İYİ Parti'den istifa ettikten sonra kısa bir süre önce Cumhuriyet Halk Partisi'ne (CHP) katılan İzmir Milletvekili Ümit Özlale, eski partisinden gelen eleştirilere sert bir yanıt verdi. Sosyal medya hesabı üzerinden açıklamalarda bulunan Özlale, "Vicdanım rahat, veremeyeceğim hesabım yok," diyerek, bundan sonra "çalışıp üretmeye" odaklanacağını söyledi.
"Kurultaya katılmadım, Dervişoğlu’nu bilgilendirdim"
İYİ Parti’den istifa sürecine dair açıklamalar yapan Özlale, kurultaya katılmadığını ve partiden ayrılmadan önce Genel İdare Kurulu (GİK) üyeliğini öğrenmesinin ardından, görevini kabul etmediğini belirtti. Özlale, partisinden istifa kararını da, "Partinin farklı siyasi görüşleri aynı çatı altında buluşturma hedefinden uzaklaştığı" gerekçesiyle aldığını ifade etti. Ayrıca, eski partisini terk etmeden önce, istifasını İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Meral Dervişoğlu’na bildirdiğini ve görevine son vermeden önce partiye katkı sağlamaya devam ettiğini vurguladı.
"Siyasi görüşlerim değişmedi, temsil imkanım kalmadı"
Özlale, partisinden ayrılmasının siyasi görüşlerinin değişmesinden kaynaklanmadığını, aksine bu görüşleri hala aynı çizgide olduğunu, ancak eski partisinin kendisini temsil etme imkanı bırakmadığını dile getirdi. "Kendimi hep sosyal demokrat biri olarak tanımladım. Hala aynı çizgideyim" dedi.
Özlale'nin açıklamaları şöyle:
1)Eski partimden yapılan kurultay öncesi istifa etmiştim. Bu sebeple de kurultay çalışmalarına ve kurultaya katılmadım. GİK üyeliğine seçildiğimi kurultay gecesi televizyondan öğrendim. Bir gün sonra görevi kabul etmeyeceğimi Sayın Dervişoğlu’na ilettim. Kendisi bu görevi kabul etmemem durumunda zor durumda kalacağını söyledi. Ben de hiçbir makamı pazarlık konusu yapmadan TBMM çalışmalarına ara verinceye kadar partimi temsil ettim. Yeni yasama dönemi başlamadan, ilk önce Sayın Dervişoğlu’nu bilgilendirerek istifa ettim.
2)İstifa kararımın arkasındaki temel neden, partinin farklı siyasi görüşleri aynı çatı altında buluşturma hedefinden uzaklaşmasıydı. Bu durum aynı zamanda parti delegelerinin de talebiydi. Son kurultayda genel başkanlık için yarışan adayların tamamen aynı siyasi çizgide yer alması bunun en iyi kanıtıdır.
3)Somutlaştırmak gerekirse; genel seçimlere girmeden önce partinin üst yönetiminde farklı siyasi görüşlerden, teknokrat kimlikleriyle öne çıkan Bilge Yılmaz, Bahadır Erdem, Ece Güner, Ayfer Yılmaz, Birol Aydemir, Durmuş Yılmaz, Aydın Sezgin, Sevinç Atabay gibi birçok değerli isim vardı. Daha adını yazmayı unuttuğum birçok kişi benzer sebeplerle ve hakarete maruz kalarak partiden ayrıldı.
4)Nasıl bir seçmen siyasi kararlarını gözden geçirip partisini değiştirebiliyorsa bir siyasetçi de fikren uzaklaştığı partisinden istifa edebilmelidir. Kendimi hep sosyal demokrat biri olarak tanımladım. Hala da aynı çizgideyim. Yani eski partimden siyasi görüşüm değiştiği için değil siyasi görüşlerimi artık temsil etme imkanım kalmadığı için ayrıldım.
5)Milletvekilliği adaylığına gelince… Bana Gaziantep’te birinci sıradan aday olmam önerildi. Yorulmadan seçilebileceğim bu yerden adaylık teklifini kabul etmedim. Ön seçim yapılan bir şehre dışarıdan gelip ilk sıradan aday da olmadım. Memleketim dediğim İzmir’den ve risk alarak 2. sıradan aday oldum. İstesem 1. sıradan da aday olurdum ama küskünlük yaratmak istemedim. Daha önce eski partimin aynı kadrolarla 2 milletvekili çıkartamadığı bu bölgeden de milletvekili seçilme başarısını gösterdim.
6)Benim için “bizim sayemizde tanındı” yorumu yapılıyor. Doğrudur, hiç inkar etmedim. Bulunduğum zaman içinde de eski partime çok katkı yaptım. Benden önce partiden ayrılan çalışma arkadaşlarımla birçok alanda proje ve çözüm önerileri geliştirdim. Türkiye’de bir ilk olduğuna inandığım kalkınma kongrelerinde bu çözüm önerilerini kamuoyuna anlattım. Yine bir ilk olan kişiye özel seçim beyannamesini geliştirip bölgeye özel kalkınma programı oluşturduk. Bütün bu yoğunluğun içinde aynı zamanda Altılı Masa’nın hazırladığı hükümet programında eski partimi temsil ettim.
7) İşin özeti; ben bundan sonra da en iyi yaptığım şeyi yapacağım: çalışıp üreteceğim. Beni eleştirenler de en iyi yaptıkları şeyi yapacaklar: konuşup duracaklar… Vicdanım rahat, veremeyeceğim hesabım yok, verdiğim emek de ortada. Hayrını görsünler…





