Son Mühür/ Emine Kulak- Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından Resmî Gazete’de yayımlanan yeni yönetmelik değişikliğiyle birlikte, Türkiye’de inşaat sektöründe sürdürülebilirlik odaklı yeni bir dönem başladı. 16 Mayıs 2026 tarihli düzenleme kapsamında, artık binalar yalnızca enerji verimliliği açısından değil; üretim sürecinden yıkım ve geri dönüşüme kadar geçen tüm yaşam döngüsündeki karbon ayak izi ve çevresel etkileriyle değerlendirilecek.

“Binalarda Enerji Performansı Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik” ile birlikte “Bina Yaşam Döngüsü Analizi” yaklaşımı resmiyet kazanırken, düşük emisyonlu projeler için “Düşük Karbonlu Bina Belgesi” uygulaması da yürürlüğe girdi. Özellikle 10 bin metrekare ve üzeri yeni projelerde analizlerin zorunlu hale getirilmesi, sektör temsilcileri tarafından sürdürülebilir şehirleşme adına tarihi bir adım olarak değerlendiriliyor.

Yeni yönetmelik hakkında THK Güzelbahçe Şube Başkanı ve Çevre Mühendisi Yakup Ateş değerlendirmelerde bulundu.

“Sera gazı emisyonları hesaplanabilecek”

Yapı sektöründe çevre odaklı yeni bir dönemin başladığını belirten Çevre Mühendisi Ateş, “Bugün yayımlanan Resmî Gazete ile birlikte, “Binalarda Enerji Performansı Yönetmeliği” kapsamında oldukça önemli bir dönüşüm süreci resmen başlamış oldu. Artık binalar yalnızca “enerji tüketen yapılar” olarak değil; ham maddesinden yıkım aşamasına kadar çevresel etkileri hesaplanan, karbon ayak izi ölçülen ve sürdürülebilirlik kriterleriyle değerlendirilen yaşam alanları olarak ele alınacak. özellikle yönetmelikte yer alan “Bina Yaşam Döngüsü Analizi” kavramı, inşaat sektöründe yeni bir dönemin habercisidir. Bu yaklaşım ile bir yapının; Kullanılan malzemesi, üretim süreci, taşınması, işletme dönemi, bakım ve onarımı, yıkımı ve atık yönetimi dahil olmak üzere tüm süreçlerde oluşturduğu sera gazı emisyonları hesaplanabilecek. Bu ne anlama geliyor? Aslında çok net: Artık sadece binanın güzel ya da sağlam olması yeterli olmayacak; aynı zamanda ne kadar çevreci olduğu, ne kadar karbon saldığı ve doğaya ne kadar yük oluşturduğu da resmî bir kriter hâline gelecek” dedi.

“Bina Yaşam Döngüsü Analizi Belgesi zorunlu hâle geldi”

Yeni yönetmelikle birlikte yapı sektöründe çevreci ve sürdürülebilir bir dönemin başlayacağını belirterek, düşük karbonlu bina uygulamalarının iklim değişikliğiyle mücadelede kritik rol oynayacağı söyleyen Ateş, “Yönetmelikle birlikte “Düşük Karbonlu Bina Belgesi” uygulaması da devreye giriyor. Özellikle enerji performans sınıfı yüksek ve sera gazı emisyonu düşük yapılar artık ayrı bir belge ile tanımlanacak. Bir diğer önemli başlık ise başlık ise 10.000 metrekare ve üzerindeki yeni yapılarda “Bina Yaşam Döngüsü Analizi Belgesi”nin zorunlu hâle getirilmesi oldu. Bu belge; yapı kullanım izni aşamasında, Enerji Kimlik Belgesi ile birlikte ilgili idareye sunulacak. “Çevre mühendisi olarak bu değişikliği son derece kıymetli buluyorum. Çünkü iklim değişikliğiyle mücadele yalnızca sanayi tesisleriyle değil; şehirlerimiz, yapılarımız ve yaşam alanlarımız üzerinden de yürütülmek zorunda. Bugün dünyada toplam enerji tüketiminin ve karbon emisyonlarının çok büyük bir kısmı yapı sektöründen kaynaklanıyor. Bu nedenle düşük karbonlu şehirler, enerji verimli yapılar ve sürdürülebilir bina politikaları artık bir tercih değil, bir zorunluluk hâline geldi. Türkiye’nin bu dönüşüme mevzuat düzeyinde daha güçlü şekilde dâhil olması; hem Avrupa Yeşil Mutabakatı süreci hem sürdürülebilir kentleşme politikaları hem de iklim değişikliğiyle mücadele açısından önemli bir adımdır. Önümüzdeki süreçte belediyelerden yapı denetim sistemlerine, proje ofislerinden mühendislik disiplinlerine kadar birçok alanda yeni bir teknik dönüşüm göreceğiz. Çünkü artık mesele sadece bina yapmak değil, geleceğe karşı sorumluluk taşıyan yapılar inşa edebilmek” ifadelerini kullandı.

‘Diploma’ çıkışı sonrası Güzelbahçe’de o dosya yeniden açıldı: "Tuz kokmadı, çürüdü”
‘Diploma’ çıkışı sonrası Güzelbahçe’de o dosya yeniden açıldı: "Tuz kokmadı, çürüdü”
İçeriği Görüntüle

Muhabir: Emine Kulak