Dün... Şu yaşlı dünyanın yıldız tarihi “1 Kasım Pazar”dı... Ve... Bu güzel Türkiye’nin “en anlamlı takvim yaprakları”ndan biriydi...

Ulu Önder Atatürk'ün yarattığı…

En büyük devrimlerden biri olan...

“Harf Devrimi”nin 98'inci yılını kutladık...

Genç Cumhuriyet…
1 Kasım 1928'de Latin Alfabesi'ne geçiş yapmıştık…
Ne ilginçtir ki…
Aradan neredeyse bir asır geçmesine karşın…
Hala…
Şu sırada bile müthiş bir “densizlik örneği” sergileyerek…

“Atalarımızın mezar taşını okuyamıyoruz...
Bir gecede cahil bırakıldık!”

Şeklindeki eleştiriler…
Çok az da olsa kulakları tırmalıyordu!

*

Yeterince bilinmez ama…
Harf Devrimi…
O tarihlerde…
Genç Cumhuriyet'in “en zor hayata geçen” ama…
“Türkiye'yi, Türkiye yapan” efsane bir proje olarak…
Tarihteki yerine aldı…
Ne mutlu bu millete...

*

Gazi Mustafa Kemal Atatürk…
Dil Devrimi'nin en kısa sürede uygulamaya geçmesi kararlılığını…
15 Eylül 1928'de…
Sinop Belediye Parkı'nda halka şöyle seslenmişti:

“Arkadaşlar, bazıları yeni Türk harflerinin uygulamaya koyulması için benden üç yıl gibi bir mühlet (süre) istiyorlar… Buna asla rıza (olur) göstermem… Ankara'ya dönünce bunun hemen kabul edilmesine bütün gücümle çalışacağım…”

*

Nitekim...
Gazi Mustafa Kemal Paşa…
Sözünün arkasında durdu…

Genç, yaşlı…
Kadın, erkek…

Topyekün…
Genç Cumhuriyet'in yepyeni bir “alfabe”ye kavuşması…
Tüm engellemelere karşın hayata geçmişti ve var ki,,,
O devrim…
Atatürk'ün sık sık canına sıkan, üzen boyutlara ulaştı…
Önce heyecan veren bir örnek:

*

Atatürk'ün manevi kızı…
Sosyolog, tarihçi ve akademisyen Prof. Afet İnan anlatıyor:

“1928'in 8 Ağustos akşamıydı… Sarayburnu'nda düzenlenen bir halk eğlencesindeydik… Atatürk, kağıtlara bir şeyler yazdı; bana okuttu… Yanlışsız okuduğum için memnun oldu… (Demek ki, uygulamada başarılı olacağız) dedi… Bu sözler çok önemliydi…”

*

Atatürk aynı akşam…
Yazar, gazeteci ve milletvekili Falih Rıfkı Atay'ı da yanına çağırdı…
Atay, o dakikaları şöyle anlatıyordu:

“Atatürk küçük bir deftere bir şeyler yazıyordu... Beni yanına çağırarak… (Bir defa gözden geçir; bunları sana okutacağım) dedi… Latin harfleriyle ilk Türkçe yazı işte oydu…”

*

Daha sonra…
(27 Temmuz 1928)
Falih Rıfkı Atay…
Dolmabahçe Sarayı'nda…
Atatürk'e “yeni alfabe” hakkında bilgi verdi…
Gazeteci Atay'a göre…

Yeni yazı...

Dil sorununu çözeceği gibi…
Yalnız Arap yazısını değil…
Osmanlıca’nın da tasfiye edilmesini sağlayacaktı…

Atatürk bunu duyduğu için mutlu olmuştu ama…
Cevabını beklediği önemli bir sorusu daha vardı:

“Biz bunları halka ve çocuklara nasıl öğretebiliriz? Yeni yazının, eski yazının yerine geçmesi için ne kadar süre düşünüyorsun?'

Ünlü yazar Falih Rıfkı…
Ulu Önder'in gözlerinin içine baktı…
Söyleyeceği O'nu mutlu etmeyecekti ama…
Artık ok yaydan çıkmıştı…
Dudaklarından şu sözler döküldü:

“Beş ile on beş yılı bulur, sayın Cumhurbaşkanım…”

Atatürk, bir saniye bile düşünmedi…
Sert bir ses tonuyla, sohbeti noktaladı:

“Ya üç ayda yaparız ya hiçbir zaman!”

*

Bitiriyoruz…

“Harf Devrimi neden yapıldı?” diye…
Bunca yıldan sonra, hala o soruya takılanların…
Şunu iyi bilmesinde yarar vardır:

“Arap abecesi”, ayrıca dinsel anlamlar yüklenmiş bir dizgeydi...
Okuryazar olmayan halk…
Bu “abece”yle yazılmış tüm kitaplara…
Gördüğü her basılı kağıda inanç penceresinden bakmakta…
Kutsal kitap yazısıyla yazılmış her şeyi…
Adeta kutsallaştırmaktaydı…

Bu nedenle salt okuma yazma bilmek bile din ile ilişkilendirilmekteydi…

Okuryazar olmayan halk…
Dilekçesini, mektubunu yazmaktan yoksundu…
Eski yazıyı bilenlerin yönlendirmesine açıktı…
Nitekim…
Atatürk, devrimin böyle hayata geçemeyeceğini anlamıştı…

*

Yeni yazının benimsenmesinden sonra…
Mustafa Kemal Atatürk, Anadolu seferine çıktı…
Kentleri, özellikle köyleri dolaştı…

Harf Devrimi…
Tam da Atatürk'ün hayal ettiği gibi üç ayda gerçekleşmişti…

Yaşananlar…
Atatürk'ün devrimci kararlılığını gösteren…
En büyük örnek olarak tarihe geçti…

Nokta…

Hamiş 1: Türk alfabesinin içeriği, Latin harflerini yazı sistemlerinde kullanan diğer ülkelerin alfabeleriyle birebir aynı değildi… Türk dilinin seslerini karşılamaları amacıyla türetilmiş harfleri bulunduruyordu…

Mesela, “Ç... Ş... Ğ... I... İ... Ö... Ü” gibi…

Bunun yanı sıra...
Türk alfabesindeki harflerin okunuşları...
Batı dillerindeki harflerin okunuşlarından farklıydı…
Tüm bunların ışığında “Harf Devrimi”...
O günün Türkiye Cumhuriyeti'ne...
Tam karşılığı ile “çağ atlatmış” oldu…

Hamiş 2: Harf Devrimi’nin geçmişle bağı kopardığı ve “Bir gecede cahil kaldığımız...” iddiası, eksik bilgidir... Osmanlı metinlerinin değişen yazı türleri (hat) ve kelime dağarcığı nedeniyle, Arap harflerini bilenler bile arşivdeki birçok belgeyi okuyamazdı...

Sonsöz: “Yeni Türk harflerini çabuk öğreniniz... Kadına, erkeğe, hamala, sandalcıya, bütün yurttaşlara öğretiniz... Bunu yurtseverlik, ulusseverlik görevi biliniz... Bu görevi yaparken düşününüz ki, bir ulusun, bir sosyal topluluğun yüzde 10'u ancak okuma yazma bilir, yüzde doksanı bilmezse, bundan insan olanların utanması gerek… / Gazi Mustafa Kemal Atatürk – İstanbul Sarayburnu – 9 Ağustos 1928…”