İnsan, ne kadar saklamaya çalışırsa çalışsın, içindekini bir gün mutlaka dışına taşır.

Kimi bunu güzel sözlerin arkasına saklar, kimi sahte tebessümlerin, kimi ise insanlara gösterdiği yapay dostluğun ardına…

Ama hayatın çok basit bir gerçeği vardır:

İnsanın iç dünyası, zamanla davranışlarına sızar.

Bir bakışta, bir cümlede, bir susuşta, hatta bazen gereğinden fazla gösterilen bir ilgide bile kendini belli eder.

Bugün bir insanın yanında başka, arkasından başka konuşuyorsanız; bugün dost görünüp yarın ilk fırsatta o insanın aleyhinde konuşuyorsanız, bunu sonsuza kadar gizleyebileceğinizi düşünmeyin.

Çünkü samimiyetsizlik, eninde sonunda kendi izini bırakır.

İnsanlar belki ilk anda fark etmez.

Belki susarlar.

Belki gördüklerini görmezden gelirler.

Ama bu, anlamadıkları anlamına gelmez.

Bazı insanlar size karşı sessizleştiğinde kaybettiğinizi sanmayın. Belki de sadece sizi artık daha iyi tanımışlardır.

Ve bazı mesafeler küslükten değil, hayal kırıklığından doğar.

******

Hayatta en tehlikeli insanlar hata yapanlar değildir.

Hatasını kabul eden insan değişebilir.

Yanlış yapan insan özür dileyebilir.

Ama kötülüğü bilinçli şekilde tercih edip bunu karakterinin bir parçası hâline getiren insan, asıl tehlikedir.

Çünkü böyle insanlar çoğu zaman kendilerini haklı göstermek için başkalarını suçlar.

Kendi yaptığını görmez, başkasının kusurunu büyütür.

Kendi sözünün ağırlığını hesaplamaz ama başkasının bir cümlesini günlerce konuşur.

Kendi davranışına mazeret bulur, karşısındakinin davranışına hüküm verir.

İşte burada insanın gerçek yüzü ortaya çıkar.

Çünkü karakter, insanların sizi alkışladığı yerde değil; kimsenin sizi görmediğini düşündüğünüz yerde belli olur.


Bir de hayatın güzel bir tarafı var.

Gerçekler er ya da geç yerini buluyor.

Kimin samimi, kimin hesapçı olduğunu zaman gösteriyor.

Kimin yanında durduğunuzda kendinizi güvende hissettiğinizi, kimin yanından ayrıldığınızda içinizin rahatladığını zaman öğretiyor.

Bazı insanlar hayatınıza ders olarak giriyor.

Bazıları ise karakterinizi sınamak için…

Ve bazılarını kaybetmek, aslında kayıp değil; büyük bir kazanç oluyor.

Çünkü insan hayatından herkesin çıkmasına üzülmemeli.

Bazen bir insanın gerçek yüzünü görmek, onun hayatınızdan çıkmasından çok daha değerlidir.


Bu yüzden herkese bir tavsiyem var:

Kendinize dönün.

İnsanları değiştirmeye çalışmadan önce kendi içinizi kontrol edin.

Çünkü dışarıya verdiğiniz görüntü, içeride taşıdığınız duygularla er ya da geç örtüşür.

İyilik taşıyorsanız yüzünüzde görünür.

Samimiyet taşıyorsanız sözünüzde hissedilir.

Sevgi taşıyorsanız davranışınıza yansır.

Ama kötülük, hesap, kıskançlık ve art niyet de aynı şekilde kendini belli eder.

Maske takabilirsiniz ama karakterinizi sonsuza kadar gizleyemezsiniz.

Ve unutmayın…

İnsanları kandırabilirsiniz.

Bir süre çevrenizi de kandırabilirsiniz.

Ama zamanı kandıramazsınız.

Çünkü zaman, herkesin gerçek yüzünü ortaya çıkaran en acımasız aynadır.

Kimin ne olduğu, ne söylediğiyle değil; zaman içinde ne yaptığıyla anlaşılır.

O yüzden bugün birilerine karşı nasıl davrandığınızı değil, yarın onların sizi nasıl hatırlayacağını da düşünün.

Çünkü insanın bu dünyada bıraktığı en büyük iz; sahip olduğu makam, para ya da şöhret değil…

İnsanların kalbinde bıraktığı duygudur.