Hayat, insanı en çok da insanlarla sınar.
Kimi zaman bir suskunlukla, kimi zaman beklenmedik bir davranışla, kimi zaman da en çok güvendiğimiz insanın sessizce uzaklaşmasıyla…
Her şey yolundayken etrafımız kalabalıktır. Telefonlar çalar, mesajlar gelir, güzel sözler söylenir. Ancak hayatın yükü ağırlaştığında, işler tersine döndüğünde ve insanın bir omuza ihtiyaç duyduğu anlarda o kalabalık yavaş yavaş azalır.
İşte o zaman kimin gerçekten yanımızda olduğunu, kimin yalnızca güzel günlerimizin misafiri olduğunu anlarız.
Çünkü bazı insanlar mutluluğumuza ortak olmak isterken, bazıları acımızı paylaşmaktan kaçınır. Kimi başarımızı alkışlar, kimi düştüğümüzde elimizden tutar. Aradaki farkı anlamak için bazen uzun yıllara değil, tek bir ana ihtiyaç vardır.
Oysa insan, çoğu zaman kendisine değer verenleri anlamakta geç kalır. Söylenen sözlere inanır, verilen vaatlere tutunur, geçmişte paylaşılan güzel günleri geleceğin garantisi sanır. Fakat zaman bize gösterir ki bir insanın hayatımızdaki yeri, söyledikleriyle değil, zor zamanlarımızda sergilediği duruşla belirlenir.
Elbette herkes hayatımızda sonsuza kadar kalmak zorunda değil. Bazıları bize sevgiyi, bazıları güveni, bazıları da sınırlarımızı öğretir. Kimi bir ömürlük dost olur, kimi ise geride bir ders bırakarak gider.
Önemli olan, gidenlerin ardından kendimizi tüketmek değil; kalanların kıymetini bilmektir. Herkesi hayatımızda tutmaya çalışırken kendi huzurumuzdan vazgeçmemektir. Çünkü gerçek dostluk, insanı yormaz; güç verir. Gerçek sevgi, kendimizi kanıtlamak zorunda bırakmaz; olduğumuz gibi kabul eder.
Unutmayalım ki kalabalıklar her zaman yalnızlığı gidermez. Bazen tek bir samimi insan, onlarca sahte yakınlıktan daha değerlidir. Bazen zor bir günde uzatılan bir el, en mutlu günümüzde söylenen yüzlerce güzel sözden daha anlamlıdır.
Hayatın en büyük kazancı, herkesi yanımızda tutmak değil; kiminle aynı yolda yürümeye değer olduğunu anlayabilmektir.
Çünkü herkes hayatımıza girebilir ama herkes kalbimizde aynı yeri hak etmez. Ve bazen insan, kimlerin yanında kaldığını gördüğünde değil, kimlerin yokluğunda huzur bulduğunu fark ettiğinde büyür.