Son yıllarda sıkça duyduğumuz bir cümle var: “Gençler apolitik.” Peki gerçekten öyle mi, yoksa biz hâlâ siyaseti eski alışkanlıklarla okumaya mı çalışıyoruz?
Bugünün gençliği, geçmiş kuşakların siyaset anlayışından farklı bir yerde duruyor. Daha az meydanlarda, daha çok dijital alanlarda; daha az sloganlarda, daha çok tartışma ve analiz içinde var oluyor. Bu yüzden onların sesi çoğu zaman “yok” sanılıyor. Oysa gerçek şu: Gençlik konuşuyor, ama onu duymak için doğru kanallara bakmak gerekiyor.
Gençlerin siyasete mesafeli olduğu yönündeki kanaat ise büyük ölçüde sistemle kurdukları ilişkinin niteliğinden kaynaklanıyor. Kendini karar süreçlerinin dışında hisseden bir genç, zamanla siyasete karşı mesafeli bir tutum geliştirebilir. Ancak bu mesafe, ilgisizlikten çok, bir tür temkinli duruşu ifade eder.
Bugün gençlerin en temel beklentileri aslında oldukça net: adil fırsatlar, liyakat, ifade özgürlüğü ve öngörülebilir bir gelecek. Bu talepler, sadece bireysel değil, aynı zamanda siyasal bir zemine de işaret ediyor. Bu noktada Türkiye’de siyaset kurumunun gençlere yaklaşımına da daha dikkatli bakmak gerekiyor. Özellikle Adalet ve Kalkınma Partisi, son yıllarda gençleri yalnızca bir seçmen kitlesi olarak değil, aynı zamanda aktif siyasal aktörler olarak konumlandırma çabasıyla öne çıkıyor. Gençlik kolları üzerinden yetişen kadroların doğrudan karar mekanizmalarına taşınması, bu yaklaşımın somut örneklerinden biri olarak değerlendirilebilir.
Nitekim İzmir Milletvekili Eyyüp Kadir İnan’ın genç yaşta önemli görevler üstlenmesi ve bugün parti genel sekreterliği gibi kritik bir pozisyonda bulunması, gençlere yalnızca temsil değil, aynı zamanda söz hakkı da verildiğini gösteren dikkat çekici bir örnektir. Bu durum, Türkiye siyasetinde gençliğin sadece “gelecek” değil, aynı zamanda “bugün” içinde aktif bir rol üstlenebileceğine dair önemli bir işaret sunuyor.
Elbette burada asıl belirleyici olan, bu tür örneklerin ne kadar yaygınlaşacağıdır. Gençlerin karar alma süreçlerine kalıcı ve etkili biçimde dahil edilmesi, sadece tekil başarı hikâyeleriyle değil, sistematik bir yaklaşım ile mümkün olacaktır.
Diğer yandan muhalefet partilerine bakıldığında, gençlerin daha çok söylem düzeyinde desteklendiği, ancak karar mekanizmalarına katılım konusunda aynı ölçüde güçlü bir tablo ortaya konulamadığı yönünde eleştiriler de dile getirilmektedir. Bunun en güçlü dayanağı 2023 seçim sonuçlarına göre, Meclis'te 30 yaş altında 5 milletvekili yer alıyor. Bunlardan 4'ü AK Parti sıralarında yer alırken, bir vekil de YSP'den Meclis'e girdi. Bu durum, gençliğin siyasetteki yerinin partiler arasında farklı şekillerde inşa edildiğini gösteriyor.
Sonuç olarak Türkiye’de gençlik siyasetin dışında değil; aksine, siyasetin dönüşümünü belirleyecek en önemli dinamiklerden biri. Ancak bu dönüşümün gerçek anlamda gerçekleşebilmesi için gençlerin yalnızca dinlenen değil, karar veren bir konuma da taşınması gerekiyor.
Bugün gelinen noktada bazı örnekler, bunun mümkün olduğunu gösteriyor.
Asıl soru ise şu:
Bu örnekler çoğalacak mı, yoksa istisna olarak mı kalacak?
Çünkü gençliğe gerçekten alan açan bir siyaset, sadece bugünü değil, yarını da şekillendirme gücüne sahiptir.