“Her zaman haklı olduğunu düşünüyorsan, hayattan hiçbir şey öğrenemezsin.” Belki de insanın kendisine sorması gereken en zor sorulardan biri budur:

“Ya yanılıyorsam?”

Çünkü kabul edelim; insanın kendi hatasını kabul etmesi, başkasının hatasını görmekten çok daha zordur.

Bazılarımız her tartışmada haklı olmak ister. Söylediği sözün doğruluğundan o kadar emindir ki karşısındaki insanın düşüncesine, yaşadığı tecrübeye, hatta ortaya koyduğu gerçeğe bile kulaklarını kapatır.

Çünkü mesele artık gerçeği bulmak değildir.

Mesele haklı çıkmaktır.

Oysa hayat bize şunu öğretir:

Her konuda haklı olamazsın.

Bazen yanlış insanı savunursun.

Bazen yanlış karar verirsin.

Bazen güvendiğin insan seni hayal kırıklığına uğratır.

Bazen de yıllarca doğru bildiğin bir şeyin aslında büyük bir yanılgı olduğunu fark edersin.

İşte insanın gerçek olgunluğu tam da burada başlar.

Çünkü hata yapmak insanı küçültmez.

Hatayı kabul etmemek küçültür.

KENDİ DOĞRUMUZUN ESİRİ OLMAYALIM

Hayatta en tehlikeli şeylerden biri, insanın kendi doğrularını mutlak gerçek zannetmesidir.

“Ben bilirim.”

“Ben haklıyım.”

“Ben hiç hata yapmam.”

Bu cümleler insanı geliştirmez; aksine insanın zihninin kapılarını kapatır.

Oysa akıllı insan, “Ben her şeyi biliyorum.” demez.

“Bilmediğim çok şey var.” diyebilir.

Çünkü öğrenmenin başladığı yer, insanın kendi bilgisinin sınırlarını fark ettiği yerdir.

Bazen bizden yaşça küçük bir insan bir cümle söyler ve bize yıllarca unutamayacağımız bir ders verir.

Bazen hiç tanımadığımız biri, hayatımıza dokunan bir söz söyler.

Bazen de en büyük dersimizi, en büyük hatamızdan alırız.

Hayatın garip tarafı da budur.

Bazı derslerin öğretmeni insan değil, yaşadıklarımızdır.

KAYBETMEK DE BİR ÖĞRETİDİR

Hayatta her kayıp başarısızlık değildir.

Bazı kayıplar insanı kendisine getirir.

Kaybettiğin bir insan sana güvenmeyi öğretir.

Kaybettiğin bir dost sana insan tanımayı öğretir.

Yanlış verdiğin bir karar sana düşünmeyi öğretir.

Uğradığın bir hayal kırıklığı sana beklentilerini yönetmeyi öğretir.

Ve bazen yalnız kalmak, insanın kendisiyle tanışmasını sağlar.

Bu yüzden geçmişte yaptığımız hatalara sadece öfkeyle bakmamak gerekir.

Çünkü bugün olduğumuz insanı biraz da dün yaptığımız yanlışlar inşa eder.

Hiç hata yapmamış bir insan değil, hatasından ders çıkarabilmiş bir insan değerlidir.

ÖZÜR DİLEMEK ZAYIFLIK DEĞİLDİR

Günümüzde bazı insanlar özür dilemeyi güçsüzlük zannediyor.

Oysa gerektiğinde “Ben hata yaptım.” diyebilmek büyük bir karakter göstergesidir.

“Yanılmışım.”

“Bunu yanlış anlamışım.”

“Seni kırdığımı fark etmemişim.”

“Bu konuda haklı olan senmişsin.”

Bu cümleler insanı küçültmez.

Tam tersine, insanın karakterini büyütür.

Çünkü herkes konuşabilir.

Herkes kendisini savunabilir.

Herkes başkasının hatasını anlatabilir.

Ama herkes kendi hatasının karşısında durup aynaya bakamaz.

Asıl cesaret, insanın kendisiyle yüzleşebilmesidir.

HAYAT BİR MAHKEME DEĞİL

Belki de hayatı sürekli bir mahkeme gibi yaşamaktan vazgeçmeliyiz.

Kimin haklı, kimin haksız olduğunu bulmak için değil; birbirimizden bir şey öğrenmek için konuşmalıyız.

Çünkü her tartışmanın bir kazananı olmak zorunda değil.

Bazen iki insan da birbirini anlayarak masadan kalkabilir.

Bazen “Sen haklısın.” demek kaybetmek değil, olgunlaşmaktır.

Bazen susmak korkaklık değil, gereksiz bir savaştan vazgeçmektir.

Ve bazen karşımızdaki insanın farklı düşünmesi, onun cahil olduğunu değil, bizim dünyaya farklı bir pencereden baktığımızı gösterir.

SON SÖZ

Hayat bize sürekli aynı soruyu soruyor:

“Haklı olmak mı istiyorsun, yoksa öğrenmek mi?”

Eğer her konuda haklı olduğumuzu düşünüyorsak, hayatın bize anlatacaklarını duyamayız.

Çünkü kendisini kusursuz gören insanın gelişmeye ihtiyacı olmadığını düşünmesi kaçınılmazdır.

Oysa insan, hayatının sonuna kadar öğrencidir.

Bugün doğru bildiğimiz şey, yarın değişebilir.

Bugün eleştirdiğimiz bir davranışı, yarın kendimiz yapabiliriz.

Bugün “Asla yapmam.” dediğimiz bir şeyi, hayat bizi öyle bir yere getirir ki yapmak zorunda kalabiliriz.

Bu yüzden kimseye tepeden bakmadan, kimseyi küçümsemeden ve kendimizi hayatın merkezine koymadan yürümek gerekiyor.

Çünkü hayat uzun bir yolculuk.

Ve bu yolculukta en büyük mesele her zaman haklı çıkmak değil; her gün biraz daha iyi bir insan olabilmek.

Unutmayalım:

Yanılmak insanidir.

Hata yapmak hayatın parçasıdır.

Özür dilemek erdemdir.

Öğrenmek ise insanın kendisine yapabileceği en büyük iyiliktir.

Ve belki de hayatın en büyük sırrı şudur:

Her zaman haklı olmak zorunda değilsin.

Bazen yanıldığını kabul etmek, hayatın sana verdiği en değerli derstir.