SON MÜHÜR/Cumhur Erkek-Düğünlerde takılan her türlü takı ve paranın, kadının evlilik içindeki ekonomik güvencesi olarak kabul edilen 50 yıllık içtihat son buluyor. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, hukuk literatürüne geçen emsal kararında gerekçe olarak toplumsal dinamiklerin, evlilik törenlerinin ve geleneklerin zamanla uğradığı büyük değişimi gösterdi. Bu doğrultuda, hakkaniyet sınırlarını yeniden çizen mahkeme, tarafların iradesine ve takının fiilen kime yöneltildiğine dayalı yeni bir mülkiyet modeli geliştirdi.
Mahkemeler Nasıl Karar Verecek?
Aile mahkemeleri, artık boşanma aşamasındaki eşlerin takı ihtilaflarını çözerken eski ezberleri bir kenara bırakacak ve Yargıtay'ın belirlediği sınırlarda:
1. Sözleşme Serbestisi ve Yerel Adet Önceliği
Takıların kime ait olacağı konusunda ilk olarak eşlerin kendi aralarında (evlilik öncesinde veya sırasında) yaptığı açık ya da zımni bir anlaşmanın varlığına bakılacak. Eğer taraflar arasında bir sözleşme yoksa, davanın görüldüğü bölgedeki yerel örf ve adetlerin varlığı iddia ve ispat edilecek. Bu iki kriterden de sonuç alınamazsa, Yargıtay'ın yeni genel kuralı devreye girecek.
2. 'Kime Takıldıysa Onun Kişisel Malıdır' İlkesi
Yeni ilkesel görüşün en radikal değişimi burada yaşanıyor. Düğün töreni sırasında gelinin yakasına veya kuşağına takılan her türlü ekonomik değer (altın, döviz,) gelinin, damadın yakasına veya ceketine takılanlar ise damadın kişisel malı sayılacak. Böylece damada takılan çeyrek altınlar ya da paralar artık doğrudan kadına devredilemeyecek.
3. 'Karşı Cinse Özgü' Olma İstisnası
Erkeğin üzerine takılmış olsa dahi, tasarımı ve doğası gereği yalnızca kadınların kullanımına uygun olan ziynet eşyaları (kadın bileziği, gerdanlık, küpe, taşlı setler vb.) erkeğe takılmış olsa bile yine kadına ait sayılacak. Takının hangi cinsiyete özgü olduğu konusunda mahkemede bir çekişme yaşanırsa, dosya kuyumcu bilirkişisine gidecek. Bilirkişi ürünün her iki cins tarafından da kullanılabileceğini (örneğin bazı uniseks zincirler veya yatırımlık has altınlar) belirtirse, ürün takılan tarafta kalacak.
4. Takı Sandığı ve Torbası Ortak Kabul Edilecek
Düğün salonlarında gelin ve damadın masaları dolaşarak takı toplamak yerine sıklıkla kullandığı 'takı sandığı' veya 'takı torbası' uygulaması için de yeni bir kural yazıldı. Sandığa atılan ve kime takıldığı net olarak ayrıştırılamayan paralar ve takılar yönünden, eğer takılan şey belirgin biçimde bir cinsiyete özgü değilse (TL, döviz, uniseks altınlar vb.) eşlerin ortak malı olarak kabul edilecek ve yarı yarıya paylaştırılacak.
Karara Yol Açan Emsal Davanın Geçmişi
Hukuk dünyasında yeni bir başlangıç yaratan süreç, boşanma aşamasındaki bir kadının, düğünde damadın üzerine takılan 6 adet çeyrek altının da kendisine ait olduğunu ileri sürerek mahkemeye başvurmasıyla başladı. İlk Derece ve İstinaf Mahkemeleri, Aile Mahkemesi ve ardından Bölge Adliye Mahkemesi, 50 yıllık eski içtihada sadık kalarak, erkeğe takılan ve kadına özgü olmayan bu 6 çeyrek altının da kadına iade edilmesine ya da bedelinin ödenmesine hükmetti. Damat avukatının kararı temyiz etmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, alt mahkemelerin kararını hatalı buldu. Toplumsal değişime vurgu yapan daire, erkeğe takılanın erkeğe ait olması gerektiğine hükmederek yerel mahkeme kararını bozdu.
Boşanma Davalarında Şimdi Ne Olacak?
Bu tarihi kararla birlikte aile mahkemelerindeki dava stratejileri de tamamen yön değiştirecek. Düğün videoları ve fotoğraf kayıtları, artık sadece takıların miktarını belirlemek için değil, 'kime, hangi eşin üzerine takıldığını' tek tek tespit etmek için adli bilirkişiler tarafından saniye saniye incelenecek. Ayrıca, evlilik birliği içinde bozulan altınlar konusundaki ispat yükü de kritik önemini koruyor. Eşlerden biri, kendisine ait olan takıların rızası dışında elinden alındığını, erkeğin borçları veya düğün borçları için rızası olmadan bozdurulduğunu somut delillerle (tanık, mesaj kayıtları, ikrar) kanıtlamakla yükümlü olacak. Kanıtlanamadığı takdirde, herkes kendi üzerine takılanın sahibi olarak mahkemeden ayrılacak.





