Hayat, bazen insanın karşısına aşılması güç duvarlar çıkarır.
. Ne kadar uğraşsak da yol alamadığımızı düşündüğümüz, ne kadar çabalasak da kapıların yüzümüze kapandığı anlar yaşarız. İşte tam da o anlarda insanın kendi kendine sorması gereken en önemli soru şudur: Gerçekten yapamıyor muyum, yoksa henüz nasıl yapacağımı mı bilmiyorum?
Çünkü hayatın en büyük yanılgılarından biri, henüz başaramadığımız bir şeyi sonsuza kadar başaramayacağımıza inanmaktır.
Oysa hiçbir başarı bir gecede gelmez. Hiçbir büyük hikâye, ilk satırında zaferle başlamaz. Bugün hayranlıkla baktığımız insanların geçmişinde de sayısız hayal kırıklığı, başarısızlık, gözyaşı ve yeniden başlama cesareti vardır. Onları diğerlerinden ayıran şey, hiç düşmemeleri değil; düştüklerinde yeniden ayağa kalkmayı öğrenmeleridir.
Bazen insanın önündeki en büyük engel, aşamayacağına inandığı kendi düşünceleridir.
Bir hayalin peşinden gitmek istediğinizde çevrenizden yükselen sesleri düşünün. “Yapamazsın”, “Başaramazsın”, “Senin gücün yetmez” diyenler mutlaka olacaktır. Kimi bunu sizi korumak için söyler, kimi kendi korkularını sizin hayatınıza taşır, kimi de sizin cesaret edemediğiniz bir şeyi denemenizden rahatsızlık duyar.
Ancak unutulmaması gereken bir gerçek var: Başkalarının sizin hakkınızdaki düşünceleri, sizin potansiyelinizin sınırlarını belirlemez.
Elbette her hedefe ulaşmak mümkün olmayabilir. Her kapı açılmayabilir, her mücadele zaferle sonuçlanmayabilir. Hayat, yalnızca istemekten ibaret değildir; emek, sabır, doğru zamanlama ve bazen de değişen şartlara uyum sağlamayı gerektirir. Fakat bir yolun kapanması, bütün yolların tükendiği anlamına gelmez.
Bazen hedefe ulaşmak için yürüdüğümüz yolu değiştirmemiz gerekir. Bazen daha fazla çalışmalı, bazen yeniden öğrenmeli, bazen de uzun zamandır sımsıkı tutunduğumuz bir düşünceyi geride bırakmalıyız.
Çünkü kararlılık, aynı duvara defalarca çarpmak değil; gerektiğinde başka bir yol bulacak kadar akıllı, yeniden deneyecek kadar cesur olabilmektir.
UMUT, SADECE BEKLEMEK DEĞİL; HAREKETE GEÇMEKTİR
Toplum olarak zaman zaman en kolay yaptığımız şey, şartların zorluğundan yakınmak oluyor. Ekonomik sıkıntılar, geçim mücadelesi, işsizlik, gelecek kaygısı ve adaletsizlik duygusu insanın omuzlarına ağır yükler bindirebiliyor. İnsan bazen hayallerini ertelemek, mücadeleden vazgeçmek ve bulunduğu durumu kabullenmek zorunda kaldığını hissedebiliyor.
Böyle zamanlarda umudu korumak kolay değildir. Hele ki emek verdiğiniz hâlde karşılığını alamıyorsanız, defalarca hayal kırıklığına uğramışsanız, yeniden başlamak size yorucu gelebilir.
Ama tam da bu noktada kendimize şunu hatırlatmalıyız: Umut, her şeyin kendiliğinden düzeleceğini düşünmek değildir. Umut, şartlar zor olsa bile elimizden geleni yapmaya devam etmektir.
Bir iş kurmak isteyenin ilk adımını atmasıdır umut. Yıllardır içinde taşıdığı hayali gerçekleştirmek için yeniden kalemini eline alan bir yazarın cesaretidir. Sesini duyurmak isteyen bir sanatçının, karşısına çıkan engellere rağmen üretmeye devam etmesidir. Çocuğuna daha güzel bir gelecek hazırlamak isteyen bir anne babanın her sabah yeniden mücadeleye başlamasıdır.
Ve bazen umut, yalnızca bugün pes etmemektir.
Çünkü küçücük bir adım, zaman içinde kocaman bir mesafeye dönüşebilir. Bugün önemsiz gibi görünen bir karar, yarın hayatınızın dönüm noktası olabilir.
BAŞARI, ÖNCE İNSANIN KENDİNE İNANMASIYLA BAŞLAR
İnsan, kendisine inanmayı bıraktığında yalnızca hayallerinden vazgeçmez; deneme ihtimalini de ortadan kaldırır. Oysa denemediğimiz bir şeyin sonucunu hiçbir zaman bilemeyiz.
