Herkesin bir hayali vardır. Kimi küçük bir mutluluğun peşindedir, kimi büyük bir başarının… Kimi yalnızca huzurlu bir sabaha uyanmak ister, kimi ise henüz kimsenin göremediği bir geleceği inşa etmeye çalışır.

Ama bir de hayalleriyle yaşayan insanlar vardır. Onların zihni hiçbir zaman tamamen susmaz. Herkes günün yorgunluğunu geride bırakıp dinlenmeye çekildiğinde, onlar yarının hesaplarını yapar. Olmamışları düşünür, yarım kalanları tamamlamaya çalışır, ulaşamadıkları hedefleri gözlerinde yeniden canlandırırlar.

Çünkü bazı insanların mücadelesi yalnızca hayatla değildir; kendi sınırlarıyladır.

Büyük düşünmek kolay değildir. Büyük hayaller kurmanın bedeli vardır. Bazen anlaşılmamaktır, bazen yalnız kalmaktır, bazen de en yakınlarının bile seni vazgeçirmeye çalışmasıdır.

"Gerçekçi ol" derler.
"Bu kadarını isteme" derler.
"Elindekine şükret" derler.

Oysa insanın elindekine şükretmesi, gönlündekinden vazgeçmesi anlamına gelmez.

Hayal kurmak başka, hayalinin arkasında durmak başkadır. Herkes güzel cümleler kurabilir ama herkes o cümlelerin gereğini yerine getirecek cesareti gösteremez. Çünkü başarı, yalnızca istemekle değil; yorulduğunda yeniden ayağa kalkmakla, düştüğünde kendini toparlamakla ve kimse inanmadığında bile yoluna devam etmekle gelir.

Bazen insanın en büyük savaşı, başkalarına karşı değil, kendi içindeki vazgeçme isteğine karşıdır.

Unutmamak gerekir ki bugün hayranlıkla baktığımız pek çok başarının arkasında, dün kimsenin ciddiye almadığı bir insanın inadı vardır. Bir zamanlar imkânsız denilen şeyler, birilerinin vazgeçmemesi sayesinde mümkün olmuştur.

Hayat, herkese aynı fırsatları sunmayabilir. Kimi bir adım önde başlar, kimi yürümek için önce önündeki engelleri kaldırmak zorunda kalır. Ama insanın nereden başladığından çok, nereye gitmek istediği ve bunun için ne kadar mücadele ettiği önemlidir.

Elbette her hayal gerçekleşmez. Her kapı açılmaz, her emek karşılığını hemen bulmaz. Fakat bir hayalin peşinden giderken kazanılan tecrübe, cesaret ve direnç de insanın hayatına bıraktığı büyük bir mirastır.

Belki de asıl mesele, yıllar sonra geriye dönüp baktığında kendine şu soruyu sorabilmektir:

"Acaba yapabilir miydim?" diye düşünmek mi, yoksa "Elimden gelen her şeyi yaptım" diyebilmek mi daha değerlidir?

Benim cevabım belli…

İnsan, başkalarının kendisi için çizdiği hayatı yaşamak zorunda değildir. Kendi hikâyesini yazma cesaretini göstermelidir. Çünkü bu dünyada herkesin bir ömrü var ama herkesin kendi izini bırakacak bir cesareti yok.

Ve unutmayalım…

Bazı insanlar sadece yaşamak için değil, hayallerini gerçeğe dönüştürmek için mücadele eder. Onları ayakta tutan şey sahip oldukları değil, henüz ulaşamadıklarıdır.

Çünkü insanın içindeki umut tükenmediği sürece, yazılacak daha çok hikâyesi, aşılacak daha çok yolu vardır.