kişisel veya kurumsal takdir yetkilerinin kamu mülkiyeti üzerinde baskı oluşturmasına izin verilmemesi gerektiğini belirtti.
Tüm yetkililere çağrı
Mevcut tablonun sadece bugünü değil, ülkenin gelecek on yıllarını da doğrudan etkileyeceğini savunan Aybar Uygur, tüm yetkili makamlara açık bir çağrıda bulundu. Şeffaflıktan uzaklaşan her uygulamanın kamu yararını aşındırdığını belirten Uygur, karar vericileri katılımcı bir demokrasi anlayışıyla hareket etmeye davet etti. DEVA Partisi İzmir İl Başkanlığı olarak, halkın ortak malı olan taşınmazların ve kıyıların takipçisi olacaklarını kaydeden Uygur, "Toplumsal güveni azaltan, hukuki temelleri zayıf ve kapalı devre yürütülen hiçbir yönetim modeli sürdürülebilir değildir. Bizler, bu topraklerin kültürel ve ekonomik mirasını korumak için her zaman hukuktan ve halkımızın çıkarlarından yana saf tutmaya devam edeceğiz," diyerek sözlerini tamamladı.





