Son Mühür- Son üç yıldır Mehmet Şimşek liderliğindeki ekonomi yönetiminin enflasyona karşı uyguladığı sıkı para politikası, Orta Doğu'da tansiyonun yeniden yükselmesinin ardından zorlu bir gündemle yüz yüze kalmış durumda.
JP Morgan'ın, petrol fiyatlarındaki her 10 dolarlık artışın Türkiye'de enflasyona yüzde 1.2 ek yük getirdiğine dikkat çeken açıklamasının ardından Brent petrol 70 dolardan 100 dolar sınırına taşınmıştı.
Ekonomide önümüzdeki hafta bizi neler bekliyor sorusuna yanıt eski TCMB Uzmanı Dr. Ayhan Bülent Toptaş^tan geldi.
İşte Dr. Ayhan Bülent Toptaş'ın değerlendirmelerinden öne çıkan detaylar...
Fed’in Kararı, Kızıldeniz’de Risk ve Enerji Fiyatları
27 Temmuz 2026 ile başlayan haftada küresel ekonomi ve finans piyasalarının odağında, ABD Merkez Bankası'nın (Fed) faiz kararı ile Orta Doğu'daki gerilimin enerji piyasalarına etkileri yer alacak. ABD-İran hattındaki tansiyona ek olarak Kızıldeniz çıkışında iki Suudi tankerinin Yemen kaynaklı saldırıya uğraması, Babülmendep Boğazı ve Süveyş hattındaki seyrüsefer güvenliğini yeniden kriz seviyesine çıkardı.
Saldırıların farklı noktalara sıçraması petrol, navlun ve sigorta maliyetlerini yukarı yönlü tetiklerken brent petrol fiyatlarını da 90 doların üzerine taşıdı. Deniz taşımacılığındaki ve enerji arzındaki bu aksaklıklar, küresel ölçekte enflasyonist baskıları canlı tutuyor. Türkiye gibi enerji ithalatçısı ülkeler açısından ise yüksek petrol ve navlun maliyetleri; enflasyon, cari açık ve üretim maliyetleri bakımından önemli bir risk oluşturmayı sürdürüyor.

Haftanın en kritik ekonomik gelişmesi, 29 Temmuz'daki Fed toplantısı olacak. Politika faizinin sabit tutulması beklenirken, Fed Başkanı'nın açıklamaları yılın geri kalanına dair beklentileri şekillendirecek. Haftalık takvimde ayrıca ABD 2. çeyrek büyüme verisi ve Avrupa Merkez Bankasının 23 Temmuz’da aldığı politika faizini sabit tutma kararı ile ilgili değerlendirmeler de takip edilecek.
TCMB Sonrası Dengeler ve Reel Sektörün Yükü
Geçen hafta TCMB’nin Para Politikası Kurulu politika faizini yüzde 37 seviyesinde sabit tutma kararı aldı. Türkiye'de piyasalar, bu kararın ardından verilecek yeni mesajları ve finansal yansımaları değerlendirecek.
Yıllık enflasyonun hâlâ yüzde 30'un üzerinde bulunması, jeopolitik risklerle tırmanan enerji fiyatları ve iç talep görünümü, para politikasında temkinli ve sıkı duruşun korunmasını zorunlu kılıyor.
İçeride kamu maliyesi, bütçe dengesi ve finansman maliyetleri reel sektörün ilk gündem maddesi olmaya devam ediyor. Yüksek faiz ortamı KOBİ'ler ve ihracatçı firmalar için kredi erişimini zorlaştırırken bankacılık sektörünün kredi iştahı da yakın takibe alındı. Memur ve emekli maaş artışlarının iç tüketime etkileri hissedilmeye başlanırken hane halkının satın alma gücü ve hayat pahalılığı tartışmaları gündemdeki yerini koruyor.
İzmir Ekonomisi: Turizm Canlı, Sanayide Temkinli Duruş
İzmir'de yaz sezonunun en hareketli dönemine girilirken, turizm ve hizmet sektöründeki canlılık kent ekonomisine olumlu katkı sağlamaya devam ediyor. Ancak bu hareketlilik, yüksek maliyetler nedeniyle işletmelerin kârlılığına aynı ölçüde yansımıyor.
Sanayi kesiminde ise yüksek finansman maliyetleri yeni yatırım kararlarını ötelemeye devam ederken, ihracatçı firmalar Avrupa pazarındaki zayıf talebi yakından izliyor. Önümüzdeki hafta kent ekonomisinin en önemli gündemi, yaz sezonunun ikinci yarısındaki ticari hareketliliğin beklentileri karşılayıp karşılamayacağı olacak.
Özetle; 27 Temmuz haftasında piyasaların yönünü Fed’in kararı, jeopolitik risklerin enerji ve navlun fiyatlarına etkisi ile merkez bankalarının vereceği mesajlar belirleyecek. Yurt içinde ise enflasyonla mücadele ve yüksek finansman maliyetlerinin reel ekonomi üzerindeki etkileri ana odak noktası olmayı sürdürecek.