Belki ilk girişimimiz başarısız olacak. Belki beklediğimiz karşılığı alamayacağız. Belki de yıllardır peşinden koştuğumuz hedefin sandığımız kadar bize uygun olmadığını anlayacağız. Bunların hiçbiri, hayatın sona erdiği anlamına gelmez.
Başarısızlık, doğru değerlendirildiğinde insanı küçülten değil, geliştiren bir deneyimdir. Her hata bize bir şey öğretir, her hayal kırıklığı beklentilerimizi yeniden gözden geçirmemizi sağlar. Yeter ki yaşadıklarımızın bizi tüketmesine değil, olgunlaştırmasına izin verelim.
Kendimize karşı dürüst olalım. Gerçekten yapabileceğimizin en iyisini mi yaptık? Yoksa ilk zorlukta geri çekilip sonuca mı hükmettik? Bazen ihtiyacımız olan şey daha fazla yetenek değil, biraz daha sabırdır. Bazen daha fazla fırsat değil, elimizdeki fırsatı değerlendirecek bir cesarettir.
Ve bazen de ihtiyacımız olan, kendimize yeniden bir şans vermektir.
HAYAT, VAZGEÇMEYENLERİN HİKÂYELERİNİ YAZAR
Şunu hiçbir zaman unutmayalım: Her insanın hayatında yeniden başlayabileceği bir nokta vardır. Bu, her şeyin kolay olacağı anlamına gelmez. Yalnızca geçmişte yaşananların geleceği bütünüyle belirlemek zorunda olmadığını gösterir.
Dün yanlış bir karar vermiş olabilirsiniz. Bugün istediğiniz yerde olmayabilirsiniz. Yıllarınızı verdiğiniz bir işte karşılık bulamamış, güvendiğiniz insanlardan hayal kırıklığı yaşamış olabilirsiniz. Ancak geçmişte yaşadıklarınız, gelecekte kim olacağınızı tek başına belirleyemez.
Önemli olan, yaşadıklarınızdan ne öğrendiğiniz ve bundan sonra ne yapmayı seçtiğinizdir.
Kendinize küçük hedefler koyun. Yapabileceklerinizi belirleyin. Eksiklerinizi kabul edin. Gerektiğinde yardım isteyin. Başkalarının başarılarını kendi başarısızlığınızın kanıtı olarak görmeyin. Herkesin yolculuğu, şartları ve zamanı farklıdır.
En önemlisi de kendi hayatınızı başkalarının beklentilerine göre yaşamaktan vazgeçin. Çünkü başkalarının sizin için çizdiği sınırlar içinde yaşarken kendi potansiyelinizi keşfetmeniz mümkün olmayabilir.
Hayat, cesaret edenlere her zaman istediklerini vermeyebilir; fakat cesaret etmeden neyi başarabileceğimizi öğrenmemiz de mümkün değildir.
Sonuç olarak; insanın hayatını değiştiren şey, yalnızca büyük fırsatlar değil, o fırsatları değerlendirmek için gösterdiği iradedir.
Belki bugün her şey istediğiniz gibi gitmiyor. Belki önünüzde aşılması zor engeller var. Belki de uzun zamandır beklediğiniz haber bir türlü gelmiyor. Yine de kendinize bir kapı bırakın. Bir adım daha atın. Bir kez daha deneyin. Ama aynı zamanda öğrenin, değişin ve gerektiğinde yönünüzü yeniden belirleyin.
Çünkü hayatın bütün cevaplarını bugün bilmek zorunda değilsiniz. Bütün sorunları bir günde çözmek zorunda da değilsiniz.
Bazen tek yapmanız gereken, kendinize inanmayı tamamen bırakmamaktır.
Ve kim bilir? Belki de bugün aşılmaz sandığınız o engel, yarın geride bıraktığınız en büyük dersiniz olacak.
Unutmayın; karanlık, ışığın yokluğudur ama ışığı yakmak sizin elinizde olabilir. Yol uzun, şartlar zor, mücadele çetin olabilir. Yine de emek verdiğiniz, öğrendiğiniz ve umudunuzu eyleme dönüştürdüğünüz sürece önünüzde yeni ihtimaller vardır.
Hayat, her zaman istediğimiz kapıyı açmayabilir. Ama bazen başka bir kapıyı bulabilmek için önce yürümeye devam etmek gerekir.
Çünkü en güzel hikâyeler, her şey yolundayken değil; bütün zorluklara rağmen yeniden ayağa kalkıldığında yazılır.